İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Girdabın Çıkış Noktası: Edip Cansever

Edip Cansever, kendini şiire adamış ve hayatını yazdığı dizelerde nefes alarak sürdürmüş bir şairdi. Hayatının merkezinde şiir vardı. Bu yüzden olsa gerek Edip Cansever ismini duyduğum an bir ağırlık çöker omuzlarıma. Herkesin hikâyelerini anlatmaz o. Yalnız düşüncelerinde boğulan ve kurtarılmak için başka bir insana ihtiyaç duyanların hikâyelerini anlatır. Dizelerindeki karmaşa bu yüzden çok renklidir. İçine dönük ve hayata kırgın olan bir insanın çığlıklarını görürüm adeta. Yaşadığı çağa ayak uyduramayan, çevresine yabancılaşmış insanları tasvir etmekte oldukça başarılıdır. Varoluşçuluk akımının etkisinde kalmış olması bunun en büyük sebeplerindendir. Bir dönem sonra tamamen soyut şiir yazması ise varoluşçuluk akımından ne denli büyük etkilendiğinin bir işaretidir.

Hikâyelerini çoğu zaman bir fotoğrafı anlatır gibi güçlü bir betimlemeyle aktarır. Tanpınar yüzünden olsa gerek şiirleri çoğu zaman insanların gözünde canlanır, renklenir. İç dünyasını boş sayfalara devreder. O sayfaları anlayıp anlamamak okuyucuya kalır. Şiirlerini anlamak için zekâ ve birikim gerekir. Derinliği her insan ruhuna hitap etse de her insan onu anlamayabilir. Bizzat kendisi, şiiri akılla okumak gerektiğini vurgulamıştır.

Kelimelerindeki saflıktan dolayı insan ruhuna mutsuzluk, melankoli ve arayış ekler ve bunları farklı edebi türlerle destekler. Diyaloglara sıkça yer verdiğinden tiyatrodan daha fazla beslenmiştir. Antik Yunan Tiyatrosu başta olmak üzere önemli dönemlerden etkilenmiş ve klasik algının üzerine kendine has üslubunu eklemiştir. Şiirlerinde drama unsuru yüksek olduğu için şiirleri sahnedeki bir anlatıcının insanlara ulaştırdığı bir oyun gibidir. Bu oyundaki şiirler fazlasıyla dramatize edilmiştir.

İçinde bulunduğu İkinci Yeni akımı içerisinde en uzun yıllar şiir yazan şairdir. Belki kapalı çarşıdaki dükkanında, belki evinde, belki Bodrum’da yazdığı, aşka beslediği şiirlerini bizlere edebi bir armağan olarak bırakmıştır. İlham verdiği binlerce şaire ve okuyucuya selam olsun…

Sonunu istemiyorum sessizliğin,
Yokluğu istemiyorumbu akşamüstü çınlamasında,
Yüzümü dizlerime dayıyorum, bitiştiriyorum kollarımı da.
Bir kaktüs olmalıyım ben,dışıma yağan bir sağnak olmalıyım,

Güneşin doğuşunu bekleyen.

Yorumlar kapatıldı.