İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hacivat-Karagöz ve Çocuk

Her insan dünyada doğumu, yaşamı ve ölümü ile vardır ve hayatını bu istikamette devam ettirmek mecburiyetindedir. Bu aşamalarda zihin, her insana saf veya temiz bir şekilde sunulmaktadır. Bu yüzdendir ki John Locke, insan zihninin doğuştan boş bir levha olduğunu ileri sürer. Elbette bu levhanın şekillendirilmesinde en başta aileye, sonrasında da çevresindeki insanlara önemli sorumluluklar düşmektedir. Sonuçta karşılarında savunmasız olan ve henüz bazı şeylerin idrak edilmesinde acemi tavırlar sergileyen bir çocuk vardır. Bu yüzden o levha, faydalı amaçlar uğruna doldurulmalı ve çocuğun geleceği garanti altına alınmalıdır. Peki, “Bu levha nasıl şekillendirilmeli? Bu şekillendirmede nasıl bir metot uygulanmalı?” türünden sorular akla gelebilir. Elbette en başta aile, gelenekte var olup günümüze taşınan ve geleceğe aktarılması muhtemel olan kültürel etkinliklerden haberdar olmalı, bu etkinliklere katılma ve onları yaşatma ruhunu çocuğuna aşılamalı ve gelecek nesillere daha bilinçli ve özgüvenli bir çocuk bırakmanın gönül rahatlığını bütün hücrelerine kadar hissetmelidir.

Bilindiği gibi bulunduğumuz çağ teknoloji çağıdır. Nasıl ki teknolojinin hayatımıza etki etme hızı günden güne artmakta ise, biz yetişkin ve çocukların o hıza ayak uydurması da o nispeten hızlı olmaktadır. Elbette, fayda sağlayacak ölçüde teknoloji aletlerinin kullanımında, bu hıza ayak uydurmakta hiçbir sakınca yoktur. Hem ondan yararlanmanın hazzını yaşamalı, hem de geçmişte nefes alan kültürel etkinliklerin tekrar can bulmasını sağlamak için bazı etkinlikleri çocuklarımız ile yaşatmanın yollarını bulmalıyız. Nasıl ki çocuk kendi dünyasında kurduğu oyun ile mutlu oluyor, sosyal ortamda kendini ifade etmenin hazzını yaşıyor ise, bazı oyunların da bu etkiye sahip olacağını düşünüyorum.

Drama türü veya doğaçlama tarzı oynanan türlü oyunların yanında, orta oyunu veya Hacivat- Karagöz oyunu da çok önemli bir yer edinmiştir. Benzer oyunlar sergilemeleri dolayısıyla, Hacivat ve Karagöz oyunu üzerinden bu tür oyunların ne derece faydalı olabileceğini anlatmakta fayda vardır. Oyuna hazırlık aşamasında göstermelik adı verilen bir görüntü sergilenmesi, Hacivat’ın bir semai okuması ardından perde gazeline geçilmesi, çocukta ilk izlenim açısından çok önemlidir. Çocuk bu girişten sonra artık dikkatini tamamen vermiş bir şekilde olayın seyrini meraklı gözlerle beklemeye başlar. Aslında bu sadece çocuğa özgü bir mutluluk da değildir. Şahsen ben bile tekrar izlediğimde, hem Hacivat ve Karagöz’ün konuşmaları ayrı bir mutluluk veriyor, hem de oyunun gidişatını merak etmeye başlıyorum. Bildiğimiz gibi Hacivat, öğrenim gördüğü için medreseli bir tiptir ve görgü kurallarına uyması, insanlara nasihat vermesi ile bilinir. Herkesin nabzına göre şerbet verdiği gibi, kendi kişisel çıkarlarını gözetmekten de geri durmamıştır. Arabuluculuk yapması ile tanınır ki, belli bir işte çalışmaktan ziyade aracılık yaparak para kazanmayı yeğler. İnce yüzlü ve sivri sakallıdır. Üzerinde hâkim olan renk yeşildir.  Karagöz ise, belirli bir eğitim almamasının yanında yoksuldur. Yoksul olduğu için de farklı işlerde çalışmak durumundadır. Halk diliyle konuşur ki, her lafa ya da olaya karışması ile bilinir. Çok meraklıdır,  evde bile olsa penceresinden dışarıya bakarak bütün olaylara hâkim olmaya çalışır. Bu yüzden tepkilerini dışa vurmaktan geri durmaz ve her aklına geleni çekinmeden söyler. Bazı patavatsız sözleri başını sürekli derde sokar. Halkın ahlak anlayışını ve sağduyusunu ortaya koyan bir tip var ise, o da Karagöz’dür. Yuvarlak yüzü, değirmi sakalı, iri gözleri ve başında serpuş olması ile tanınır. Kıyafet seçimi kırmızı renkten yanadır ve bu yüzden biz onu kırmızı yemenisinden tanırız. Elbette bu iki asıl tipten başka Saim Sakaoğlu’nun sınıflandırmasında; zenneler, kabadayı ya da sarhoşlar, Türk ya da Müslüman olmayan tipler, Anadolulu veya Rumelili olan tipler, eğlendirici ve olağanüstü kişiler, yaratıklar ve diğer gruba ait olanlar olmak üzere farklı tipler mevcuttur.

Öncelikle çocuğun bu tür bir oyunda ana karakterlerin yanında farklı dine mensup veya farklı özelliklere sahip kişileri görmesi, küçük yaştan itibaren bunlara aşina olması demektir. Bu vesile ile çocuğun hayal dünyası gelişir ve hayatı farklı açılardan görmeye başlar. Bununla birlikte sosyal alanlarda da kendini geliştirmesi söz konusudur. Bir ortamda farklı insanlar ile bu oyunu izlemesi, ona zevk verecektir ve bu çocuğun gelişimi için çok önemlidir. Çocuk kendisini dijital bir ortamdan soyutlayarak daha sahih bir oyunun içinde bulacaktır. Çocuk edebiyatında esas olan noktalardan birisi, çocuğa bir şeyi kanıtlama ya da o yönde baskı kurma çabasının olmamasına dikkat edilmesidir. Çünkü tür ne olursa olsun (oyun, masal, hikâye vs. ) çocuk alt metinde verilmek istenen mesajı ya da yapılan espriyi hemen kavrar ki, bunu birisinin açıklamasına ihtiyaç duymaz. Çocuk iki ana tipten yola çıkarak farklı özellikte olan insanları kavrar ve bunları kendi çevresinde şekillendirme eğilimi gösterir. Bir beyin fırtınası yaparak zihninin diri kalmasını sağlar. Oyun görsel açıdan da zenginleştirilip gösterime girdiğinde, yetişkin ya da çocuk olsun bu gösteriden umulan faydayı yeterince bulacaktır. Çünkü zihne etki eden her şeyin kalıcılık sağlaması, biraz da görsel ögelerin etkili bir şekilde sunulmasına bağlıdır. Gerek hareketler, gerek renk ve gerekse sahnedeki aksesuarların uyumu, çocuğun dikkatini çekecek ve kendini tamamen oyuna odaklamasını sağlayacaktır. Eğitimli-eğitimsiz fark etmeksizin her iki karakterin de birbirlerini sabırla dinlemesine şahit olacak, herhangi bir üstünlük söz konusu olmadığını idrak edecektir. İnsanlar arası ilişkilerin saygı ve sevgi çerçevesinde devam ettiğini gördükçe, yapılan esprilerin bu duruma hizmet ettiğini anlayacaktır. Çocuk herhangi bir karakteri kendine yakın hissedecek ve kendini o karakterin yansıması olarak görecek, ayrıca karşı taraftaki karaktere karşı empati kurma yeteneğini gelişecektir. Bunun yanında sempati kurduğu kişiyi canlandırma yoluna gitmesi de, taklit yeteneğinin gelişmesine katkı sağlayacaktır. Karakteri kendi bünyesinde harmanlaması özgüven duygusunu geliştirecek, çevresinde farklı özelliklerle var olan insanlara karşı hoşgörü sahibi olmasını sağlayacaktır. Toplumumuz, hep sabit bir anlayış çerçevesinde gerçekleşen iletişimden yana olduğu için yanlış anlaşılmalara da mahal vermemektedir. Oysa iletişimi zevkli hale getiren bir unsur olarak yanlış anlaşılma da olaya güzellik yönünden farklılık katacaktır. Bu yüzden çocuk genel olarak kendisini Karagöz’e daha yakın hisseder. Çünkü bu tip, çocuğun kişi veya olaylara farklı bir gözle bakmasını takdir eder niteliktedir. Oyunda çoğu bölüm Karagöz’ün Hacivat’ı yanlış anlaması ile doludur. Evet, bu durum karşı tarafa her şeyi yeniden anlatmanın zorluğunu taşıyabilir; fakat önemli olan da bu zorluklara karşı gösterilen sabırdır. Hacivat’ın onu her zaman dinlemesi, sorularına yanıt vermesi bu sabrı geliştiren unsurlardır. Çünkü çocuk da yaşı gereği meraklıdır ve sorularına yanıt bulma peşindedir. Haliyle çocuk bu tipler vasıtasıyla kendini görecek, gösterilen sabrın farkına varacak ve farklı yapıya sahip insanların davranışlarını gördüğünde hoşgörülü davranacak, sabrını geliştirecektir. Oyunda Hacivat’ın sürekli Karagöz’e kızması, bazen yanlış anlaşılmalara sebep olabilir. Oysa olaya bir de çocuğun gözünden bakmak yarar sağlayacaktır. Çocuk hangi ortamda bulunursa bulunsun, her olayda bir güzel tarafın olduğunu anlar ve olayın sonucunu da hep bu tarafa güzel bir şekilde bağlar. Çocuk kızmanın altında gizlenen anlamı bulur ve esprinin de bunu destekleyen bir unsur olduğunu kavrar. Çünkü bu durum kırıcı bir kızma davranışı olmaktan ziyade, sevdiği insanla arasındaki bağın güçlü olduğuna dair bir kanıttır. Oyunun tiyatroda bir gölge oyunu şeklinde sunulması, ortamın atmosferi ile herkesin o oyuna odaklanması, belirli yerlerde herkesle aynı anda gülüp hüzünlenmesi, çocuğun o ortamda kendini değerli hissetmesine ve toplum içinde iletişimini kuvvetlendirmesine neden olur.

Görüldüğü gibi çocuk, Hacivat ve Karagöz oyunu ile bir kültür yolculuğuna çıkar. Çocuk bu yolculukta, kültür ile içinde bulunduğu ortamı kıyaslama yoluna gider ve kültürü bünyesinde barındırarak geleceğe aktarma fırsatı yakalar. Anne ve baba çocuğu bu oyun alanlarına götürerek, birçok güzel alışkanlığın da aşılanmasına vesile olmasının yanında sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimine de katkı sağlar. Masallardan ve halk hikâyelerinden alınan konular, çocukta milli duyguların yer etmesini sağlar. Çocuk etik olan olaylar vesilesiyle örnek alınması gereken sorumlulukların bilincindedir ve etik olmayan olaylardan ders çıkarmasını da bu oyun vesilesi ile bir kez daha hatırlamış olur. Üstelik bu tür tiyatro oyunları gerek oyuncu kadrosu gerekse profesyonel türde sergiledikleri oyun çeşitliliği ile günümüzde çocuklar için bir ayrıcalık olarak görülmelidir. Üstelik çok cüzi bir ücret ile bu ayrıcalıklar değerlendirilebilir. Hacivat ve Karagöz oyununun bir başka güzel yanı ise, evde de oyun sahnesinin oluşturulmasına imkân vermesidir. Özellikle çocukla birlikte akşamları bu oyun ışıklandırmalar kullanılarak hazırlanmalı ve çocuğun psiko-motor becerilerinin gelişmesine de fırsat verilmelidir. İşte bu tür oyunlar birçok faydanın yanında, çeşitli ortamlarda eğlenmeyi isteyen seyircilerini her daim hazır bir şekilde beklemektedir. Ben de ele aldığım bu konu vesilesiyle, sizleri Hacivat-Karagöz oyununu izlemeye davet ediyor, tekrar izlediğimde duyduğum mutluluğun sizlere de bulaşmasını umuyorum.

Latest posts by Fatma Korkmaz (see all)

Yorumlar kapatıldı.