İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazıların kategorisi: “Makale”

Tevfik Fikret’in Kendi Benini Duyuş Tarzını Anlattığı Şiirlerden Hareketle Tahlil ve Yorumlarım

“Kendi cevvim, kendi eflâkimde, kendi tâirim.” Tevfik Fikret’in yalnızca şiirleri bilhassa da kendi benini anlattığı şiirlerden yola çıkarak karakter analizi yapmam gerekirse; karamsar, içe dönük, melankolik, biraz aşksız, fazla düşünen,…

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Romanına 21. Yüzyıl Değer ve Yargılarının Yansıması

Dünyada birçok yazar, gerek geçmiş ile gerekse günümüz ile ilgili derin analizler içeren, kitap karakterlerinin günümüz insanına ayna tuttuğu eserler kaleme almıştır. Bunlardan birisi, hiç şüphesiz Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri…

Nâzım Hikmet’in Şiir Anlayışı

Nâzım Hikmet Ran ya da Türkiye’den ayrıldıktan sonraki soyadı ile Nâzım Hikmet Borzecki. Nâzım Hikmet, günümüzde her ne kadar aşk şiirleri ile sosyal medyada ve genel ağ adreslerinde yer almış/alıyor olsa da…

Şiirin En Leyla Hali: Ahmed Arif

Yokluğun, cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini Bugün, yukarıda yer alan güçlü dizelerin sahibini anacağız. Tabii ki elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce. Ahmed Arif 1927 yılında Diyarbakır’da doğdu. 2 Haziran 1991’de Ankara’da…

Halid Ziya Uşaklıgil’in Ölümünden Önce Yazdığı Son Eseri: İzmir Hikâyeleri

Servet-i Fünûn döneminin nesir ustası Halid Ziya Uşaklıgil 27 Mart 1945’te dünyaya veda etmiştir. Halid Ziya döneminde en çok romanlarıyla meşhur olmuş, hikâyelerinde hak ettiği değeri görememiştir. Romanlarında seçkin tabakayı…

Hasan Ali Yücel, Türk Aydınlanması

“Aklı, bilimi, insanın en yüksek kudretini hakir gör bakalım!Göz bağlayıcı ve büyücülükleriyle yalanın ruhundan medet um.Şimdiden avucumun içindesin!” MephistoJ. W. von Goethe, Faust, I. Kısım Okurlar Hasan Ali Yücel ismimi…

Metin Erksan’ın “Geçmiş Zaman Elbiseleri”ndeki Sinematografik Üslûbu

Sinema ilk filmin 1895’te, ilk renkli filmin 1902’de yapıldığı zamandan  bugüne kadar sinemanın ne olduğu meselesi hep tartışma konusu olmuştur. Bu tartışmada sinema iki koldan gelişimini sürdürmüştür. Bunlardan birincisi, popüler sinema, piyasa filmi, ana akım sinema olarak bilinen Hollywood sineması gibi adlarla anılan bu sinemanın  temel amacı müşteridir. İlk hedefi para kazanmak olan bu filmler, izleyici sayısına önem verdiği gibi izleyiciyi yormamaya, rahatlatmaya ve düşündürtmemeye de önem verir. Bellli bir anlatı ve çekim kalıbı vardır ve bunun dışına çıkmayan filmler için bu kavramlar kullanılır. İkincisi ise sanat filmi, festival filmi, öteki sinema, Fransız Yeni Dalga sineması, auteur sineması gibi ana akım sinemanın tam karşısında duran ana akım dışı sinemanın amacı izleyici için film yapmak değil, izleyiciye film yapmaktır.

Yeni Dalga sinemasında  her  yönetmenin kendine  has bir üslûbu vardır.  Bu Yeni Dalga  sinema anlayışına göre mühim olan  filmin  yapımcısı, oyuncusu değil, yönetmenin kendisidir. Yönetmen kamerasının kadrajına hiçbir şekilde sınırlama getirilmez. Yönetmen, içkin ve aşkın sinematografik üslûbuyla  filmin  biricik  sahibi  tek ‘yaratıcı’sıdır. Bu çalışmada Ahmet Hamdi Tanpınar’ın 1939 yılında  yayımladığı ‘’Geçmiş Zaman Elbiseleri’’ adlı hikâyesini, Türkiye’de kendi sinemasının dilini oluşturan yazar yönetmenlerden biri  olarak kabul edilen  Metin Erksan’ın kadrajından okumak amaçlanmıştır. Hikaye ve filmin detaylı  bir  özeti  verildikten  sonra  hikâye  ve  filmden alıntılar yapılıp yönetmenin hayal dünyasında yarattığı imaj ile sinematografik üslûp olarak  kendi ölçülerine göre  yeniden  diktiği bu‘’Geçmiş Zaman Elbiseleri’’ni  ne  ölçüde  kendisinin  kılıp kılmadığı hikâye ile karşılaştırılarak sorgulanmıştır.

Tezer Özlü’nün “Yaşamın Ucuna Yolculuk” Adlı Yapıtına Psikanalitik Bir Bakış

Modern Türk edebiyatında varoluşçu felsefeyi esas alarak yazın dünyasını oluşturan Tezer Özlü, 1950 kuşağının aykırı isimlerinden biri haline gelmiştir. Acı duyulmadan yazma eyleminin gerçekleştirilemeyeceğini söyleyen Özlü için yaşam, ele aldığı…