İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mahal Edebiyat

Fritz’in Korkusu

Bay Fritz o talihsiz gün, duruşmanın istediği gibi gitmemiş olmasının verdiği yetersizlik duygusuyla baş etmeye çalışarak dalgın yürürken önü sıra hızla ilerleyen İrene’sini gördüğünde anında kuşkuya kapıldı. Kalabalık caddeden ayrılıp sakin sokağa girerken şapkasının…

Modern Zamanda İletişimin Sancıları

 Zamanın akışıyla birlikte varlığını güncelleyen uygar insan profili sürekli değişmekte. Bu değişimin temel kaynaklarından biri bilim ve teknoloji olsa da aslında bizler bu kaynakların arkasına gizleniyoruz. Kendi geliştirdiğimiz ve yarattığımız…

Mükemmelliyetçilik Girdabı

Toplum bizi daha mutlu, daha zinde ve daha zengin olmamız için hep tetikte tutuyor. Sade ve mütevazı olmaktan neden memnun değiliz? Burnumuzu beğenmeyip estetik arayışına girmek veya bir heykeltıraşın eseri…

Kalkıp Gelsem Kim Dersin Bana

Yok hayır yok yokKaranlık bir bozkırdaYaşamaktan acı bir ihtimal kalmaz mı bana?Anneme söyleyin,Yeniden doğursun, tekrardan büyütsün beniSonra bıraksın yaprağı olmayan tek ağacaKökünden sızan kan bütün sözcüklere eklenirkenBen olayım yeryüzünden silinmiş…

Temsilin Tiyatrosu

TEMSİLİN TİYATROSU Duymak lazım gelen yerde muhakeme yürütmek mahdut ruhların kârıdır.Bir Tereddütün Romanı, Peyami SAFA Temsiller çoğu zaman temsil ettiklerinin değerlerine ulaşırlar. Bu sonradan türedi varlıklar istenir ki kaybettiklerimizden miras…

Aydın’lanma

Kişi, olay, olgu… Kimi akıldakileri burundan getirip aklı baştan alır, kimi ise aklı başa getirip akıl alacak akıldaki kötü düşünceleri akıldan alır. Ve hayat muhakkak ikisini birden tanıtır. Belki birini…

Kayıp Ay (Kaybolan Biz)

Aynı sokakta karşılaşmış iki yabancı olarak, belki de karşılaşmaya yüreği hiç olmamış iki tanıdık olarak yürüyorduk gecenin ayazında. O karanlık dar sokak haberdardı her şeyden. Etrafında dönen tüm nefeslerin aslında…

Bi’ Baktılar Yoksun

L şeklindeki devasa, uzun, geniş ve beyaz koridor boyunca sürüklenen serum ayaklığının tekerleri büyük bir gıcırtıyla ilerliyordu. Gecenin kasvetli ve boğucu sessizliğini bozan tek hayat belirtisiydi bu gıcırtı. Özenle döşenmiş…

Bir Kedi ya da Bir Çiçek

Var mı kalan bir şey diye sordu buğulu gözlerle Ellerim koynumda İleri geri salınarak Bir acı daha kazıyordum kendimize  İnsanın tutunacağı tek şey kendisi Katili, faili Gökyüzü Yolu Sonu kendisi…  Var mı kendinden kalan bir şey diye…