Yazmamak üzerine devam ederken aklımdan geçen onlarca şey olduğunu fark ettim. Aklımdan geçeni yazıya dökmüyor sadece kendimle konuşuyorsam bunun kime ne faydası olabilirdi ki, olamazdı, düşünceleri paylaşmış olsaydım da kime ne faydası olacaktı ki, hiç, lambanın duvara vurduğu loş ışık hafif gölge yaparken duvara, duvardan odaya yansıyan ışığın kör yansımasına dikkat ettim, ne kadar mağrur ne kadar kendinden emin, yönünü değiştirdiğim an hiç şikâyet etmeyecek derecede kendi halinde, bıraksalar sonsuza kadar yanacak, sonsuzlukta karanlığa gölge olup belki de kendince ışık saçacak, birilerine gölge olup gölgelere karışacak belki de daha sonra o gölgelerde yaşayacak, nefes alacak, hayat bulacak, yanmaya devam edecek, ruh emici gibi emip duracak bütün karanlığı ışığıyla dolduracak.

Karanlık; dünyanın aydınlık günlerine doğuyor en karanlık olduğu yerden,
hiç aydınlatmadan doğuyor, nefret ediyor insanlıktan,
boğmak istiyor onu, alabora etmek, yok etmek, kanını emmek istiyor onun;
sonsuzluğunda boğmak, sesini kesmek, daha sonra hiç doğmamış gibi, var olmamış gibi zerresini dahi bırakmadan kendi sonsuzluğunda bir son hazırlamak istiyor ona.
Dünya freni boşalmış gibi akıyor ihanete, akıyor adaletsizliğe, tecavüze,
gülümsemeler kayboluyor her gün, vahşetin kol gezdiği aydınlığın çekindiği ışık saçamadığı karanlıkta, yürekler tek tek, yavaş yavaş işkence görüyor her bir nefeste,
kahroluyor iyilik, kötülüğün pençesinden kurtulamıyor, var olamıyor bir türlü, karar veremiyor, çıkamıyor kafesinden, haykıramıyor ben buradayım diye, yeniliyor kötülüğe, siniyor bir köşeye,
izliyor sadece, ses çıkaracakmış gibi oluyor, karanlık kafasını uzattığında hemen kaçıyor,
ardına dahi bakmıyor, yitip gidiyor onca insan bu terk edilişin ardından,
ses çıkarmadığından, karşılık vermediğinden kötülük kazanıyor her defasında,
filmlerdeki gibi olmuyor, yazamıyor insan bu senaryoyu daha iyiye meyleden şekilde,
yazamıyor çünkü korkuyor, baş kaldırmaktan korkuyor,
yenilgiyi kabul edip kabuğunda kalmaya ısrarla devam ediyor,
bu kabulleniş sonu olacak, kendisi de bu sonun sadece bir parçası olacak,
birleşmiyor, parçalanıyor, dağılıyor, toplanamıyor iyilik,
çünkü korkuyor büsbütün yaşamdan,
ürküyor ona hak edilmişin verilmiş olmasından,
alışmış çünkü yenilgiye, dik duramıyor, isteyemiyor,
diyemiyor ben buradayım ey karanlık, ey kötülük, şimdi benim sıram, ezeceğim seni tüm iyiliğimle, tüm benliğimle sahipleneceğim seni, çekip çıkaracağım karanlıktan,
seveceksin iyiliği; insanın özü olan iyilikten aldığın her damlada,
yaşayacaksın, güleceksin, nefes aldığında mutlu olacaksın,
kötülüğe yenilmemiş olan diğer yarınla;
iyiliğe merhem olup, karanlıkla değil güneşle doğacaksın dünyaya.

Ama yok; için çürümüş senin,
lanetle dolmuş hüviyetin,
damarlarına zerk olmuş kötülük,
yalanı yaşamak istiyorsun iyiliğin bastırıldığı kötülükte,
gülmek istemiyorsun,
tebessüme tahammülün yok,
karanlıkta doğmuşsun, karanlığa gideceksin,
tüm iyiliği de yanında götürerek.

Yaşama o zaman iyilik, kaybol kötülükte, yüz tutmuş sahteliğin uyuşuyordur karanlıkla belki de,
kal gölgelerde, yaşa kötülüğü ölümlü yaşamının son zerresinde.

Yazmamak üzerine karanlığa teslim oldu bu sefer, imleç beyaz sayfanın üzerinde yanıp sönerken, yazı sonlandı, “iyilik yeşersin kötülükten, teslim olmasın karanlığa” dedi yazan.

Önceki yazıları okumak için;

Yazmamak Üzerine
Yazmamak Üzerine – 2
Latest posts by Murat Çepni (see all)