Benito Amilcare Andrea Mussolini; Faşist İtalya’nın en nefret edilen simgesi, Adolf Hitler’in ve Franco’nun ilham kaynağı Duce.

Mussolini’nin hayatında birçok kırılma anı vardır ama bu ikisi oldukça önemlidir, birincisi Kral III. Vittorio Emanuele’in darbe yapmak isteyen Mussolini’yi komünist harekete karşı Başbakan yapması, bir diğeri de Faşist lideri düşündüğünden de kolay bir şekilde görevden alması ve Duce’nin sonu. Çektirdiği acıları ve yaşattıkları yıllar boyu unutulmasa da ülkemizde pek bilinen bir kişilik değil aslında Mussolini. Faşist bir lider olduğunu biliyoruz, onun ötesinde çok fazla bilgimizin olmadığı bir kişilik. Bunun nedeni yazılı olarak çok fazla kaynağın ülkemizde bulunmaması bir diğeri de İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler ve Nazi Almanyasının çok daha fazla ön plana çıkmış olmasıydı. İnternet sayesinde elbette birçok bilgiye ulaşabiliyoruz fakat bu bize yetmemektedir. Neyse ki, çevirilerini çok sevdiğimiz Selçuk Uygur imdadımıza yetişti de Meşe Kalkanı Operasyonunu bol kaynakça ve şiir gibi akan bir üslupla bizlerle buluşturdu. Bir kez daha kendisine teşekkür etmeyi kendi adıma borç bilirim.

İkinci Dünya savaşının başından sonuna kadar geçen evrede çok olay yaşandı, milyonlarca insan hayatını kaybetti, onarılmaz yaralar açıldı, insanlık tarihinin en büyük kıyımları yaşandı, kültürel anlamda birçok şey yitip gitti, insan ilişkileri değişti, teknoloji farklı bir boyut kazandı, haritada ki ülkelerin yerleri değişti, hayata bakış değişti. Aslında her tarih, bir öncekinin devamı da olsa, ülkelerin Birinci Dünya Savaşından ders almadığı ortadaydı, aynı şekilde İkinci Dünya Savaşından sonra da ders alınmadığı ortadadır, çünkü ne katliamlar ne de insanlığın acısı bitmemiş, huzur bir türlü bizlere nasip olmamıştır.

31 Ekim 1922’de Mussolini Başbakan oldu, 24/25 Eylül 1943 akşamı yapılan oylama ile Faşist liderin yönetimi ilga edildi. Bu oylamaya itimadı yoktu, ona gerçek gibi gelmedi, hatta günlük rutinine geri döndü, her şey normalmiş gibi karşıladı, eşi bunun normal olmadığını ona defalarca söyledi ama o aldırış etmedi, 25 Temmuz akşamı Kral ile görüşmeye giden Mussolini acı gerçek ile burun buruna geldi, Kral kendisinin görevden alındığını ve kendisinin güvende olacağını söylese de, kendisinin de muhakkak hissedeceği şekilde olaylar öyle gelişmedi.

Mussolini’nin görevden alınışını, dönemin siyasi jargonu haline gelen “yalanla” yani gerçeklerden uzak bir şekilde halka duyuruldu. Mussolini istifa(!) etmişti, elbette bu karar halk tarafından sevinçle karşılandı, 1943 yılına baktığımızda Hitler’in yayılmacı politikası yavaş yavaş sekteye uğruyor ve darbe üzerine darbe alıyordu, birde yakın dostu(?) diyeceğimiz Duce elinden alınıyor birlikte cephede olan İtalyanlar savaştan çekiliyordu. Bu kararın alınmasında elbette Amerika’nın savaşa girmesi büyük etkendir. Tek başına İngiltere’nin bu baskıyı İtalyanlara yapması en azından o tarihte pek mümkün gözükmüyor. Zaten yeteri gücü olmayan İtalyanlar çok fazla kayba uğruyor, evlatlarını askere gönderen aileler artık seslerini çıkarmaya başlıyordu, işte radyoda yayınlanan istifa haberinden sonra en mutlu olanlar muhakkak ki evlatlarına, eşlerine, babalarına, kardeşlerine, abilerine kavuşacak olan İtalyanlardı, bunun akabinde ekonomi de bozuktu.

Görevden alma sonrasında Duce sessiz bir şekilde ortadan kayboldu -kaybolması sağlandı-, kendisi ambulansla bilinmeyene doğru yelken açtı, nereye gittiğini bilmiyor, ne halde olduğunu pek düşünemiyordu, tek işaretiyle binlerce insanın tutuklanmasının, kurşuna dizilmesinin emrini veren Duce, artık o emri verdiği askerlerince hapis hayatına başlıyordu, İtalyan sokaklarından sessizce götürüleceği yere gidiyordu…

Mussolini ve Hitler

Mussolini, Hitler’in hem müttefiği, hem dostu hem de onu birçok cephede sıkıntıya sokan, fevri kararları ile savaşın belki de kaybedilmesinde büyük payı olan en önemli partneri. Buna rağmen bile Hitler ondan vazgeçmiyor, çünkü inancı onun tekrar başa geçmesi ve tekrar kendisine destek vermesi. Bu destek hem stratejik olarak önemli hem de asker gücü olarak önemli. (Her ne kadar eğitimli ve güçlü bir ordu olmasa da.) Savaş dönemine genel olarak baktığımızda destek olması gereken İtalya, birçok yerde Hitler’in başına bela oluyor, kendisi Sovyet topraklarında bataklığa saplanmış olmasına rağmen Kuzey Afrika ve Balkanlar’da Müttefik kuvvetlerine karşı mağlup olan İtalyanları kurtarma operasyonları düzenliyor. Bu dağılmanın yüzünden kendi savaş stratejisinde sürekli bölünmeler ve ertelenmeler yaşıyor, bir an gelene kadar Mussolini’den hiç vazgeçmiyor Hitler. O “an” ise kitapta sizleri bekliyor…

Kont Galeazzo Ciano

Aslında Kont Galeazzo Ciano’nun yani damadının günlüklerine baktığımızda, Mussolini ne Almanları çok seviyor, ne de Hitler hayranlığı besliyor. İtalya’nın savaşa girişini ilan ettiği tarih Almanya’nın Fransa’yı işgal ettiği döneme denk geliyor ve bu işgalde İtalyanların herhangi bir katkısı olmamakla birlikte, Mussolini kendisini küçük düşürülmüş hissediyor. İtalya’nın II. Dünya Savaşına girmesi ve savaş ilanından önceki tarihe baktığımızda hiçte öyle Mussolini Hitler dostluğu tablosu çizemeyiz.

“Hitler de güvenilmez ve hain biri. Onunla herhangi bir politikayı sürdüremeyiz.” (19 Mart 1939)

Kont Galeazzo Ciano, Savaş Günlükleri, Kronik Kitap, 1. Baskı,
Çeviri: Selçuk Uygur

Tarihçilerin çoğu şu yorumu muhtemelen yapmıştır, faşist lider Mussolini’nin en büyük hatası başında Kral bırakmış olmasıydı. Aslında Savaş başarı ile neticelenseydi yine Ciano’nun günlüklerine baktığımızda Kral’ın kellesinin de gideceğini kendi ağzından öğreniyorduk. -Kellesi gitmese de bir krallıktan söz edilmeyecekti muhtemelen.- Hatta bunu Hitler’e söyleyeceğim şeklinde belirtiyordu. Bunun en büyük nedeni Almanya ve İtalya birleşmesinin sonucunda kendisinin başkomutan ilan edilmesi ile birlikte savaşı tek elden yönetmek istemesine karşın Kral’ın bu görevi ona verilen yetkiler neticesinde kendisine hak görmesi, ancak uzun uğraşlar sonucunda bundan vazgeçip başkomutanlığı Mussolini’ye vermesi. Büyük öfke patlaması yaşıyordu Mussolini, Kral onun için artık yok hükmündeydi, ama, ama…

Bu bilgileri aktarmamın nedeni kitap öncesi Mussolini ve Hitler dostluğunun pek de öyle gerçekten sıkı fıkı, güven dolu bir dostluk olmamasının bilinmesi, özellikle Hitler’in tamamen çıkar ilişkisine dayalı bir dostluk üzerine yönelmesi, savaş ilanında dahi İtalyan ordusunun yetersiz bir hüviyette olması önümüzde dururken, çokta fazla samimiyet aramamak gerekeceğini düşünüyorum, belki de Hitler’in dostluk anlayışı farklıydı.

1933-1945 yılları arasına baktığımızda Almanların savaş sanayinde çok gelişmiş olduğunu ve ham madde sorunu pek yaşamadığını görmekteyiz. Özellikle silah yapımında kullanılan kromu en çok Türkiye’den almaktadırlar. İtalyanlar ise savaşa girdikleri tarihten, teslim bayrağı çektikleri tarihe kadar dahi hiçbir dönemde Hitler el atmadığı sürece ne yeterli silah araç gereç, ne de yeterli asker sayısına ulaştılar.

Bu konulara değinmemin bir diğer önemi ise, Hitler’in “Dostum Mussolini’yi kurtarınız” sözleri üzerineydi. Ciano’nun günlüklerini okuyan okurların kafasında soru işareti oluşturacak bir konu aslında. Elbette hatıratlar, anılar, günlükler tarihin belgeli kaynakları olarak lanse edilmezler ama Himmler’in dahi peşine düşmüş olduğu bu günlüklerin, Almanya ve İtalya’nın nasıl bir havada savaşa girdiğini, savaşın öncesindeki fikirleri ve savaş esnasındaki fikirleri bir bir ortaya döküyordu. Bu kitabın çevirisi de Selçuk Uygur’a ait zaten. Kendi kitabının incelemesinde başka bir kitap hakkında bu kadar yazdım ama okurların mutlaka okuyup daha sonra Selçuk Uygur’un kitabını okuması adına faydalarına olacaktır görüşündeyim. 

Mussolini Alman Komandoları ile

Operasyon Mussolini bir kurtarma operasyonu ve daha önce okumadığımız detaylarla dolu. Selçuk Uygur bu operasyonu bilinmeyenleriyle bizlere aktarmış. Gerçekten şiirsel bir üslup kullandığı için, türün okuyucusu olmayan okurları dahi etkileyeceği düşüncesindeyim. Operasyon ile ilgili Wikipedia’da birkaç satırlık bilgilerden başka bir şey bulamazsınız lakin bu kitapta operasyonun başına geçecek olan Skorzeny’nin Führer Karargahına gelişine ve ne durumda bu özel göreve layık görüldüğüne dair detaylı bilgi alacaksınız. En güzel kısmı ise, soluksuz ve keyifli bir operasyona eşlik edeceksiniz.

Kitabın içeriğinde en dikkat çeken hususlardan birisi de SS ile Abwehr’in mücadelesi. Abwehr, Üçüncü Reich’ın casusluk örgütüdür. II. Dünya Savaşında Nazilerin haber alma servisi olmakla birlikte, bu servisin ihanetle kahramanlık arasında gidip geldiğini ve başındaki Wilhelm Canaris’in Hitler’e düzenlenen suikasta kadar örgütün başında kalacağını belirteyim, ta ki Hitler suikasta karıştığını hükmedene kadar. Aynı zamanda Meşe Harekatı Operasyonunda da Canaris’in nasıl bir tavır sergilediğine de şahit olacaksınız.

Fieseler Fi 156

Belki biraz daha fazla ilginizi çekebilir ve kitabı okumanıza ufak bir açlık katabilirim, kitabın içeriğinden ufak bir etiketleme; Heinkell He 111, Gran Sasso Sıradağları, Hotel Campo Imperatore, Otto Skorzeny, Heinrich Himmler, Canaris, Heydrich, Eisenhower, Rudolf Rahn, Harald Mors, Henschel Hs 126, Fieseler Fi 156 İrtibat Uçağı, Hitler, Mussolini, Grandi, Kral III. Vittorio Emanuel…

Mussolini nasıl ve neden görevden alındı?

Görevden alındıktan sonra başına ne geldi, nereye ya da nerelere götürüldü?

II. Dünya Savaşında Mussolini görevden alındıktan sonra İtalya – Almanya ittifakı ne durumdaydı?

Dost iki ülkenin askerleri, İtalyanlar savaştan çekildikten sonra ne ile karşı karşıya kaldılar?

Mussolini’yi kurtarma operasyonu nasıl ortaya çıktı, kimin fikriydi, plan neydi, nasıl gerçekleşecekti?

Operasyon ne gibi sorunlarla karşılaştı, kimler tarafından icra edildi?


Otto Skorzeny ve Adolf Hitler

Hainlik ile kahramanlık arasında gidip gelen istihbaratlar ve çok daha fazlası…

Mussoli’nin ruh hali hem ilga edildiği hem de sürgünde olduğu dönem içerisinde oldukça alışılmışın dışında olduğu gözüküyor. Kurtarıldıktan sonraki ruh halini Selçuk Uygur bizlere gerçekten çok iyi yansıtıyor, operasyonun içindeymişiz hissi yaratıyor.

Mussolini’nin kurtarılması sonrası Hitler’in tutumu ve görüşleri de çok önemli, işte bu hususlara kitabı okurken erişeceksiniz. Her ülkede önemli olsa da, Nazi Almanyasın da rütbeler ve madalyalar konum için normalinden çok daha önemlidir, tıpkı bu operasyonda başarının sonucunda elde edilenler ya da elde edilecekleri hayal edenler gibi. Tarihin spoiler’ı olur mu derseniz bence olmaz ama emeğin spoiler’ı olur, o yüzden detayları kitaba bırakıyor, okumanızı önemle tavsiye ediyorum.

Selçuk Uygur’un önümüzdeki dönemlerde çevirileri ve telif eserleri ile bizlere katkı sağlamaya devam etmesi temennisiyle.

iyi okumalar dilerim…

Latest posts by Murat Çepni (see all)