İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Şiirin En Leyla Hali: Ahmed Arif

Yokluğun, cehennemin öbür adıdır 
Üşüyorum, kapama gözlerini

Bugün, yukarıda yer alan güçlü dizelerin sahibini anacağız. Tabii ki elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce. Ahmed Arif 1927 yılında Diyarbakır’da doğdu. 2 Haziran 1991’de Ankara’da yaşamını yitirdi. Ardındaysa ilk baskısı 1968 yılında yapılan Hasretinden Prangalar Eskittim adlı şiir kitabı kaldı biz okurlarına. Çoğunuzun bildiği üzere usta şair, zorluklarla geçen bir ömür sürdü. Halkına duyduğu derin sevgi ve bağlılık şiirinde her daim hissedildi. Halkının abisidir o.* Diyarbakır başta olmak üzere tüm Doğu Anadolu insanının derdi, mücadelesi şiirinin ana eksenini oluşturdu. Çoğu okur, Ahmed Arif’i şiirlerindeki direnişle bir de aşkla özdeşleştirmiştir. Onun direnişi hiçbir zaman sloganlaşmanın tuzağına düşmez, şiirleri uzun ve tek bir ağıt gibidir.** Otuz Üç Kurşun şiirinde: 

Vurulmuşum  
Dağların kuytuluk bir boğazında  
Vakitlerden bir sabah namazında  
Yatarım          
Kanlı, upuzun…

dizelerinde coğrafyanın derin kederine ve ecelsiz ölümlere şahit oluruz. Yalnız Değiliz şiirinde: 

Ben dört duvar arasında değilim
Pirinçte, pamukta ve tütündeyim 
Karacadağ, Çukurova ve Cibali’de.

dizeleriyle hapisteyken bile umudu, direnişi yeşertmeye çalışır; nerede olduğunun bir önemi yoktur. Yüreğinin hep pamuk işçileriyle Çukurova’da olduğunu, onların derdini her daim ve her yerde içinde taşıdığını anlatır. Onu tarif ederken bahsedilmesi gereken en önemli özelliklerden biri de umudundan hiçbir zaman vazgeçmeyişidir. Toplumcu öze sahip bir başka şiiri olan Kar Altındadır şiirinde ise: 

Ekmeğe, aşka ve ömre
Küfeleriyle hükmeden 
Ciğerleri küçük, elleri büyük 
Kenar çocukları 
Kar altındadır.

dizeleriyle bizi şehir imgesi içinde kaybolmuş, karlar altında kalmış kenar çocuklarının hikayesine ortak eder. Okudukça o kenar çocuklarının derdini içimizde hissederiz. 

Çizim: Betül Haymanalı

Ahmed Arif deyince ilk akla gelen sözcük direniş ise elbette ikincisi de aşktır. Biz bugün daha çok usta şairin aşk şiirlerine odaklanacağız. Şairin aşk temalı şiirlerinde tercih ettiği imgeler üzerinden ona yaklaşmaya, onun hayatının ve yazar Leyla Erbil’e karşı duyduğu derin aşkın izlerini bu şiirlerde aramaya çalışacağız. Şair çok genç yaşlarda tanıdığı Leyla Erbil’e karşı beslediği aşkı şiirlerinde sık sık bizlere sunar ama onun aşkı ile mücadelesi hep kol koladır, hiçbir zaman ayrı düşünülemez. Çünkü Ahmed Arif halkına da aşıktır. Şiirlerinde bazen kendi derdiyle halkının derdini harmanlar. “Kalmışım bir başıma / Bir başıma ve uzak” der bir şiirinde. Bu şiirde uzak ve yoksun kalan hem şairin kendisidir hem de Anadolu. Sevgisi içinde derin bir yer eden memleketi ve ora insanı her daim uzak ve öteki kabul edilmiştir, tıpkı şairin düşünceleri gibi. Şairin en önemli ve sürekli hasreti, kendi vatanında garip ve tutsak yaşamasıdır.***Yurduna beslediği sevgiyle yare duyduğu sevginin iç içe geçtiği bir başka şiirinde:

Seni, baharmışın gibi düşünüyorum, 
Seni, Diyarbekir gibi, 
Nelere, nelere baskın gelmez ki 
Seni düşünmenin tadı.

diye seslenir. Sevgili onun için bahardır, Diyarbekir’dir. Onu düşünmenin verdiği mutluluk, her şeyin üstündedir. 

Usta şairin şiirlerinde mahpusluk hayatının izlerine sık sık rastlarız. Memleket sevdasıyla harmanlanan aşk, bu şiirlerde de hapishaneyle birlikte karşımıza çıkmaktadır. Unutamadığım adlı şiirinde: 

Gitmek, gözlerinde gitmek sürgüne 
Yatmak, 
Gözlerinde yatmak zindanı. 
Gözlerin hani?

diyerek seslenir Leylasına. “Gözlerin hani?” diye sorar. Bu, sevdiği kadından uzakta kalmış/bırakılmış bir adamın seslenişidir. Ahmed Arif ile Leyla Erbil’in arasındaki -bir nebze tek taraflı da diyebileceğimiz- yıllara dayanan bu yakınlaşma şairin şiirlerinde çoğu kez bir çağrı, bir sesleniş olarak kendine yer bulur. Aynı şiirin devamında şair sevdiği kadına “Gözlerinde yatmak zindanı / Gözlerinde varmak can tılsımına /Gözlerinde susmak /Ustura gibi” sözleriyle aşkını dile getirmeye devam eder. Burada Ahmed Arif, üç ayrı imge ile sevgiliye dair hislerini bize aktarır. Sevgilinin gözlerinde yatmaktadır zindanı o, can tılsımına yine o gözlerde varmaktadır. Şair, ustura gibi keskin bir imgeyi susmakla eşleştirmiştir. Zindan olumsuz bir imgeyken can tılsımı adeta umudu, hayatı çağrıştırır. Şair sevdasını anlatırken her daim güçlü imgeleri tercih etmiştir.  Şiir kitabına adını veren Hasretinden Prangalar Eskittim adlı şiirinde ise: 

Bir ben uyumadım, 
Kaç leylim bahar, 
Hasretinden prangalar eskittim.

dizeleri bizi karşılar. Burada yer alan leyl sözcüğü Arapçada gece anlamına gelmekle birlikte halk arasında leylim, sevgili manasına da gelmektedir. Pranga ise, mahpusların ayağına takılan demirden bir zincir olarak düşünülebilir. Şair, bu şiirde Leyla Erbil’den ayrı geçirdiği dönemi, pranga eskittiği bir zaman olarak resmetmiştir. Şiirlerinde seçtiği imgelerin hemen hepsi, okurun gözünün önüne güçlü görüntüler getirebilecek, okuru sarsacak niteliktedir. Ahmed Arif’in farklı sanatçılar tarafından da bestelenen Ay Karanlık adlı şiirinde ise: 

Senden gayrısına yoksam,  
Bozuksam,  
Can benim, düş benim,  
Ellere nesi?  
Hadi gel,  
Ay karanlık…

dizeleri yer almaktadır. Şiirde yer alan bentlerin sonunda uzaktaki, kavuşulmayan belki de kavuşulmayacağı bilinen sevgiliye dair çağrı giderek etkisini arttırır. “Hadi gel / N’olur Gel / Etme gel” söylemlerinin bent sonlarına eklenmesiyle Leyla’nın yokluğu sebebiyle oluşan keder okura hissettirilir. Ahmed Arif, Leyla Erbil’e yazdığı mektuplarda da aşkını hep dile getirmiştir. Bu mektuplar İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basılmıştır. Şair, mektuplardan birinde Leyla Erbil’e şöyle der: 

…Sana dert, sana ağırlık, sana sıkıntı olurum. Nemsin be? Sevgili, dost, yâr, arkadaş… Hepsi. En çok da en ilk de Leylâsın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni…**** 

Şiirlerinde olduğu gibi, mektuplarında da şairin dilinde dizginlenemez bir özlem vardır. Dizelerinden taşan hasret, bu kez cümlelere geçmiştir. Mektubunda “Nemsin be?” diye haykırır Ahmed Arif, bir başka şiirinde de: 

Seni, kaburgamın altın parçası
Bir daha hangi ana doğurur bizi?

sorusunu sevgiliye yöneltir. Bir yandan derin bir özlemin ve aşkın içerisindedir şair, diğer yandan bu aşkın olmazlığının da farkındadır. Bir şiirinde Leylasına şöyle der: 

Bir bilsen kimlere tasa kedersin 
Anlar mısın, şaşırıp ağlar mısın ki? 

 Şiirde sevgiliye duyulan karşılıksız aşkın izlerini de görürüz. Şair, bu sevdanın onulmaz bir yara olduğunun farkındadır.  

Bıçkılanmış bir dal gibi ayrı düştüğüm 
Yaran derine gitmiş 
Filiz tutmaz, bilirim.

Dizelerinde yine güçlü bir imgeyle bizi baş başa bırakır. Şair kendini bıçkılanmış bir dala benzetir. Şiirde yer alan filiz, umudu sembolize eden bir imgedir fakat şair yaranın çok derinde olduğunu bilir ve “Filiz tutmaz, bilirim,” der. Yaranın onulmazlığının farkındadır. 

Ahmed Arif’in Hasretinden Prangalar Eskittim kitabında yer alan şiirleri haricinde başka şiiri yoktur. Yakınlarına, yeni şiirlerini kaydettirmek için İstanbul’a gideceğinden bahseder. “Hepsi hazır, aklımda. Gidip okuyacağım, yayın evi kaydedecek,” demiştir. Yıllarca şiirleri sebebiyle zindana düşmüş, işkence görmüş olan usta şair, temkinli olmak adına şiirlerini kağıda dökmemiştir. Tek kitabındaki şiirlerinin kaydedildiği ses dosyaları ise, edebiyat dünyasının en değerli şiir kayıtları arasında sayılmaktadır. Onun konuşması ile şiir okuyuşu arasında büyük bir benzerlik vardır. Ahmed Arif, Anadolu’nun yetiştirdiği en iyi ozanlardan biridir kuşkusuz. Cemal Süreyya onun şiirini “Cesareti söylüyor Ahmet Arif. Yiğitliği. Bir pınar gibi, bir yeraltı suyu gibi, bir tipi gibi,”***** sözleriyle anlatmıştır. O, şiiri de konuşması da çağıldayan bir ozandır. Bugün elimizde olan şiirlerini yirmi sekiz yaşına kadar yazdığı göz önünde bulundurulduğunda, onun şiirimiz için ne kadar önemli bir kaynak olduğu anlaşılacaktır. Halkının derdini kendi derdi bellemiş, uğruna ölümlere gidip gelen bu usta şairi saygıyla anıyoruz. Onun aziz hatırası karşısında belki de söylenebilecek son söz: Haziran’da ölmek zor!  

Dipnotlar

*Şairin kendini tarif ederken benimsediği söz. Ayrıca Şehmuz Diken’in Ahmed Arif: Abisi Olmak Halkının (İletişim Yayınları) kitabına isim olmuş söz. 

**Cemal Süreyya, Pairüs, Ocak, 1969 

***AHMED ARİF’İN ŞİİRLERİNDE ANADOLU SEVGİSİNİN YANSIMALARI/Dr. Mehmet Emin ULUDAĞ*/ *Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi 

**** Leylim Leylim – Ahmed Arif’ten Leylâ Erbil’e Mektuplar, İş Bankası Yayınları, 2013, İstanbul 

*****Cemal Süreyya, Pairüs, Ocak, 1969 

Not: Tüm şiirler Hasretinden Prangalar Eskittim (Metis Yayınları, İstanbul, 2013) adlı kitabından alınmıştır. 

Yorumlar kapatıldı.