Yazar: 18:55 Film İncelemesi, İnceleme, Sinema

Tüketim Çılgınlığı ve Altta Kalanlar

44. Toronto Film Festivali’nde yaptığı dikkat çekici çıkışla beğenileri üzerine toplayan The Platform, 20 Mart’ta Netflix’te yayınlanmasıyla beraber dünya üzerinde en çok izlenen film sıralamasında, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir çok ülkede izlenme rekoruna imza attı. Toronto Film Festivali’nin Gece Yarısı Çılgınlığı bölümünde Halkın Seçimi ödülüne layık görülen  The Platform kapitalizmin ve ona bağlı sistemleri, insanların doyumsuz zevklerini ve ihtiyacından fazla tüketim çılgınlığını ağır bir şekilde eleştiriyor. 

  Nadide Türkçemizde hepimizin bildiği güzel bir deyim vardır;  “Altta kalanın canı çıksın.” Bu film bizim deyimimizden esinlenip , bu deyimimiz eleştirirken ortaya çıkan bir senaryo ve kurgu ihtimalini yüksek kılarak, kapitalist sistemde üstte kalan insanın bir alttaki ile bağlantılarını minimale düşürmeye çalıştığını, aslında en yakınımız olan komşularımıza bile tahammülümüz kalmadığını, dikey bir hapishane olarak yorumladığı yerin bizim için fazla uzakta olmadığını, şöyle etrafımıza bir bakmamız gerektiğini düşündürten harika bir yapıt.

  Bu dikey hapishanede 3 grup var: “Yukarıdakiler, Aşağıdakiler ve Düşenler.”  Her katta iki kişinin kaldığı bir tür dikey hapishane de geçen film, tüm katları dolaşan bir platform üzerine konan yemeklerle 1. kattan itibaren aşağıya doğru insanları düşünmeyen hunharca beslenen diğer insanlar tarafından yenmeye başlıyor. Dolayısıyla alt kattaki insanlara onlardan arta kalan yemekler iğrenç bir biçimde  sunuluyor yetmeyen yemeklerle onları ölümcül bir açlık bekliyor. İnsanların kat seviyeleri şans üzerine aydan aya göre değişiyor. Tüm bu değişimler sırasında insanlara bayıltıcı gaz veriliyor ve insanlar gözlerini bir sonraki gün yeni katlarında açıyor.

****YAZIMIZIN BUNDAN SONRAKİ KISMI SPOİLER İÇERMEKTEDİR.****

  Filmin ana karakteri olan Goreng buraya gönüllü diploma almaya gelmiş. İlk oda arkadaşı olan yaşlı Trimagasi televizyonda gördüğü bir bıçağı aldıktan sonra aynı bıçaktan daha kaliteli  bir bıçağın yayınlanmasına sinirlenerek televizyon ünitesini camdan aşağı atarken televizyonun bir göçmenin üzerine düşmesi sonucu katil olmuştur. Filmdeki ince detaylardan biri de herkesin istediği bir şeyi hapishaneye sokmaya hakkının olması. Ana karakterimiz Goreng, Don Kişot kitabını yanında getirir. Oda arkadaşı ise kendi kendini bileyen bir bıçak. Burada Goreng’in getirdiği Don Kişot kitabının ince bir mesaj taşıdığı kanaatindeyim. Don Kişot kitabında belirtilen ezilen halkı kurtarma isteği filmdeki bir ince ayrıntı. Goreng ilk girdiği anda Platformu düzenli kullanmaları için üst kattakileri uyarmaya başlar ama üst kattakilerin ona cevap vermeyeceğini anlar. Beklemediği bir tepkiyle aynı katı paylaştığı Trimagasi’den “Komünist misin? Eğer öyleysen burada onları pek sevmezler.” uyarısı insanın dünya’da ki sistem ve düzenin de aynı olduğunu düşündürtecek cinsten.   Platform filminde sadece kapitalist sisteme değil din ve edebiyata da gönderme yapıldığı net olarak görülmekte. Filmde ana amaç kapitalizm ve gelir dağılımına dem vurmak olsa da hapishanenin 333 kat ve her katta iki kişi toplamda 666 kişi olması dikkat çeker. Hristiyanlıkla ilişkili inanışlarda 666 genelde Şeytan veya Deccal gibi kötücül varlıklarla ilişkilendirildiği için filmdeki bu detayların da kasıtlı olarak yerleştirildiği aşikar.

 Yemek bulamayan insanların kendi oda arkadaşlarını öldürerek etleriyle beslenmesi, bana bu dünyada insanların kendi içlerinde, kötü düşüncelerle yediği insanların gözetlenmesi olayını hatırlatıyor .

  Filmde Asyalı bir kadın olarak rol oynayan Miharu ise her ay çocuğuna bakabilmek için bütün katları dolaşan bir göçmeni andırıyor. Kendini aç bırakacak ve her katta tecavüz ve diğer insanlar tarafından yemeksiz kalındığı dönemde yenmek kaygısıyla mücadele eden Miharu’nun mücadelesi Asya bölgesinde yaşanan sömürgeciliği ve sefilliği filme çok güzel yansıttığı kaçınılmaz bir gerçek.

  Film sonunda Goreng yaptığı bütün mücadeleler ile birlikte siyahi bir oda arkadaşıyla ırkçılığı iteleyerek 6. katta olması ve tüm bu zenginliği bırakıp oda arkadaşıyla herkesin eşit bir şekilde yemek yemesi için platformun üzerine çıkarak alt kattaki insanlarla tartışıp, kavga ederek bu eşitliği getirmeye çalışması ve bunlarla mücadele edemeyeceğini anlayınca 333. katta bulunan küçük bir Asyalı kızın ( muhtemelen Miharu’nun kızı ) platformun üzerine konarak en üst kata mesaj olarak yollaması kapitalizmde en alt tabakayı görmeleri için göstermek için kurgulanmış bir mesaj olarak yorumlanabilir. 

  Son olarak filmin yayınlandığı tarihe de dikkat çekmek gerekirse, son aylarda dünyanın mücadele ettiği Corona virüs salgınının ortaya çıkmasına denk gelmesi ve insanların ihtiyaçlarının dışında evlerinde ürün stoklaması, marketlerde yeterli besinin kalmamasına önemli bir mesaj olduğu kanaatindeyim.

   İzleyecek olanlara iyi seyirler diliyorum ve filmden alıntılı bir soru ile yazımı noktalıyorum: “Üç tür insan vardır. Yukarıdakiler, aşağıdakiler ve düşenler.” Siz hangi türdensiniz?

Mert Çalhan
Latest posts by Mert Çalhan (see all)
Visited 2 times, 1 visit(s) today
Close