İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kurbağa Prens Doğru Mana Değil

Her öz, derininde bir mana taşır. Manalar bazen kaybolmaya mahkumdur fakat öz kaybolmaz. Bu kaybolma geçen zamana ya da manaya mahsus öneme ait değildir. Bazen bir güne bin gün denk olur, yitip giden varsa. Bazen olmamış denecek kadar yalan gelebilir her şey. Aslında olan bu değildir. Özün yanlış manayı kendine ait hissetmesidir. Her şey bir yanılgıya hizmet edecek kadar uyumlu olabilir ama bu doğru olduğu anlamına gelmez. Bazense asıl öz asıl manada yer edinir. Bu aitlik neye ve kime zarar verir bilmiyorum ama bu bütünlük bir asra aşk verebilir.

Her anı sayfasında bir hitap sözcüğü bulunur. Çünkü her anı bir kimseye binaen yaşanır. Bu anıyı duyan ve hisseden farklı ise derin bir ayrılık vardır. Bazen bunu duyan ve hisseden aynı kişi oluyor evet ama bu sefer duyan duyduklarını hissetmiyor. Ayrılık kimi kimden ayrıcağını biliyor, bilmediği şey bu ayrılığın ne doğuracağıdır. Çünkü yaratan dışında her şey yanına kadarını yakabiliyor. Derin giz bir yana ama ben mana ve öz ikilisinin yanılgısını dile getirmek istiyorum.

Öz insanın içinde o hiç susmayan sestir. Daha çok küçük olmamıza rağmen, kurbağa prensten, uyuyan güzelden ya da gökteki üç elmadan  öğrendiğimiz sihir sözcükleri ruhumuzda bir sevgi yerleştirebilir. Bazen daha az masal duyan çocuklar o sevgiyi erkenden öğrenmeyebilir. Bu yüzden öz sadece ilki değil bir sonu da içine alır. Yani başladığımız yer sonumuza çıkmayabilir ama her son bir başlangıça çıkar. Devinim içinde hiç büyümeyen çocuk o özdür. Çocuklar susmaz (şu zamanda sadece içimizde susmuyor)!

Mana artık sesin bir hayata hizmet etmesidir. Özün biçim almasıdır. Yani  prensesin kurbağayı öpmesi, güzelin uyanması ya da elmaların üçünün de yere düşmesidir. Hiç sevgi olmadan kurbağa öpülür mü? Öpülmez evet ama öpüldüğünde bir başlangıç yeşermez. Bir son var ve biter. Her mana olmasa da çoğu biter. Çünkü aslında tüm büyülerin ardında kurbağa bir prensese denk değildir. Çünkü aslında kurbağa bir prense asla dönüşemez. 

Ben küçükken hep bir kurbağanın aslında prens olduğuna inanırdım. Ve bunun aslında bir yalan olduğunu öğrendiğimde büyümüştüm. Benim özümdeki sevgi aslında her itimat ettiğim manaya ait değildi. Büyüdüğümde öğrendim. Öğrendim ve şimdi tüm yanılgılarımda manayı arıyorum. Doğru olan manayı her yanılgıdan sonra daha meşakkatli bir şekilde arıyorum.

Her öz umduğumuz manaya ait olmayabiliyor. Bu bir manası olmadığı anlamına gelmez. Çoğu insan bu öz ve mana bütünlüğü içinde kendini kaybediyor. Ben de kaybettim ve fark ettim ki sorun bu değil. Sorun kaybolduğunda yolunu bulabilmek, asıl manaya erişebilmek. Zaten çok düşündüm; mana denenin tek seferde bulunmasının aslında mananın değerini beyhude düşüreceğine kanaat getirdim. Çünkü kolay olan her şey aslında muvakkattır.

Bir özünüz var. Sadece tek bir öz. Bu öz doğru manaya eriştiğinde gül dalında, ağaç kökünde büyür. Bu öz doğru manaya eriştiğinde bir çocuk bir masalla değil, anne sevgisiyle büyür. Çocuk yanlarınızın, bahar dallarınızın ve gölge veren çınarlarınızın büyümesi dileğiyle…

Latest posts by İrem Gül Yılmaz (see all)

Yorumlar kapatıldı.