Bir dilin yaşayan yaşamayan bütün kelimelerini ezberlediğim günün ertesinde, benim de sesimi duyacaksın. O gün yağacak yağmurdan kork!

Kişisel tarihimi, dünyanın bütün doğal felaketlerine yazdım. Yataktan kalkmak için çabaladığım her anda, biraz daha gömüldüm anılarımın timsah kokan bataklığına.

Çoğalmak isteyeceksin. Bileceksin ki ancak anlatarak kurtulabilirsin evrenin bitmeyen işkencesinden.

O duvardayım ben de. Birilerinin hayatından bir anlık neşe, olağanüstü bir tat, görülmesi gerekli bir gösteri, eşine az rastlanır bir duygu olarak gelip geçiyorum.

Sen kendini tanımlayamayan her şeye bir düzlemde bakmayı seversin çünkü.

Gecenin bir yarısı öldüm ben. Nedenini anlayamadım, sana söylerler mutlaka. Salondaki kanepede, defterim kucağımda, şu yolunu bulamamış öyküyle uğraşırken öldüm.

“Beklenmedik bir anda, bir kitapla yaşadığın şaşırtıcı buluşma. Kütüphanede, rafta, çalışma masasında öylece durmakta, seni beklediğini bilmeden; zaten sen de farkında değilsin yaşanacakların. Karşılaşıyorsunuz. O senden daha cesur, sınırları yok. Sonrası kendiliğinden geliyor. Mutlusunuz. Hepsi bu.”

Bir kitap, içindekileri unuttuğunuz zaman küsmez size.

İnsan en kolay kendinden utanıyor. O yüzden sevmem aynaları. İçinde R harfi olan aylarda, hüzün yedi kat yükseliyor.

Yine de terk edişinin öldürücü hüznü yüreğimde gezinirken ince direnişlere, içli öykülerin inciten sözlerine, estetik zihin tüketişlerine, bedenimin küskün denetimsizliklerine yenilmemiştim.

Ama devam edeceksin yaşam denen oyunda gölgenle birdirbir oynamaya. Güleceksin. Şarkılar söyleyeceksin.

Meraklısına not:

Geometri” adlı hikâyedeki tüm kelimeler  “g” harfi ile başlıyor.