İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Modern Zamanda İletişimin Sancıları

 Zamanın akışıyla birlikte varlığını güncelleyen uygar insan profili sürekli değişmekte. Bu değişimin temel kaynaklarından biri bilim ve teknoloji olsa da aslında bizler bu kaynakların arkasına gizleniyoruz. Kendi geliştirdiğimiz ve yarattığımız unsurların arka planında kalıyor ve bir parça da olsa insanlığımızdan uzaklaşıyoruz. 

 Uzaklaşma olarak adlandırdığımız bu arka planda kalma en çok da iletişim şeklimizi etkiliyor. Eskiden benliğini iletişimde aktif rol üstlenerek sürdüren yapımız her geçen gün daha içe kapanık bir hâle dönüşüyor. Böylelikle karakter ve kimliklerimiz iletişimde daha da pasifleşiyor. İnternet çemberinde kurduğumuz güçlü iletişimler realitede aynı etkiye sahip olmuyor. Konuşmamızdan beden dilimize kadar sosyal ağlardaki iletişim şeklinden uzak yaşıyoruz. Gerçeklikten kopmamızı sorgulatan bu detaylar seneler ilerledikçe güçleniyor ve üzerimizdeki şiddetini artırıyor.  Bu detaylar kişiler üzerinde farklı etkiler doğursa da özüne indiğimizde ortak bir noktada buluşmamızı sağlıyor. Ortak buluştuğumuz sorgu alanı şu: Geliştiğimizi zannederken robotlaşıyor muyuz?

 Gelmekte olan her yeni kuşak ile geçmiş kuşaklar arasında büyük bir çatışma var. Bu çatışmaya değişen iletişim şekli de eklendiği zaman sağlıklı iletişim kurmak daha da zorlaşıyor. Eskiye oranla çocuklarda ciddi bir sosyalleşme sıkıntısı var. Metropol insanın çocuğunda da taşra insanında çocuğunda da sosyalleşmek, dünyayla irtibat kurmak artık zorlaştı. İnternet etrafında yaşamını sürdüren bizler, çocuklarımızın da bizler gibi olmasını sağlıyor ve erken yaşta dünyadan uzaklaşıp sanal dünyayla irtibatta olmalarına sebep oluyoruz. Yemek yerken sussun diye eline tablet veriyor, şehirdeki tehlikelerden uzakta kalsın diye televizyon izletiyor ve hasta olmasın diye diğer çocuklardan uzak tutuyoruz. Neslimizi bilinçdışı robotlaştırmaya mahkûm ediyoruz. Ardından o çocuklar büyüyor ve gerçek dünyanın çirkinliklerine adapte olmakta zorlanıyor. Onlar duygularını ve hayat tecrübelerini kazanmak için kendileriyle mücadele etmek zorunda kalıyor, fiziksel temastan bile çekiniyor. Seneler sonra nasıl iletişim kuracağız düşünüyor muyuz?  

 Bütün bu zorlukların temelinde yatan temel sebeplerden biri çocukları robotlaştırmaya mahkûm ettiğimiz hâlde onları suçlamamız. Çocukluğunu yaşamasına müsaade etmediğimiz bireyler üzerinde nasıl kendi çocukluğumuzu yaşatabiliriz?  Onları gerçek dünyayla tanıştırmadan, onlardan  gerçek dünyaya adapte olmalarını nasıl bekleyebiliriz? Belki de çocukların ebeveynlerinin dediklerini değil de yaptıklarını yaptığını anladığımız an onları gerçek dünyayla tanıştırmak daha kolay olur. Bu kırılma sayesinde gelecek nesiller daha olumlu etkilenebilir. Halâ geç kalmış sayılmayız…

Latest posts by Aslı Kaplan (see all)

Yorumlar kapatıldı.