İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tutunamayanlar 12. Bölüm İncelemesi

Tutunamayanlar birinci sezon on ikinci bölüm incelemesi ile huzurlarınızdayım. İncelemeye geçmeden belirtmek isterim ki bu bölüm Tutunamayanlar’ın en iyi bölümüydü. Elbet geçen bölümlerde de beni diziye yükselten bazı sahneler olmuştu ama bu bölüm başından sonuna şa-ha-ne bir bölümdü. Senaryo ekibini tek tek kutluyor ve vakit kaybetmeden incelemeye geçiyorum. 

Bu bir kamu spotudur: Aşağıda bölümle ilgili epey spoiler vereceğim. Eğer dizi keyfinizin tadı kaçsın istemiyorsanız –ki kimsenin dizi keyfinin tadını kaçırmak istemeyiz- bölümü izleyip incelemeyi okumak için geri gelin. Ama mutlaka geri gelin!

Bölümde bahsetmek istediğim o kadar çok iyi sahne var ki hangisinden başlayacağımı bilemiyorum. En iyisi en baştan başlayalım. Bölümün ilk sahnesinde Fehmi’nın rüyasında hat yazısı ile yazdığı “ah mine-l aşk” (aşkın elinden ah) yazısı daha en başından bize bu bölümde “bi’şey olacak” hatta “çok büyük bi’ şey olacak” dedirterek bizi heyecanlandırıyor. Aşk olsun diyerek yola devam ediyoruz. 

Geçen bölümün sonunda İrem tarafından reddedilen Tarık, aşkından kan ağlamaya başlıyor ve herkes Tarık’ın efsanevi bir aşık olmaya dönüştüğünü düşünüyor ve bu durum gittikçe popüler bir duruma dönüşüyor. 

Bu sırada emekli edilen İlhan Perisi’ne esrarengiz birinden bilgi geliyor ve İlhan Perisi, İrem ile Tarık aşkını efsanevi bir aşka dönüştürebilmek için çalışmaya başlıyor. Tabii efsanevi aşkların bugünlere kadar gelebilmesinin nedeni bu aşkları birilerinin şiire, hikâye dönüştürmüş yani onları anlatmış olmasıdır. Mahallede de tek şair Lütfü olduğuna göre İrem ile Tarık aşkını anlatma işi Lütfü’ye düşer. Bu sahnede Lütfü’nün şiir yazamaması ve suçu dilin gelişmemişliğine atması ardından Tarık’ın verdiği “Şimdi sen bi’ gecede de cahil kalmışındır” cevabı, edebiyat öğrencisi olarak beni çok güldürdü. Dilimizi tam olarak bilmemek bizim cahilliğimizdir. Hâlâ bir gecede cahil kaldığınızı düşünüyorsanız lütfen öyle kalmaya devam etmeyin. Biraz okuyun, öğrenin.

Tarık’ı efsanevi bir aşığa dönüştürmeyi kafaya takan İlhan Perisi, onu sanat dünyasına dâhil etmeye karar verir. İlk durak Tarık’ın filminin çekilmesi için yönetmenle yapılacak görüşmedir. Burada Tutunamayanlar dizisinin hem senaristliğini hem yönetmenliğini yapan Osman Nail Doğan ekranlara geliyor ve Tarık’la deneme çekimleri başlıyor. Tarık’ın uzaklara bakması, uzun bir yolda yürümesi ve efsane! Masumiyet tiradı kahkahalarınızı tutamayacağınız sahnelerden. Sinema sektöründe tutunamayan Tarık, İlhan Perisi’nin de zorlamalarıyla müzik dünyasına giriş yapmaya çalışıyor. Hakkı Bulut bölümün sürprizlerinden biri. 

Efsane olabilmek için sanat dünyasında yer bulamayan Tarık, mahallede İrem’le karşılaştığında gözünden yeniden kan gelir ve gözünden kan akmasının asıl sebebinin İrem olduğu anlaşılır. 

Sevdiğim karakterlerden biri olan Yağız ile Eylem arasında geçen küçük ve diğer iyi sahneler arasında pek hatırlanmayabilecek olan sahnede ise ikili arasında geçen iş-emek-sermaye isimli elektriklenme gelecek bölümler için aralarında bir şeyler olabileceğinin sinyallerini verdi. 

Gözden kan gelmesi olayını televizyona taşıyacak olan haberciler mahalleye dadanıp Tarık’ın peşine takılmışken bölümün en sevdiğim sürprizlerinden biri olan Küçük Prens’imiz Arda Kural mahalleye geliyor. Burada Arda Kural’la ilgili birkaç kelam etmek isterim. Koçum Benim dizisinde bir neslin onu izleyerek büyüdüğünü düşünürsek Kural’ın tekrar ekranlarda görünmesi hele de çok sevdiğimiz bir hikâye kahramanı olarak geri dönmesi, onu ekranda gören herkesin yüzünde bir tebessüm oluşturuyordur. Umarım kendisini ekranlarda görmeye devam ederiz, özellikle Küçük Prens karakteriyle. 

Küçük Prens’in de mahalleye gelip Lütfü’nün evine gelmesiyle bölümün çok iyi olmasını sağlayacak sahneler ardı ardına gelmeye başlıyor. 

Fantastik özelliklerine ve kanatlarına yeniden kavuşan İlhan Perisi, Lütfü ile birlikte derhal tayy-ı zaman tayy-ı mekân yapıyor. Birkaç bölüm yapılmayınca özlemişiz. Efsane olmanın yolunu bulmak için Karacaoğlan’ın yanına giden ikili, Karacaoğlan’dan aldıkları “Karacoğlan der ki; Tellal ile ilan edilen aşkın topu topu iki gün sürer hatrı. Gönülden gönüle akan aşkın ise unutulmaz tek bir satrı” cevap ile onun yanından ayrılıyorlar. Karacaoğlan’a ve onu bize hatırlatanlara şükranlarımızı sunarız.  

Lütfü ile İlhan Perisi, günümüze geri döndüklerinde İrem ile bir defa daha karşılaşan Tarık’ın gözünden yeniden kanlı yaş gelir ve Tarık artık dayanamayarak peşinde dolaşan habercilere röportaj vermeye karar verir. Tarık ve gözünden akan kanlı gözyaşı artık bir popüler malzeme haline gelmiştir. 

Tarık habercilere hayatıyla ilgili röportaj verirken okunmaya başlanan “günümüz” divan edebiyatı şiiri, şair Lütfü’yü Lütfî’ye dönüştürür. Okunan şiirin sahibi İdris Mahfi’nin ismini almadan ve şiirden de bir dörtlüğe yer vermeden buradan geçmeyelim. 

Sanma ey dilber şu kurban ettiğim tek can değil
Kırma gönlüm sırça camdır porselen fincan değil
Aşk-ı İrem’den düşüp çöller aşan Tarık benem
Gözlerimden kan sızar inci sedef mercan değil

Her şeyin bittiği yerde sözler gereksiz kalır. Sözün bittiği yerde de Fehmi’nin Tarık’la konuşmaması ve ona tokat atması her şeyin bitmesini ve belki de her şeyin yeniden başlamasını sağlıyor. Çünkü aldığımız en büyük darbe, düştüğümüz en derin çukur bizi yukarı çıkartacak olan, ayağa kalkmamızı sağlayacak olandır. Ve evet hepimiz Fehmi’nin Tarık’a attığı tokatı yemek isterdik. 

Bölüm sonunda Arda Kural’ın yıllar sonra yeniden Leylim Ley türküsünü söylemesi ve Tarık ile İrem’in sonunda yan yana gelip oturması bölümü gayet güzel sonlandırıyor. 

Bölümü izlemediyseniz mutlaka ama mutlaka izleyin. Yeniden söylüyorum bu bölüm Tutunamayanlar’ın en iyi bölümüydü. Tabii şu günlerde yaşadığımız korona sorunları yüzünden haklı olarak dizi setlerine de ara veriliyor ve TRT kısa bir zaman önce setlere ara verdiğini açıklamıştı. Bundan sonra daha kaç yeni bölüm izleyebileceğiz bilmiyorum ama bu bölüm sezonun geri kalan kısmı için beni epey heyecanlandırıp ümitlendirdi. Umarım dizi bu tempoda ilerlemeye devam eder. Şimdi gidip çekirdek çitleyeceğim çünkü ajım aj. Hoşçakalın… 

Yorumlar kapatıldı.