Öyle bir oyun düşünün ki yazıldığı zaman “bu ne biçim oyun be” tepkisi alınıyor. Sonra 8 yıl sonra hapishanedeki mahkumlara iyi bir vakit geçirsinler diye oyun oynanıyor. İşte ne oluyorsa bu saatten sonra oluyor ve şu an beynelmilel bir şekilde kült olan bir oyundan bahsediyoruz; “Godot’yu Beklerken”

Oyun İrlandalı yazar olan Samuel Beckett tarafından 1949 yılında Fransa’ da yazdığı oyundur. Oyun 2 ana karakter ve 3 yan karakterden oluşan bir ‘’absürt tiyatro’’ eseridir. Bu karakterler sırasıyla Vladimir (Didi), Estragon (Gogo), Pozzo, Lucky ve Çocuk’ tur. Bir kır yolu kenarında geçen hikayemizde arka planda detay olarak kuru bir ağaçtan başka bir şeyin olmadığı, mekân ve zamanın belli olmadığı bir kesitle başlar oyun. Vladimir ve Estragon üstleri başları yırtık pırtık kıyafetlerle Vladimir’ in kafasında bir melon şapka ile giriş yaparlar. Aralarında bir uyumsuzluk olduğu ilk andan beri bellidir. Fakat buraya nasıl geldikleri, nereden geldikleri, aralarındaki ilişki belirtilmeden devam eder oyun.

Gogo sürekli olarak kendi isteklerini durmadan Didi’ ye yansıtır durur. Didi mantıksal düşünmesi ile Gogo’ ya karşı dizginleme halindedir ve sürekli gitmek isteyen Gogo’ ya karşı ‘’Godot’ yu bekliyoruz. Gidemeyiz’’ telkinleri ile Gogo’ ya umut aşılar. İlerleyen zamanlarda sahneye Pozzo adında bir kölesi olan bir efendi girer. Arkasında boynuna ip bağladığı Lucky girer. Pozzo efendi olmasının verdiği yetkiyi Lucky üzerinde her daim kullanır. Lucky sürekli Pozzo’ nun isteklerini bin bir meşakkatle yapmaya çalışır. Bu iki karakter sahneden çıktıklarından sonra başka bir yan karakter olan Çocuk karakteri girer. Gogo ve Didi ikilisine bir haberi olan Çocuk’ un Godot’ tan getirdiği mesajı onlara iletir. Mesajda ‘’Godot bu akşam gelemeyecek ama yarın akşam kesin geleceğini söyledi’’ der ve perde kapanır. İkinci perdede Gogo ve Didi arasındaki ilişki devam eder. Pozzo bu perdede kör olmuş ve yardım isterken Lucky arkada sadece sessizce olanları izler. Çocuk yine bir haber getirir ve Godot’ un mesajı bu akşam gelmeyeceği şeklindedir ve perde kapanır oyun biter.

Evet oyun özeti bu derece yalın ama içindekiler bir o kadar dolu olan bir eserle karşı karşıyayız. Öncelikle kimdir bu eserin yazarı? Samuel Beckett;

13 Nisan 1906’ da İrlanda’ nın başkenti Dublin’ de doğmuştur. Annesi koyu bir Protestan’dır. Annesinin bu denli dindar olması Beckett’ e tedirginlik ve doğaüstü olayları sorgulamaya itmiştir. Beckett bunun için dini sadece can sıkıntısı veren bir şey olarak algılar. Fakat küçüklüğünde onu mutlu eden olaylardan biri babasının sürekli doğa yürüyüşleri yapması ve ona eşlik etmesi adeta çocukluğunda sevdiği en güzel şeylerden biridir.

Kolej yıllarından sonra 1928-1930 yılları arasında verdiği konferanslar sayesinde tanıdığı ve ona büyük yardımı dokunan ‘’James Joyce’’ ile yakın arkadaş olurlar. Eğitimini bıraktıktan sonra önce Almanya’ ya sonrasında ise Fransa’ ya giden yazarımız. 1940 da Nazilerin Paris’ e girişi ile Fransız direnişçilere katılmıştır.

Bu sırada sayısız eser veren yazarımızı tanınan biri yapan oyun 1949 yılında yazdığı Godot’ yu Beklerken adlı eseridir. 1969 yılında edebiyat alanında Nobel Ödülü almıştır. Ayrıca 1969 yılında sadece 35 saniye süren iki perdelik oyunu vardır. ‘’Soluk’’ adındaki oyun girişte bir çöp yığınını zayıf şekilde aydınlatan ışıkla başlar. Bir çocuk ağlaması sesi sonra bir soluk alıp verme ve artan ışık. Sonra ışık zayıf haline döner aynı şekilde tekrar edilir yapılanlar sonra ışık kapanır. Hiçbir oyuncunun olmadığı bir oyundur. Absürt tiyatronun belki de en belirgin oyunlarından biridir.

Dediğimiz gibi oyun basit ama inceledikçe altından ayrıntı üzerine ayrıntı çıkıyor. Bunları daha kolay şekilde açıklamak için maddeler halinde ve kategorik şekilde gitmek daha yararlı olur.

  1. Öncelikle oyun ilk çıktığı zamanlar çok değer görülmemiş.
  2. 1957 yılında San Quentin Hapishanesi’ nde (San Francisco-Kaliforniya) mahkumlara oynanan oyun, bitişi ile alkış kıyamet bir tepki alıyor. Bu süreçten sonra eleştirmenler oyunu inceledikçe varoluşçuluk üzerine bir felsefeye dayandığını anlayıp oyunu didik didik inceliyorlar.
  3. Oyun neden mahkumlar tarafından beğenildi? Çünkü oyundaki eylemsizlik mahkumların her gün yaptığı bir şeydir. Sürekli olarak birinin geleceğini ya da bir umut içinde olmaları felsefenin anlaşılmasını kolay kılmıştır. Hepsi sürekli yarın olacak olan avluya çıkış iznini beklemeleri veya serbest kalacakları günü beklemeleri içindedirler. Oyunda Gogo ve Didi’ de sürekli olarak Godot’ nun gelmesini bekleyerek belki de bütün bir ömürlerini sürdürmüşlerdir. İçinde bulundukları umudu hiçbir zaman kaybetmemişlerdir.
  4. Oyun sürekli tekrarlardan ve başladığı yere geri dönmeden oluşur. Gogo’ nun ‘’ gidelim’’ demesi, Didi’ nin ‘’Godot’ yu bekliyoruz’’ cevabını alması ve yine bu sorunun sürekli sorulması en büyük örnektir. Aslında bu tekerrürler absürtlüğün en önemli özelliklerinden biridir. Klasik Tiyatroda giriş-gelişme-sonuç bölümlerinden oluşuyor ve bu durum ilk başlarda seyirci tarafından ilginç karşılandığı için 1957 yılına kadar oyunun fikri anlaşılamamıştır.
  5. Dekor olarak sadece tek bir ağaç seçilmiştir ki, oyunun ağırlığını ve felsefesini daha kolay bir şekilde anlayıp arka plana odaklanmayalım diye.
  6. Estragon karakteri insanın güdüsel, duygusal yönünü yansıtır. Mesela burada ‘’Sigmund Freud’’ un Psiko Seksüel Gelişim Kuramında öne sürdüğü ‘’İd’’ kavramı Gogo üzerinden verilir. İd sürekli bir şey ister ve gerisine karışmaz. İnsanın temel ihtiyaçları olan su, yemek yeme, cinsellik gibi kavramlarını ister durur. Oyunda da Gogo karakteri sürekli karnı aç, uykusuzluk çeken biridir.
  7. Aynı durum Vladimir için de geçerlidir. Buradaki kavram da ‘’Süper Ego’’ dur. Kişinin ahlaki yönünü temsil eder. İd’ in isteklerini ahlaki açıdan inceler. Doğru-yanlış kavramını sorgular. Didi karakteri de mantıksal, düşünsel yönü temsil eder. Anlam arayışından vazgeçmeyen ve yaşamına küçük de olsa bir umutla devam etme niyetindedir. İncil’ i bitirmiştir ve sürekli İncil’ den hikayeler okur. Bir teoriye göre Fransızca ‘’Dire’’ yani söylemek sözcüğüne atıfta bulunmak için oyundaki kısaltılmış adı Didi’ dir.
  8. Gogo ise sürekli olduğu yerden gitmek isteyen, oyundaki olmayan hareketi yansıtmaya çalışan bir karakterdir. Teorilere göre aslında Gogo nun hareket istemesi ismine İngilizce ‘’Go’’ kelimesine ithafen bu isim verildiği düşünülüyor.
  9. Pozzo ise sömüren egemen güç olarak ifade edilir. Kendisi Lucky’ nin sayesinde şu anki olduğu konuma gelmesine rağmen ona karşı küçümseyici sahip-köle tavrı içindedir.
  10. Lucky ise bedensel ve düşünsel emeği simgeler.
  11. Pozzo’ nun diğer perdede kör olarak gelmesi sahip-köle ilişkisinin tarihsel açıdan çöküşte olduğunu ifade eder. Köleciliğin yavaş yavaş tarih sahnesinden silinmesi olayı birer gün aralarla ifade edilmiştir.
  12. Çocuk karakteri ise bir haberci müjdeci konumundadır. Godot’ dan gelen haberleri sürekli Gogo ve Didi’ ye ileten karakterdir. Aslında burada çocuk tasviri umut düşüncesini betimlediği için Godot’ dan gelen haberler Didi ve Gogo’ ya umut vaat eder ve bir sonraki günü beklemeye koyulurlar.
  13. ‘’Godot kimdir’’ dersek aslında bu konu çok öznel gelebilir. Çünkü imgeler üzerine kurulan bu oyun öznel düşünceler taşıdığı için bana göre farklı gelen ile bir başkası için daha başka gelebilir. Veyahut bir topluluğa farklı gelen ile başka bir millet olan topluluğa daha farklı gelir. İspanyollarda yaratılan iç savaş etkisi gelecektir belki de Godot’ nun gelmesi veya Ruslar için ise bir yenilikçi reform olabilir. Ama genel bir kanı var ise bu durumda o da şudur ki; Godot’ nun aslında bir tanrı tasviri yarattığıdır. İngilizce ‘’God’’ ve ‘’İdiot’’ kelimelerinin karıştırılması ile Beckett’ in karakter yaratmasıdır.

Evet aslında bu konuşulanların bir iki katı daha yazılacaklar var. Çünkü metin tam bir alt metin deryası olan, okunulan bir sayfa ertesi gün okunduğunda daha başka çağırışımlar yapılan bir oyun. Var ise zamanınız bu zamanlarda bir göz atmanızı tavsiye ederim. Notlarımı burada sonlandırırken Broadway’ de onlarca yıldır oynanan başrollerinde Patrick Stewart ve Sir İan McKellen’ in olduğu oyunun video linkini bırakıyorum. İzlerken yüzünüzde inanılmaz tatlı gülüş bırakan muhteşem bir buçuk dakikanın yarattığı videodur kendisi.

Sezer Sezgin
Latest posts by Sezer Sezgin (see all)