İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Başlangıç (2020) Film İncelemesi

Yönetmen: Dea Kulumbegashvili-Gürcistan
Oyuncular: La Sukitashvili, Rati Oneli, Kakha Kintsurashvili, Saba Gogichaishvili
Gösterim-Aldığı Ödüller: Cannes Film Festivali-2020-gösterim, Toronto Uluslararası Film Festivali-2020-Fipresci Ödülü, Sen Sebastian Uluslararası Film Festivali-2020-Altın İstiridye +3 ödül, Uluslararası Rotterdam Film Festivali-gösterim
Yapım Yılı: 2020                                
Süre:117 dk.

Not: Bu filmde yer alan bazı sahneler izleyiciyi rahatsız edebilir. +18

Filmimizin tek plan giriş sahnesi içerisinde Yehova’nın Şahitleri’nden oluşan bir topluluğun bulundukları kasabadaki aşırı dinci başka bir grup tarafından  molotofkokteyli saldırısına uğramasına şahit oluyoruz. Devamında tanık olduğumuz, yerel polisin olayı çözmekteki isteksiz tavrı ve hatta olayı örtbas etme girişimi ile çürümüş bürokratik yapıya ve dejenere olmuş kurumlara yapılan gönderme aklımıza Andrey Zvyagintsev’in Leviathan’ını ve hatta Ognjen Svilicic’in Takva Su Pravila’sını getirse de yönetmenimiz Dea’nın asıl problemi kurumlarla veya bürokrasiyle değil. O bize karakterler üzerinden bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Leviathan’da  kurumları kendi lehine kullanıp palazlanan birkaç kodamanı, Takva Su Pravila’da ise kurumların çözüm yolu sunmayan bürokratik evrak fetişizmini görmüştük. Başlangıç filmi ise daha çok insanın çürümüşlüğüne odaklanıyor. 

Topluluğun lideri David’in eşi Yana, bu saldırı üzerine artan tedirginliğini eşine belirtse de pek fazla bir karşılık bulamıyor. Sanki bir başlangıç ya da bir  son bekliyormuş hissinde olduğunu anlatmaya çalıştığı zaman eşi David onun için psikolojik bir yardım alabileceklerini ve yeni bir ibadethane için görüşmelere başladığını belirterek onun varoluşunun yegane sebebinin kendi varlığının üst perdeye taşınması olduğu izlenimini veriyor. Belki de Dea burada “İnsan, düşüncemizin arkeolojisinin yakın tarihli olduğunu kolaylıkla gösterdiği bir icattır. Ve belki de yakınlardaki son.” diyen Foucault’a gönderme yapıyordur, bunu bilemeyiz; ancak yaşanmışlıkları olan bir insanın henüz bir başlangıç ya da son yaşamak ile ilgili bir beyanda bulunması gerçekten de arkeolojik bir husustur. Çünkü bu aslında, insanın bu zamana kadarki yaşantısının anlamsızlığının veya beyhudeliğinin bir nevi farkına varması halidir, dersek yanlış olmaz. 

Filmin ilk çeyreğinde, dini öğretilerle bezenmiş bir çocuk kursundaki otoriter ve tekdüze anlatım içerisinde boğulan bir tavra karşı küçük öğrencilerin gülerek verdiği karşılığın otorite sarsıcı yansımalarına tanık oluyoruz. Yana’nın bitmek bilmeyen kayıtsız ve yorgun tavırları karşısında biz de tükeniyoruz. O sanki bu dünyadan değil, bir anne değil; ama annelik gereklerini yerine getiren birisi. Metaforik olarak sanki ne bir çocuğu var ne de bir eşi. Öyle ki uzanıp gözlerini kapattığı çimenlerden, oğlu defalarca ona seslense de gözlerini açıp tepki vermiyor ya da vermek istemiyor. Bu sahnede Dea bize yaklaşık yedi dakika Yana’yı izletiyor. Teknik açıdan, güneşin geliş açıları da dahil olmak üzere hiçbir sorunu olmayan bu sahne, karakteri merak etmemize yol açsa da nihayetinde seyirciye sıkıcı bir deneyim sunuyor.

İbadethaneye yapılan saldırıyı araştıran gizemli bir dedektifin Yana’ya cinsel saldırıda bulunması onu altüst ediyor. Eşi, dedektif ve oğlu arasındaki bir üçgen içerisinde bocalamaya başlayan Yana, kendince kayıtsızlık üzerine kurulu bir mücadele başlatıyor. Yana, bu üçgenin bir köşesinden şiddet görüp, bir köşesi tarafından kullanılırken, diğer kalan köşeye yani oğluna da şiddet uygulayan bir role bürünüyor. Eşinin cinsel saldırı sonrası, bu olayı ibadethaneyi yaptıracak olan “büyüklerin” duymaması yönündeki tavrı ve Yana’yı affetmek istediği ile ilgili söylediği sözler, sorumluluk kabul etmeyen umursamaz eril zihniyetin bakış açısını yansıtıyor. 

Tamamı 35 mm kamera ve tek plan çekimlerden oluşan film, bize ilerde başarılı işlere imza atma potansiyeline sahip genç bir yönetmen vadediyor. Temiz görüntüler ve fotoğrafik kareler kendini izletiyor; ancak bazı sahnelerde koltuğa yaslanıp iki dakika boyunca hareketsiz kalan bir insanı izlemek, ister istemez internette ya da bilgisayarda bir sorun olup olmadığını yoklamamıza yol açıyor. İyi seyirler…

Bahsi Geçen Film ve Kitaplar:

Leviathan-Andrey Zvyagintsev-2014

Takva Su Pravila-Ognjen Svilicic-2014

Kelimeler ve Şeyler-Michel Foucault

Yorumlar kapatıldı.