İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sonsuzluğun İlk Günü Roman İncelemesi

Sonsuzluğun İlk Günü, Harun Candan’ın beşinci ve en yeni romanıdır. Daha önce yayımlanan Hayalname, Yağmur Dinecek Kimse Bilmeyecek, Yarım Ay ve Yarınsız romanlarında polisiyenin unsurlarıyla macerayı harmanlayıp okurun elinden düşmeyen metinler yazmıştı Harun Candan. Ancak son romanında daha önce hiç yapmadığı bir şeyi yapıyor. Tarihî ve bilimkurgu unsurlarını harmanlıyor.

Sonsuzluğun İlk Günü

Harun Candan bu romanı 2018 yılında attığı bir tweetle müjdelemişti.

Harun Candan (@Haruncandan11) adlı kişinin medya Tweetleri / Twitter

Roman bize ne anlatıyor?

Sonsuzluğun İlk Günü için -Marco Polo’nun eserine verdiği isimle- dünyanın hikâye edilişi diyebiliriz. Eser roman türünde yayımlansa da farklı tarihlerde, farklı kişilerin başından geçmiş olayları öykülüyor. Ancak bu öyküler bir bütünü oluşturuyor. Dünyanın insanlar ve devletler tarafından yok edilişi, bu öykülerin odak noktası. Her bir tarihte, her bir öyküde insanların dünyaya verdiği zararı gözle görüyoruz.

Roman dünyanın yok oluşunu konu ediniyor, dedim. Ancak nasıl ve neyle.

Harun Candan bu yok oluşu paranın bulunmasına bağlıyor. Zaten romanın açılış bölümünde Lidya ülkesine konuk oluyoruz. Lidyalılarla Perslerin amansız savaşında, Lidya ülkesinin yok oluşuna ve Lidya prensesinin kölesiyle kaçışına tanıklık ediyoruz. Dünyanın süper gücü olma yolunda yapılan bu savaşı Harun Candan tarihçi titizliğinde anlatıyor.

Ardından -bana göre- insanlık tarihinin en utanç verici olaylarından birine geçiyoruz. Köle ticareti. Siyahî bedenlerin, beyaz bedenlere hizmetkâr olarak sunulduğu dönemlerden biri. On yedinci yüzyıldayız. Bir şilebin üzerinde geçen günler, yaşanan olaylar, beyaz adamın siyah adamın karşısında muhtaç, aciz duruma düşmesi.

Akabinde, üçüncü bölümde, dünya tarihinin en büyük savaşlarından Birinci Dünya Savaşı’na, Çanakkale Cephesine konuk oluyoruz. Burada üç kişinin hayatını anlatıyor bize yazar. Hindistan, Yeni Zelanda, Türkiye. Üç farklı yaşam, üç farklı umut, üç farklı yok oluş.

Dördüncü bölümde Amerika kıtasındayız. Kore savaşına katılan bir adam, eşi ve onların tarihi. Bölümler arasında en çok tarihsel yolculuğun yapıldığı bölümlerden biri bu bölüm. Bize insanlık özelinde aile dramını, toplumsal normları sunuyor Harun Candan.

Son bölüm ise belki de bu yazının yazarının, romanın yazarının, bu yazıyı ve romanı okuyacak olan okurların göremeyeceği bir tarih. 2099 yılına uzanıyoruz. Dünya artık bildiğimiz dünya değil. İklim felâketleri yaşanmış, yiyecek ve içecek bir şey bulmak güç. Yapay zekâ, doğal zekâya galip gelmiş, insan soyu yok olmakla karşı karşıya. Bu bölüm her ne kadar bilim kurgu özelliği taşısa da bizzat yakın geleceğin bir yansıması. Yazarımız gerçeklerden bir an olsun ayrılmıyor. Robotların üretimde, eğlencede etkin olması; isyan etmeleri, seçme ve seçilme hakkı istemeleri, cinayet işlemeleri, aldatmaları, dolandırmaları, yalan söylemeleri… Ezcümle yaratıcısına; insana benzemesi… Üzümün, üzüme bakaraktan kararması gibi. Korku romanı olmasa da korkunun hissedilmesi mümkün bu bölümde. Dünyanın sonu gelmiş durumda. Parası olanlar başka gezegenlerde kurulan yaşam alanlarına gidebiliyor. Orada yeni bir yaşam kurabiliyor. Ancak parası olmayanlar için bu dünya bir cehennem oluyor.

Evet, dünyanın var oluşu değil, ama yok oluşunun sebebi Harun Candan’a göre para, para, para. Savaşların, köle ticaretlerinin sebebi para. Yalanların, talanların sebebi para.

Romanı okuyacak olanlar burayı okumasınlar!

Roman -bana göre- Candan’ın son iki romanı Yarım Ay ve Yarınsız’a göre çok daha iyi bir sonla bitiyor. Adem ile Havva’nın birbirlerinden habersiz bir şekilde gelecek yüzyılda yeniden insan soyunu çoğaltmak için birbirlerini aramalarıyla bitiyor.

Harun Candan

Dil ve anlatım

Harun Candan’ın diğer romanlarına göre akıcı bir eser değil. Buna karşın büsbütün kapalı bir roman da değil. Dikkatli okunması, satır atlanmaması gerekiyor. Harun Candan bu romanında bir olayı değil, bir durumu anlatıyor.

Yarınsız için yazdığım kısa bir değerlendirme yazısını okumak için;

Yarınsız Romanına Kütüphaneden Bir Bakış

Harun Candan
Sonsuzluğun İlk Günü
Doğan Kitap
408 sayfa

Latest posts by Mete Karagöl (see all)

Yorumlar kapatıldı.