İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kalkıp Gelsem Kim Dersin Bana

Yok hayır yok yok
Karanlık bir bozkırda
Yaşamaktan acı bir ihtimal kalmaz mı bana?
Anneme söyleyin,
Yeniden doğursun, tekrardan büyütsün beni
Sonra bıraksın yaprağı olmayan tek ağaca
Kökünden sızan kan bütün sözcüklere eklenirken
Ben olayım yeryüzünden silinmiş ırkların sonuncusu da.
Gözlerle, dillerle kuşatılmış bir alfabe şimdi zaman
Dostlarımı asılı gördüm işte ben o darağacında
Ki bir daha hiçbir beden yaşayamadı,
Yaşayamadı yalnızlığıyla vurulan yoksul ülkemin koynunda.

Yok yok yok olmaz
Bugün oturup yaşamı düşünemem
Bir çocuk aynı anda nasıl düşünür hayat ve ölümü
Ben de öyle düğümlerim belki elimi ayağıma
Sevdamın dini neydi, ya ruhumun yönetim şekli?
Soramam bugün
Bütün gülşiirler radikal bir zamana mı ekliydi?

Yok yok yok hayır
Akşamlar kara bir kefen gibi gerilirken
Bir çığlık sanrısı dolaşıyorsa kentin sokaklarında
Ve bir kenar mahalle o sokaklarda tepiyorsa Pazar sabahlarını
Yalnızlığımla vurmayın beni, yok.
Bırakın portakal denizinde yüzeyim
Bırakın bir çocuk bağırsın o sabahtan keskince
Ve ben bir daha hiç bu kadar ölmeyeyim.
Güneş o mahallede doğup orada kurulsun
Ay bir an ayırmadan diksin gözünü
Ne olur bir kez de bir şairin alnına vursun.

Yok, yok olmaz yok
Ellerim yüreğime eş
Anlamsız saatlerde belki bir gece yarısı
Demlediğim çaydaki acı, oysa acı diye bir şey var bu dünyada, ama sen olma,yok.
Bir ıhlamur ağacının en uzak yaprağı altında dolaş
Tunalıdan Ulusa belki
Beni paçalarımdan tanı
Onlar ki toprağa karşı ördüğüm tek barikat
Onlar ki yanık, sökük ve gri
Bırak bu gece aklına çalınan yabancı bir ezgiyi
Beni bildiklerimden tanı
Güneş bir kez de olsa gölgeme değil yüzüne vurmalı.

Yok hayır hayır olmaz
Bir suyun en uzak kıyısı olup çürürken gün
Akdeniz yağmurdur şimdi kaynar o kızın saçlarında
Ölüm geç kalamaz, olmaz
Ey ömrümün asi dikeni, ey sütün sonu irin kokusu
Beni gözyaşlarımla gömün
Takvimler yandı, zaman yılları onikiyi çarptı da
ben ömrümü parmak hesabı saydım
Bağırdı içimde bir kuş durmadan bağırdı
Ben kendimi kafeste bir ülke sandım.
Anne gümüş anahtarını paspas altına sakla,
fesleğen saksısını değiştirme kalsın
Bir gece yarısı kalkıp gelirim ben sana..
Bir bilsen ne çok yanıldım
Kulaklarımı soğuk duvarlarda, ıslah betonla zincirlediler duyamam ki
Boşuna kızım, hayırsızım deme bana…

Latest posts by Pelin Şanlı (see all)

Yorumlar kapatıldı.