İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Film İncelemesi: Plaza ve Bina

Last updated on 17 Ocak 2021

Plaza

Yapım yılı: 2020

Yönetmen: Anıl Gelberi  Senaryo: Anıl Gelberi

Yönetmenliğini ve senaristliğini Anıl Gelberi’nin yaptığı film, “atan(a)mamış” bir coğrafya öğretmeni olan Emre’nin boş bir plazada güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başlaması ile gelişen birkaç olaya odaklanıyor. Covid-19 tedbirleri kapsamında İstanbul Film Festivali “ulusal yarışma ve ulusal kısa film yarışması” kategorilerinin çevrimiçi yayınlanması ile İKSV sitesinden de takip edilebilen film, aynı zamanda Seyfi Teoman ilk film ödülüne de aday.

Tiyatro oyuncusu Onur Berk Arslanoğlu’nun başrolünde yer aldığı film, insanın bu dünyadaki büyük yalnızlığını plaza metaforuyla anlatırken nesnel bir dil kullanıyor. Atan(a)mamış bir öğretmen olan Emre’nin kaldığı evin sürekli karanlık resmedilmesi karşısında, çalıştığı plazanın aydınlığının ona ait olmayışı bir tezat oluşturarak önümüze seriliyor.

Filmin ilginç detaylarından birisi de iyilik yapmak isteyen insanlar dahil olmak üzere herkesin plaza üzerinden illegal yollarla iş yapmaya çalışması. Filmde Machiavelli’nin artık kült hale gelen “amaca giden her yol mübahtır” anlayışını iyi ve kötü olanların da benimsediğinin çarpık yansımasını izliyoruz. Filmin bir bölümünde kahramanımız, güvenlik görevlisi olduğu plazayı dansçılara kiraladığı sırada “Allah utandırmasın” diyerek, günümüzde pek çok kez şahit olduğumuz üzere, yaptığı hatayı dini sloganlarla örtmeye ve baskılamaya çalışan bir aklın ürününü sergiliyor.

Neden böyle bir sahne var?

Filmin 11. dakikasında başlayan bir sekansta, güvenlik görevlisi Emre’nin çalışmaya başladığı plazada kendisinden önce görev yapan güvenlik görevlisini bulduğunu ve onunla çay içtiğini görüyoruz. Kamu personeli seçme sınavına hazırlanan üniversite mezunu Emre eski güvenlik görevlisine, o plazada nasıl vakit geçirdiğini soruyor. Aldığı cevaplardan ziyade eski güvenlik görevlisinin dikkat çeken sözü ise Emre’nin üzerine sinen plaza kokusunu aldığını belirtmesi oluyor. Bu sahne muhtemelen vakit dolsun diye eklenmiş gibi görünse de insanın aklına ‘film acaba ruhani bir boyuta mı evrilecek?’ sorusunu getiriyor.

Bina

Yapım yılı: 2019

Yönetmen: Orçun Behram  Senaryo: Orçun Behram

Ödüller: 39. İstanbul Film Festivali Jüri Özel Ödülü ve Özgün Müzik Ödülü

Yönetmenliğini ve senaristliğini Orçun Behram’ın yaptığı film, bir bina görevlisi olan Mehmet’in bir Türkiye distopyası içerisine sıkışmış yaşantısına ve görev yaptığı binada yaşanan olaylara odaklanıyor.

Elbette ki bu bina kurgu bir distopyayı temsil ediyor görünse de temsil yeteneğinden çok uzak bir 1984 esintisi taşıyor. Heidegger “dil, var olmanın evidir” der; ancak biz Orçun Behram’ın filmini izlerken karakterlerin özellikle son yarım saatte neredeyse hiç konuşmamasının onların yok oluşuna bir işaret mi yoksa varlıklarının yok sayılması mı olduğunu anlayamıyoruz. Çünkü varlığın yok sayılmasına ya da varlığın mevcut şartlara boyun eğmesine yönelik olarak, filmin başında çatıya, devletin her binaya takılmasını mecbur kıldığı bir anteni takmaya çıkıp bir süre sonra çatıdan düşen belediye görevlisi için eşine “üzülme oluyor böyle şeyler Cemile” diyen bir adam görmemizin pek bir manası olamaz.

Etik değerlerden uzaklaşıp, sadece oluşturulan düzenin aksamaması için çabalayan bina yöneticisi, çatıdan düşerek hayatını kaybeden belediye görevlisi için “başımıza bir sürü iş çıktı, adam anteni takabildi mi acaba? “ derken de bu olguyu yeterince kuvvetlendirmiş durumda zira. Ara sıra banyo fayanslarından akan siyah boya, bir süre sonra tüm binaya sızarken de aslında bir nevi oluşturulmak istenen korku kültürünü temsil ediyor. Bina görevlisi Mehmet’in kendinden umudu keserek başkası için umut olmaya çalıştığı anda söylediği “ben nereye gidersem gideyim, aynı hayatı yaşayacağım” sözü insanın kendi var oluşundan vazgeçip oluşturulan çarkın bir parçası olduğunun kabulüne de vurgu yapıyor.

Bina filmi anlamlı bir konunun etrafında dönen; ama anlatmaya çalıştığını resmetmekte biraz zorlanan bir film olsa da izlenmeye değer…

Latest posts by Onur Özkoparan (see all)

Yorumlar kapatıldı.