İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mahal Edebiyat

Tekinsiz Bir Dürümlü Gece

Alsancak, Kıbrıs Şehitleri’ndeyim. Filmden sonra biraz takılıp ayrıldık arkadaşlarla. Gitmeden kokoreç aldı bir ikisi, benim canım dürüm çekti. Akbank’ın yanındaki dürümcüden… Gelen geçen hâlâ yoğun. Gece yarısı gibi değil ortalık.…

Beyaz Tüy

Sabahları genelde yürüyüşe çıkarım. Yürüyüş benim için hem spor hem de psikolojik bir tedavidir. Sorunlarımı, çıkmazlarımı yürüyüş esnasında çözmeye çalışırım. İç hesaplaşmalar yaparım.  Yine bu yürüyüşlerimden birinde deniz kenarında bir…

Affettim

Onun gelişini küçük evlerinin geniş penceresine yaslanarak dört gözle beklerdi. Ne zaman ki demir bahçe kapısının yağlanmak istediği için ağlıyormuş gibi çıkardığı sesi işitse “Heh tamam geldi ” deyip deli…

Bebek

Yağmurun incecik yağarken kar geliyor diye haber verdiği ve karın göz yüzünde birikip yeryüzüne yağmakiçin sabırsızlandığı bulutların, içindeki yağmuru kara dönüştürmek için renklerini değiştirdiği bir akşamüzeriydi. Gökyüzü pembe bulutlarla dolmuş,…

Gelin Kız

“Yağmur yağıyor, seller akıyor  Arap kızı camdan bakıyor” “Ela, kimden öğrendin bakalım bu tekerlemeyi ?” “Babaannemden öğrendim, okuldaki arkadaşlarıma bile öğrettim baba.” Ben çocukken komşuluğun birkaç türü vardı. Babaannemin ve…

Perşembe Mektupları

Terk edip gittiği gece gibiydi şehir; birkaç sokak köpeği bekçi edasıyla ağır adımlarla yürüyor, yakın sayılabilecek meyhanelerden müzik sesi yükseliyordu. Bazı sokak lambaları hâlâ bozuktu ve duvarlar eskisine göre çok…

Annemin Kargoları

Bu bakışları tanıyorum. Basit bir hata yapıp aptal durumuna düşen birisinin mahcup ifadesi değil bunlar; onları zaten ezbere biliyorum ben. Sadece kendisinden beklenileni karşılayamadığını çok iyi bilen bir memurun, “Bana…

Gökdönümü

gölgesiz kalmışların ülkesindeyim akşamüstlerikolsuz bedenler, dilsiz bulutlar -yürüdüm uyuyan merdivenleri-ceplerime çakıl taşlarını dizdim; ikiye bölünmüş kızıllardan yalnızkan mevsimiymiş bulunduğum tarihkahin dilinde bir cümle ağzında, odun satıyor adam üçü onsureti yedi…

Yankı

belki tılsımını koruyan bir sözcük kalmıştır demiştimdudaklarla gözlerin ahengini yaşayan  elleri boşluğa iten yankısızlık seni kalabalıklara savuranbeni umulmaz ve ıssız kılan parmağındaki sızıdan başladıellerinin duyduğu acıyalnız bağrından duyulan fısıltıyı dindiren yerini şaşırmış bir…

Su Alfabesi

Kovuldum renklerin büyüsündenKaranlık bir çağ hayatıma uzananDallar gövdeden kalabalıkTutunsam yarısı kırılacakKurtarılacak kış yok kuş kanatlarındanGölgeler sularda çürüyor Toprak bilmiyor neyi yutacağınıGeçmiyor bir kalemde yapılanlarTozlar dökülüyor sesindenSesin elvedaKaldırımlar güpegündüz korkakKuyular gebe…

Mahal Edebiyat Sanat © 2020

error: Seçimler engellenmiştir.