İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Metin Altıok’un “Telgraf Direkleri” Şiirine Bir Bakış

Metin Altıok öğretmenlik mesleği sebebiyle Anadolu’nun farklı illerinde görevler yapmış bir şairdir. Bu sebeple şiirlerinde çoğunlukla mekanı Anadolu coğrafyası oluşturur ancak ona bir Anadolu şairi demek doğru sayılmaz. O daha çok içinde bulunduğu mekandan uzak hissetmenin sancısını çeken, göçebeliğin bohçasını sırtından atamamış, gittiği her yerde kızının hasretiyle yaşayan bir şairdir.

Şiirde “Ah o telgraf direkleri, / Telgraf direkleri.” mısrası üç defa her bölümden sonra tekrarlanmaktadır. Bunun sebebi Anadolu’nun bozkırlarında sıkışmış bir bireyin şehirden, sevdiklerinden haber bekleyişini okura aktarmaktır.

Şiirin diğer kısımlarında ise açıkça bir Anadolu tasviri bulunmaktadır. Seçilen kelimeler okurda çıplaklık, çoraklık, yalnızlık ve ıssızlık çağrışımları yapacak kelimelerden oluşmaktadır.

Şiirin ilk bölümünde bir akşam üstü tasviri vardır. Kemirilmiş bozkır güneşi kendini yassı tepelerin ardında bir kıl heybeye bırakmaktadır. Burada anılan “kıl heybe” şairin hayatı boyunca hissettiği ait olamama ve göçebelik duygusunun yansımasıdır. “Toprağın çopur yüzünde / Uzatarak kımıldayan gölgeleri” mısraları ise gün batımının Anadolu toprağında yarattığı etkiyi aktarır niteliktedir. Şaire göre Anadolu, toprağın üzerindeki çıkıntılarla çiçek yarasının izlerini taşıyan bir yüze benzemektedir. Güneşin batmaya başlamasıyla uzayıp kımıldayan gölgeler ise yalnızlığa bir göndermedir.

İkinci bölümde gün batımı hala sürmektedir. Bu sırada gölge oyunları yaratan güneş üzerinde oyuğu olan bir taşı karartırken bu durum şair tarafından Anadolu toprağının yanağında bir şark çıbanına benzetilmiştir. Şark çıbanı, tatarcık sineği ısırığıyla bulaşan iltihaplı büyük tümseklere sebep olan bir hastalıktır. Bu hastalığın tercihi ilk bölümde tercih edilen “toprağın çopur yüzü” betimlemesinin devamlılığını arttırmış Anadolu’nun şair tarafından nasıl algılandığını göstermiştir. Hayal edilen bu hastalıklı yüzün omuzlarına yani telgraf direklerine ise kuşlar konmaktadır. Bu mısradan sonra Anadolu bir insan misali okurun gözlerinde belirmektedir. Telgraf direklerine konan bu kuşlar, bu hastalıklarla dolu yüze sahip Anadolu’nun süsü, apoletleridir.

İkinci bölümde iyice insanlaşmış olan Anadolu için akşam bir kaskettir. Burada tercih edilen “gözlerinin kirpikli çiçeği” kelimeleri aslında gözlerinin çiçekli kirpiği olarak algılanabilir. Eğer Anadolu toprağı bir surat ise çiçekler onun kirpikleridir. İşte akşam vakti kasketini gözlerinin üstüne örten Anadolu’nun yüreğinde gecenin çökmesiyle at tökezlemesine yakın bir duygu oluşmuş Anadolu’nun omuzlarını, telgraf direklerini süsleyen kuşlar ise bu tökezlemenin etkisiyle korkup havalanmışlardır.

Yalızca “Ah o telgraf direkleri, / Telgraf direkleri.” mısralarının tekrarıyla açık edilen haber bekleme durumu akşam vakti Anadolu’nun yüreğinde tökezleyen at gibi şairin yüreğinde gizlice yaşamaktadır.

MELİS ÇALIŞKAN

Yorumlar kapatıldı.