Yazar: 18:37 Film İncelemesi, Sinema

Bir Uyarlamanın Anatomisi: Zebercet

Yabancılaşma, yalnızlık, hesaplaşma, şiddet ve cinsellik konularını unutulmaz şekilde karakterine giydirmiş, karakterinin çoğu açıdan biricikliğini okuyucusunun aklına kazımış, Türk edebiyatının en unutulmaz karakteri Zebercet’i okuryazar belliğine kazandırmış, edebiyatın usta kalemlerinden Yusuf Atılgan ve çok satan kitabı Anayurt Oteli…  Yusuf Atılgan’ın unutulmaz karakteri Zebercet, özellikle yabancılaşma kavramını anlatan kıymetli bir karakterdir. Zebercet karakterinin bize anlattıklarından yola çıkarak diyebiliriz ki Yusuf Atılgan, yabancılaşmayı evrensel bir sorun olarak görür. Peki, nedir yabancılaşma? Kopma, kontrolünü kaybetme, uzaklaşma, ayrılma gibi anlamları içerir. Kendi yapıp ettiklerini anlamlandıramayan, toplumsal inanç, değer, gelenek görenekleri değerli görmeyen, kendinden uzaklaşarak eylemlerinden haz almayan bir karaktere dönüşme olarak yorumlanabilir.  Modern çağ insanının içinde bulunduğu en temel sorunlardan biridir yabancılaşma dersek yanılmış oluruz. İnsanlık tarihinin en adı konulmamış ama en fazla hissedilmiş olgularından biridir “Yabancılaşma”.

Edebiyat, kurgusal yapısının yanı sıra gerçekçi yönüyle de okuyuculara hayata dair kesitler sunar. Toplumsal olaylar, sosyo ekonomik gelişmeler ve değişimler, yazarın kurgu oluşturmada temel kaynakları arasında yer alır. İçinde yaşadığı topluma karşı yabancılaşmış bireyler de birçok romanın kahramanı olarak çıkar okuyucunun karşısına. Yusuf Atılgan’ın eserlerine yönelik yapılan çalışmalarda yazarın yarattığı ve çoğunluğunun yabancılaşma ile baş etmeye çalıştığı karakterlerin sorunlarının ortak kaynağı “çocukluk dönemi”dir. Atılgan, karakterlerinin sorunlu geçen çocukluk döneminden beslenerek yetişkinlikte yaşadığı bir dolu tramvayı da buraya bağlar. Erkek karakterler için kadın bir sığınmadır ve “normal” bir insan olmanın ön koşulu da sorunsuz geçen bir çocukluk dönemidir. Bunun en etkileyici örneklerinden biri de Anayurt Oteli’dir elbette.

Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan tarafından, Manisa’nın Anavatan Oteli ve onun kâtibinden esinlenilerek yazılmıştır. Eserde, Keçecizadelerin varisi olan Zebercet, babasından kendisine kalan Anayurt Oteli’nin hem kâtipliğini hem de işletmeciliğini yapmaktadır. Zebercet’in hayatı çok düzenlidir. Zamanının büyük bölümünü otelde geçirmektedir, bütün hayatı o oteldir zaten. Kahraman yaşamı boyunca hiç evlenmemiştir. Ortalıkçı Kadın ile olan samimiyeti ise duygusal yönden bir anlam içermez. Zebercet’in hayatı otele gecikmeli Ankara treni ile gelen kadın ile değişir. Kadın otelde bir gece kaldıktan sonra ayrılır. Eserde kahraman, kadının kaldığı odayı, onun otele tekrar döneceğini düşündüğünden kimseye vermez. Ancak kadın otele bir daha hiç gelmez. Daha sonra kadının kaldığı odada unuttuğu havlusunu almak için köyden adamlar gelirler. Havluyu zorla alırlar ve Zebercet’i de tehdit ederek otelden ayrılırlar. Kadının otele geri dönmemesi Zebercet’te büyük hayal kırıklığına yol açar. Zaten çocukluğundan beri sürekli olarak insanlar tarafından küçük düşürüldüğünü düşünür. Nitekim ilerleyen süreçte onun ruhsal durumu gitgide kötüye gider. Zebercet ‘in saplantılı bu ruh hali bir gece Ortalıkçı Kadın’ı boğarak öldürmesine sebep olur. Bu durumdan kimseyi haberdar etmez. Ayrıca ölü kadını saklamak için çaba da sarf etmez. Zebercet’in bu cinayet sonrasında yaşadığı travma ve hapse atılma korkusu onda atalarında olduğu gibi intihar fikrinin belirmesine sebep olur. Eserin sonunda kahraman ölümü bir kaçış ve kurtuluş görerek intihar eder.

Eser birçok yönüyle çok konuşuldu. Kahramanın saplantılı duygularını okuyucusuna tüm yalınlığı ile anlatması ve kendini toplumdan soyutlaması, çocukluk, aile, toplumsal normlar açısından işlenmesi kitabın psikolojik roman kategorisine girmesine de sebep olur. Karakterin bütün hayatını şekillendiren bebekliği, çocukluğu, ailesinin ruhsal sorunları, saplantıları yer yer ifade edilir.

Ruhsal açıdan tükenmiş bir karakter olan Zebercet’in “Anayurt” isimli bir otelde olması da oldukça manidardır. Kendini arama, aidiyet, rahat hissetme, çöplük ve daha birçok açıdan onun limanı olan Anayurt Oteli aynı zamanda suçlu dünyasını da okuyucusuna başarı ile anlatır. Zebercet ‘in otelinde bir müddet kalan ve zaman zaman Zebercet’in de yakınlık gösterdiği kendini emekli subay olarak tanıtan adam, öz kızını öldürmüştür. Otelin müşterilerinden genç adam ise daha ilk gecelerinde eşini öldürmüştür. Zebercet’in çevresinde bulunan bu tür saplantılı ve suçlu kişiler, onun kırılgan ruh dünyasının derinden etkilenmesine sebep olur. Zebercet hayatında bir kadının yer almasını istemektedir. Bu isteği onu Ortalıkçı Kadın’a yönlendirir. Hatta kimi zaman bu isteğin onu hemcinslerine de yönlendirdiği görülür. Onun horoz dövüşlerinde gördüğü sonra takip ettiği genç adamla ilgili olarak zihninden geçirdiği sözler bu durumun göstergelerindendir.

Eserin konusu ve karakterleri yanı sıra, modern anlatım biçimlerinin kullanılması yönünden zengin olduğu ortadadır. Yazar eserde içine kapanık, toplumdan soyutlanmış bir tip olan Zebercet’in zihin dünyasını okuyucuya yansıtabilmek için özellikle bilinç akımı tekniğini kullanmayı tercih etmiştir. Ayrıca anlatıcı, okuyucu ile kahraman arasından yazarın soyutlanması şeklinde kurgulanan iç monolog tekniği ile de okuyucunun esere yönelik ilgisinin artmasına yardımcı olmakta ve kahramanın okuyucu tarafından daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Eserde yer alan motifler kahramanın yaşadığı ruhsal sorunların somutlaştırılmasına yardımcı olmaktadır. Bu özellikler yazarın eserinde modern anlatım tekniklerini başarılı bir şekilde kullandığını göstermektedir.

Çokça ses getiren bu değerli eser Türk Sineması açısından da dikkat çekmiş ve sinemanın usta yönetmeni Ömer Kavur tarafından beyazperdeye uyarlanmıştır. “Tüm Zamanların En İyi Türk Filmleri” listelerinde her zaman yer alan film, bir ustalık işi olarak nitelendirilebilir.1987 yılında aynı adla uyarlanan eser en az kitap kadar ses getirir. Film, yönetmenin toplumsal konulardan sıyrılıp daha bireysel konuları işlediği döneme denk düşmesi açısından oldukça kıymetlidir. Bu sebeple Ömer Kavur’un duygusal durumunun perdeye yansıması ve Zebercet’in derinliği açısından sızılı bir melodi oluşturur. Ancak kitapta ve filmde biçimsel olarak birtakım farklılıklar vardır, Zebercet’in duygusal durumu kitapta daha katmanlı ve iç içe geçmiş bir biçimde anlatılırken, filmde yönetmen bunu daha doğrusal bir yapıda kurmuştur. Zebercet’in iç sesiyle, farklı zamanlarda yaşanan olaylar izleyiciye ulaşıyor. Filmde ise 1960’larda geçen olaylar Ömer Kavur’un perspektifinde 1980’e taşınır.  Ömer Kavur, film hazırlıkları sürecinde otelin kasvetli atmosferini kurmak için Edirne’den Fethiye’ye kadar şehir şehir dolaşarak incelemelerde bulunmuş. Çünkü Kavur mekân ve hikâye ilişkisinin çok gerçek ve doğrudan bir bağı olduğuna inanır. Atmosfer doğru yaratılmazsa hikâyenin gündeminin değişeceğini düşünür. Kavur’a göre bir romandan yola çıkarak iyi bir uyarlama yapmanın yolu o romana ihanet etmekten geçer. Bu ihanetin yöntemi de kitaptan bazı bölüm yahut pasajların atılmasıyla olur. Çünkü romanın birebir uyarlanmasının filmin işlevini ve sinematografisini yitirmesine sebep olacağını düşünür.  Bu sebeple filmde uzun uzun anlatılan otel tarihi, filmde sadece iki cümle ile açıklanır. Yine Zebercet’in geçmişinin kısa şekilde verilmesi filmi güçlendiren temel unsurlardandır. Filmin mekân ve kişiler üzerinden oluşturduğu örüntü Türkiye’nin yakın tarihine dair birçok kafa açıcı ipucu taşır.      Filmde özellikle altı çizilen zaman kavramı Zebercet ile Anayurt Oteli’nin geçmişine ve Türkiye tarihine uzanan kırmızıçizgileri izleyiciyi derin bir noktaya sürükleyip onda soğuk su etkisi yaratır. İşte bu biçim, sinema perdesinin etkisini bir kez daha anımsatır sinemaseverlere.

Filmde dikkat çekici bir diğer unsur da Zebercet’in diğer karakterlerle olan cinsel yakınlaşma ihtiyacı. Kadın öğretmene duyduğu arzu, horoz döğüşündeki genç adama ilişkin belli belirsiz yaklaşımı, Zeynep’e tecavüz etmesi, takip ettiği genç kadın, cinselliğe duygusal bir sürecin getirisi olarak değil de onu tedavi eden bir süreç olarak baktığını görebiliriz. Elbette onu aklamaya çalışan bu yaklaşım özündeki suçu silmez. Sevgi ve temas ihtiyacından doğan cinsellik onun dünyasında anlamından uzaklaşarak büyük bir kayaya ve suça dönüşür. Anlamından ve insanlıktan uzaklaşmış cinselliğin ne kadar korkutucu ve karanlık olduğunu da bir kez daha sarsıcı bir biçimde anlarız. Bu sebeple film sinematografik açıdan da oldukça doyurucu ve sahicidir.

Başrollerini Macit Koper, Şahika Tekand, Orhan Çağman ve Serra Yılmaz’ın paylaştığı filmin temalarını yabancılaşma, ölüm, yalnızlık, cinsellik, vicdan, hesaplaşma diye sıralayabiliriz.

Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli romanında yazıda gizli duran görseli, kişileri, atmosferi, ışığı, rengi, hareketi, bakış açısını, duyguyu ve mekânları aslına uygun biçimde kurmuştur yönetmen. Filmi kurarken aslına sadık kalmış ama sinemanın yapısına uygun olarak yorumlamıştır.  

Anayurt oteli aradan geçen zamana rağmen değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir. İnsanın sınanması, zaafları, travmaları, muhakeme algısını yitirmesi, kadına ve cinselliğe bakışı, arınma arzusu üzerine düşündüren ve iç yakan bir uyarlama olmaya devam etmektedir.

Yıl1987
ÜlkeTürkiye
TürDramPolisiyePsikolojik
ÖzelliklerRenkli35 mm
YönetmenÖmer Kavur
SenaryoÖmer Kavur
YapımcıCengiz ErgunÖmer Kavur
MüzikAttila Özdemiroğlu
Görüntü YönetmeniOrhan Oğuz
EserYusuf Atılgan
Süre (dk.)1.50 Dk.

Yasemin Seven Erangin

Editör: Melike Kara

Visited 11 times, 1 visit(s) today
Close