İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Haftanın Kitap Önerisi: Cemo

Son güncelleme tarihi 21 Ocak 2022

Toplumsal gerçekçiliğin öncü yazarlarından Kemal Bilbaşar’dan içlere işleyen, hafızaya kazınan destansı anlatımı ile bir solukta okuyacağınız  hem sevdasına hem bileğine yiğit,  öte yandan yaban kalmış sert kabuğunun altında öksüzlüğünün mahzunluğunu taşıyan bir kadının romanı CEMO. 

Eser, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Doğu Anadolu coğrafyasının sosyo politik panoramasını bir sevda hikayesiyle harmanlayarak  destansı bir üslupla veriyor. Eser boyunca Cano, Cemo ve çan ustası Memo kahramanlığında yöredeki marabalık, ağalık, şıhlık, devlet ile düzen arasında sıkışmış yöre insanının çıkış bulma mücadelesi, kadınlık, kumalık, kadının değeri gibi birçok konuya bakıyoruz. 

Cano’nun ve Memo’nun ağzından olmak üzere iki bölümde sunulan eserde kişilerin yöre ağzı ile konuşturulması anlatıma çekici bir doğallık katmakla beraber bu konuşmalar içinde yörenin kültürünü ve inanış biçimini de etkili bir şekilde görmekteyiz. 1967 TDK Roman Ödülü’ne layık görülen ve bir solukta beğenerek okuyacağınıza inandığım Cemo‘ya Can Yayınları baskısından ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar… 

Alıntılar 

… Oysa ben kızımı para ile satmaya niyetli değildim. Para benim neme gerek. Para ile satılan bura kızları gibi ömrü boyunca beğenmediği bir herifin kulu olmasına gönlüm razı değildi. Bizim burada ana babalar kızlarının dünyasını zindan ederler…. 

…Yolda oynayanda kapar gelin ederler dokuz yaşında kızı. Ak ne kara ne bilmezken kofiyi giydirirler başına. Avrat olur, ana olur, dahası erinin yedi sülalesine kul olur. Ekmekten çok dayak yer. Kocası döver, kaynanası döver, görümü döver, kaynı döver. Koca evinde gelini dövmek helal. Tüm kabahatler gelinin. Aş pişmeyende, iş bitmeyende, suç kimin olursa olsun dayağı gelin yer. Çok döllemek, az döllemek kabahat urçan çıkmak büsbütün kabahat. Dölünü sevmek,  okşamak kabahat. Ağzını açıp da şu da demek kabahat. Kabahat olmayan yok geline. Canına tak diyenin babaevine kaçması da suç. Bu kez anası babası döver gelini, yüz geri çevirirler. Koca evine dönende dayak daha bir helal olur. Dünyaya geldiğine pişman ederler gelini. Bu hakaretlere dayanan dayanır, otuzuna varmaz koca avrat olur. Dayanamayan kendini ırmağa atar kurtulur. Oy bizim parmağı kınalı gelinlerimiz… 

… Bu şikayetliğini duymamış olayım. Başın nara yanmasın. Şunu da kulağına küpe et: Ağa kısmı ile uğraşmak, kâr getirmez fukaraya… 

Yorumlar kapatıldı.