İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yoksa Siz de Kategorileştiremediklerimizden misiniz?

Hadi başlayalım Yunan alfabesini okumaya. Alfa, Beta, Gama, Delta, Sigma, Omega. Elbette altı harfle sınırlı değil bu alfabe. Aradan lüzumsuz olanları çıkardım. E malumunuz artık, kadınların ve erkeklerin kişiliklerini bu simgelerle ifade ediyorlar. Elimizdeki tipler bunlar, seçin beğenin ablalar abiler! Kişiliğiniz göz kamaştırsın! 

Misal, bir Alfa isen gözler üzerinde olur bak, demedi deme. Lider ruhlu Alfa kadınlarımız, erkeklerimiz; pek bir havalıdır. Peki rakipleri yok mudur? E doğa da rekabet hep vardır; şimdi onunla çatışacak bir tip daha lazım bize. Hangi tipmiş o? İşte karşınızda Alfa ezici Sigma! Aradakiler mi? Onlar da işte araya serpiştirilmiş tiplerimiz. Tipsiz kalmayın efendim; bakın bakın, elimizde bunlar da var: Beta, Gama, Omega, Delta. Her biri birbirinden şahane. Geçenlerde şöyle bir yazı başlığı gördüm: “Alfa veya Beta değilseniz üzülmeyin! Bir de Sigma erkeklerinin özelliklerini inceleyin.” Abilerim, ablalarım o istediğin sana olmadıysa, elimizde bunlar da var, üzülme.” diye teselli eden bir pazarcı Haydar Amca iyiliğiyle.

Benim sürekli olarak; her mecrada, bu tipleri birbiri ile yarıştıran başlıkları görmekten, içim fena halde sıkıldı artık. İnsanları durmadan kalıplara sokmaktan, kategorilere ayırmaktan, tip tip ayrıştırıp karakterimizi sorgulamamızı sağlatmaktan başka ne işe yarıyor bu ayrıştırmalar, hiç düşündünüz mü? Şöyle bir tipleme resmi çizeyim mi size? Efendim ben, Y kuşağından, İkizler Burcunun Başak Yükselenine bağlı, Sigma Kadıyım. Gözünüzün önünden film şeridi gibi geçti mi özelliklerim? Yeterince açık değil mi? Nasıl da güzel, net ve anlaşılır bir biçimde resim çizdim size. Bu resme bakan herkes, imgeleri oturttu bile beynine.

Neyi merak ediyorum biliyor musunuz? İnsanlar kişiliklerini, karakteristik özelliklerini neden mecmualardan, dijital kaynaklardan okuyarak “Tamam işte, bu kesin benim!” teyidine ihtiyaç duyuyor? Bir yerlere, bir şeylere ait olma güdümüz, neden sürekli hortluyor da; hep bir etikete ihtiyaç duyuyoruz? Oysa ninelerimiz, dedelerimiz, bize anlattıkları masallarla; hep şu iki insan tipini öğretmedi mi bize? Hep onların arasındaki çatışmayı, kazanan taraf olmamızı öğütlemedi mi? Neydi o ders niteliği taşıyan ata cümlesi, hatırlayalım: “İnsanlar, ikiye ayrılır; iyi insanlar ve kötü insanlar.” Evet işte bu kadardı. Basit ve anlamı büyük, birbiri ile zıt iki insan tipi. Harf harf tip örgütleyen onca karmaşıklığa, ne gerek vardı ki?

İyi bir insan isen; kuşağının, burcunun, karakter tipinin ne önemi vardı ki?

Yorumlar kapatıldı.