İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Hüküm Gecesi Romanındaki Ahmet Kerim’e Bir Bakış

Son güncelleme tarihi 21 Ocak 2022

Hüküm Gecesi’nde Ahmet Kerim’i ele alırken, dönemin şartlarının, sosyal ve siyasi hayatının da göz önünde tutulması gerekir. Roman, İttihat Terakki ile Hürriyet İtilaf fırkasının siyasi çekişmesini ele alırken, süikaste kurban giden gazetecilere, dış borçlara, kişisel çıkarlara, siyasi hatalara, parlementer sistemin yozlaşmasına da güçlü göndermeler yapmıştır.

          Ahmet Kerim, romanın başında bir alışkanlığı ile karşımıza çıkmıştır. “Bir akşam üstü evine dönerken şarkı ile karışık piyano sesini duyduğu andan beri köşe başındaki konağın önünden her geçişinde birkaç saniye duraklayıp içeriyi dinlemek Ahmet Kerim’in hayatında dayanılmaz bir alışkanlık yerine geçmişti.” (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.11) Keza, romanın ilerleyen kısmında bu alışkanlığı bir sevgiye dönüşerek, Ahmet Kerim’in başına adeta bir çorap örmüştür.

“Nidayı Hakikat başyazarı düşüncelerinin burasına gelince kendisinden iğrenir gibi oldu ve ruhunu, yaptıkları şeylerin dürüstlüğünden şüpheye düşen kişilere mahsus, derin bir keder kapladı. Fakat, genç varlığında her düşünceden daha kuvvetli olan bencilliği birden başını kaldırdı: “Hayır! Ben, yalnız ben, bu cins hakikat bezirgânlarından değilim” dedi. “Her yazım kuvvetle inandığım, kuvvetle hak bildiğim bir fikrin ifadesidir.” Bir akşam üstü evine dönerken şarkı ile karışık piyano sesini duyduğu andan beri köşe başındaki konağın önünden her geçişinde birkaç saniye duraklayıp içeriyi dinlemek Ahmet Kerim’in hayatında dayanılmaz bir alışkanlık yerine geçmişti. (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.13) Buradan yola çıkarak, Ahmet Kerim’in Nidayı Hakikat başyazarı olduğunu, fakat yazdığı gazetede diğer insanların çıkar doğrultusunda yazmasından etkilenerek, kendi yazdığı yazıların doğruluğundan ve hatta kendisinden şüphe edişini sezeriz. Bu şüphe yerini hemen, “sadece inandığı” şeyleri yazdığına dair bir iç rahatlamasıyla yerini sakinliğe bırakmıştır. Kaldı ki Ahmet Kerim’in ve arkadaşı Ahmet Samim’in kaleme aldığı yazılar, herkesin sustuğu bir devirde, halka haykıran ve ses getiren yazılar olmuşlardır.            “Ahmet Kerim gibi herkesin, beğendiği bir yazar tarafından…” (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.19) Bu sebep ile Ahmet Kerim’in gazeteciliği hakkında, objektif ve cesaretli sıfatlarını söylemek yanlış olmayacaktır. Ardından Ahmet Kerim’in aile hayatına dair bazı bilgiler öğreniriz. Bu bilgilerden yola çıkarak dönem gazetecilerinin geçinmeye bile yetecek kadar, bir gelir elde edemediklerini öğreniriz. “Annesinin, babasından kalma bir emekli maaşı ile idare etmeğe çalıştığı Teşvikiye’deki küçücük ev de olmasaydı, zavallı genç, sözün bütün manasıyla bir kaldırım serserisi haline direcekti.” Bir akşam üstü evine dönerken şarkı ile karışık piyano sesini duyduğu andan beri köşe başındaki konağın önünden her geçişinde birkaç saniye duraklayıp içeriyi dinlemek Ahmet Kerim’in hayatında dayanılmaz bir alışkanlık yerine geçmişti. (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.14)

Bahsettiğimiz alışkanlık ile birlikte gelen merak duygusu Ahmet Kerim’i bir sevgiye sürüklemiştir. O evin içindeki Samiye’yi daha tanımadan ona karşı duygular beslemeye başlamıştır. “… ve kalbini büyük bir fırsat kaybetmişlere veya bir sevgiliyle buluşmaya gidememiş olanlara mahsus yakıcı bir his kapladı.” Bir akşam üstü evine dönerken şarkı ile karışık piyano sesini duyduğu andan beri köşe başındaki konağın önünden her geçişinde birkaç saniye duraklayıp içeriyi dinlemek Ahmet Kerim’in hayatında dayanılmaz bir alışkanlık yerine geçmişti. (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.16) Bu bir an oluşan yoğun hisler, diğer her şeyden daha mühim hale gelmiştir. “Şu dakikada Ahmet Kerim için hiçbir şey, ne milletler arasındaki kanlı anlaşmazlıklar, ne siyasi partilerin sinsi ve amansız didişmeleri, ne tarih, ne ilim; hiçbir şey, hiçbir şey, bu, hemen hemen bir “vuslat”a benzeyen hal kadar mühim değildi.” Bir akşam üstü evine dönerken şarkı ile karışık piyano sesini duyduğu andan beri köşe başındaki konağın önünden her geçişinde birkaç saniye duraklayıp içeriyi dinlemek Ahmet Kerim’in hayatında dayanılmaz bir alışkanlık yerine geçmişti. (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.17)

Ömer Bey ile yaşanan polis olayından hemen sonra Ahmet Kerim’in bu olay hakkında düşünürken Cervantes’in Don Kişot’unu düşünmesi de ilgi çekicidir. Buradan yola çıkarak Ahmet Kerim’in gazeteciliği yanında aydın kişiliğini edebi eserlerinde şekillendirdiğini söyleyebiliriz. “… Cervantes’in Don Kişot’u onun gözünde işte bu bakımdan pek dikkate değer bir kahramandır. O şövalye de Ömer Bey çeşidinden kendisine güvenen bir idealist değil midir?” (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.29)

Ahmet Kerim’in toplum hakkında yaptığı tespitler de vardır. Toplumu, içinden çıkılamaz bir halde görmektedir. Bu hallerden dolayı, toplumdaki insanların hal ve hareketlerinin değiştiğini, eğer değişmeseydi ona karşı olan tavırların bu kadar cesaret kokan bir eda şekilde olmayacağını düşünmüştür. “… bütün memleketi baştan başa bir bataklık halinde görüyordu.” (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.33)  Toplumsal yaşamı düşünürken ve bu bataklığı düşünürken, kendince kaçmayı, nasıl kurtulabileceğini de düşünmüştür.

İkinci bölümün girişinde Ahmet Kerim’in aslında halktan kopmuş bir aydın olduğunu çok daha iyi görebiliriz. Yaşadığı devir içinde kendisini o zamana ait hissetmediği duygusu ağır basmaktadır. Halktan kopması, hem iş çevresiyle, hem de rutin hayatıyla yaşadığı kopma ile birleşmiştir. “Ahmet Kerim, akşamları evine geç dönerdi. Bazan da hiç dönmediği olurdu. Bütün gününü, bir sürü politika dedikoduları, hiç hoşlanmadığı meşguliyetler ve çoğu zaman derin can sıkıntılarıyla öldürdükten sonra, akşama doğru biraz genç olmak, biraz da kendisi için ve kendi çağına göre yaşamak ihtiyacı duyardı.”. (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.37)

Arkadaşı Ahmet Samim ile birlikte rutin şekilde aldıkları tehdit mektuplarından dolayı Ahmet Samim’i saran ölüm korkusu, Ahmet Kerim’i de düşünmeye sevk etmiştir. “Ahmet Kerim yolda yürürken ansızın bir kurşun vuruşuyla ölmeyi, her biri yüz yıl kadar uzun korku saatlerinden sonra, bir ipin ucunda bir kurt gibi kıvrılarak, uzanarak, iğrenç ve gülünç çarpınmalarla can çekişmeye yeğ buluyordu” (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.43) Kaldı ki, Ahmet Samim, korkularında yersiz değildir, bir süikaste kurban gitmiştir. Ahmet Samim’in vefatından sonra, Ahmet Kerim kendisini daha derin bir boşluğa düşmüş olarak hissetmeye başlamıştır. Yaptığı işi sorgulamaya, hissettiklerini, yaşananları ve yaşanabilecek olan olayların varlığından tedirgin olmaya başlamıştır. “Selam mı vermek lazım? Susmak mı? Bilmiyor… (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.71) “Ahmet Kerim, Samim’in boş bıraktığı odada, kendisi de beraber olmak üzere herkesi o kadar aşağılamış, sefil ve acımaya lâyık buldu ki, elleriyle yüzünü kapayıp tek başına uzaklara, erişilmeyen, bilinmeyen yerlere kaçmak istedi.” (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.79) “Samim’in vuruluşundan sonra politikadan ve politikacılardan neredeyse “bedenî” bir tiksinti duymaya başlayan Ahmet Kerim, bu cereyanların tamamiyle dışında ve uzağında kalmakla beraber, ara sıra, şunun veya bunun aracılığı ile, olan biten işlerden haber almakta idi.” (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.106)

Ahmet Kerim’in tasvirinde kullanılan ilgi çekici bir şey vardır. “Ahmet Kerim bütün manasıyla bir somnombülü andırıyordu” (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.84) Somnombül uyurgezer demektir. Fakat, Yakup Kadri, Ahmet Kerim için burada somnombülü “leyla olmak” deyimi anlamıyla kullanmıştır.

Samiye’nin evinde yaşadığı olaydan sonra Ahmet Kerim bir değişim yaşamıştır. “İşte, Ahmet Kerim, o geceden sonra hayatının böyle bir devresine girdi. Kendisinde, her gün yeni yeni kudretler keşfediyordu… (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.118)

İlerleyen günlerde İttihat ve Terakki baskısı gittikçe artmıştır. Buna karşın üniversite gençliği gösteriler yapmıştır. Tutuklanmalar olmuştur. Ahmet Kerim de tutuklananlar içindedir. Sonrasında serbest bırakılır ve Nidayı Hakikat’te Ali Kemal ile birlikte çalışmaya başlamıştır.

Babıâli’de Mahmut Şevket Paşa öldürülür ve yönetimi Cemal Paşa ele geçirir. Sıkı yönetim ilan eder. Yeniden tutuklanmalar olur ve Ahmet Kerim ikinci defa tutuklanır. Bu defa kurtuluşu olmadığını düşünür, ölüm korkusu onu yiyip bitirir. İş arkadaşlarının gizli gizli, kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek, kendisinin yanındaymış gibi gözükmelerine, insanlıklarına hayretle bakar. O kadar ki bir gecede saçları beyazlar. Bu tutuklanma sürecindeki kendi içinde yaptığı hesaplaşmalar önemlidir. Köşeye sıkıştığını düşündüğü her an için aklına annesi gelmektedir. Yine annesi aklına gelmiştir ve bu defa kendisini ona karşı suçlu bir çocuk gibi hissetmiştir.

Ayrıca bu süreçte aklına birtakım yazarlar ve tarihi olaylar da gelmiştir. “Mesela Fransız İhtilalinin kanlı safhaları içinde Danton’la Bailly’nin yüzleri insanüstü bir sırın görünüşü gibi gözüküyordu.” (Karaosmanoğlu, Hüküm Gecesi, İletişim Yayınları, 2019, s.286)

 Ahmet Kerim, her iki tutuklanma sonrasında bir yandan kendi adına korkular yaşar, bir yandan da ülkenin durumunu düşünürken aklının bir köşesinde hep annesi vardır. Annesi ile ilgili imgelerinde şefkat ve sevgi kadar, suç işlemiş bir çocuğun duyduğu korkular da vardır. İkinci tutuklanma sırasında duyduğu utanç duyguları arasında gidip gelen bu duygu örüntüleri Ahmet Kerim’i rahatsız eden başlıca durumlardan biridir. Bu durumdan kaçmak isteyen, ancak evde yaşadıklarını sürekli her yere taşıyan ve kaçarak kurtulamayan bir Ahmet Kerim vardır.

          Ahmet Kerim romanın içerisinde oldukça geniş bir çerçevede yer alan tam olarak kendisini bulamamış, aklında sürekli ikilemler ile yaşayan, idealinde Türk kızı imgesini  sabun kokusu ve beyaz entari ile yaratan, fakat o kızlara asla ulaşamayan, dönemin siyasi ve sosyal hayatını oldukça güzel ve hareketli yansıtan, bir gazeteci olmuştur.

Yorumlar kapatıldı.