Yazımızın ikinci bölümü olan, aynı zamanda kitabın da ikinci bölümü olan Araf eseri ile devam ediyorum.

Dante ve Vergilius, Cehennem yolculuğunu bitirip Araf’a ulaşmak için yolculuklarına devam ederler. Araf, arada kalmış ve affedilmeyi bekleyen ruhlarla doludur.  Bu ruhlar Tanrı’dan günahlarının bağışlanması için sürekli af diler. Bazı ruhlar Dante’nin canlı olduğunu gölgesinden anlarlar. Dante’den, dünyaya döndüğünde yaşayan tarafta kalan dostlarını bulup kendileri için dua etmelerini söylemesini rica ederler. Bu ricayı eden kişiler de herhangi biri değildir. Tarihten birer alıntıdır.

Günahlardan dolayı pişmanlıklar sürekli dile getirilirken, “Şunu yapsaydım hala nefes alan tarafta olurdum.” deyip dünya hayatına özlem duyanlarda vardır. Dante bu kişilerle konuşur ve onları anlamaya çalışır. 

Araf, cennete ulaşmak isteyen insanların yolculuğunun bir parçası olarak konumlandırılmış. Cehenneme gidecek kadar kötü olmayan insanlar belli kötü alışkanlıklarının cezasını tam tersiyle sınanarak çekerler. Çekilen her ceza doğruyu bulmanın ve cennete ulaşmanın anahtarıdır.  

Araf yedi kattan oluşan bir dağdır. Katlar yükseldikçe cezalar hafifler ve yürümek kolaylaşır. Araf yolculuğunda kapıda bekleyen melek, Dante’nin alnına yedi adet p harfi çizer. Peccatum (günah) anlamına gelen bu harflerin her biri bir günahı simgeler.

“İlerledik; ilk basamak mermerdi, temiz mi temiz, kaygan mı kaygandı, bir aynada gibi gördüm kendimi.

İkinci basamak karaya çalıyordu, enine boyuna çatlaklarla dolu kireçli sert bir taştan oluşmuştu.

En üstte yükselen üçüncü basamak, sanki tutuşmuş somakiydi, damardan fışkıran kan gibiydi.”

İlk basamak pişmanlık, ikinci basamak itiraf, üçüncü basamak kıvanç basamağıdır. Bilinen tek şey vardır Cennet’e ulaşmak hiç kolay değildir.

“Gök sizi çağırıp, çevrenizde dönmekte, ölümsüz güzelliklerini göstermekte ama yere bakıyor gözleriniz yine de işte bu yüzden, her şeyi gören, ceza veriyor size.”

Araf’ta yapılan yolculuk Tanrı’nın arzuladığı gerçek ve doğru insana ulaşma kılavuzuzdur. Bunu Dante’nin şu dizelerden anlayabiliriz:

“Sonra yine onun desteğiyle, dünyanın eğrilttiği sizleri düzelten dağa ulaştım ve buraya dek tırmandım.”

Şiir sanatıyla yapılan bu eşi benzeri olmayan eser, büyük bir bilgi birikiminin ürünü de diyebiliriz.  Dante eserini mitolojiden ve siyasetten karakterlerle donatarak eserini epey zenginleştirmiş. Eseri okudukça genel kültürünüzün de değiştiğine şahit oluyorsunuz. Eski ahit, İncil hatta İncil’in diğer kitaplarından bölümlerinden parçalarda eserde dile getirilmiş.

Özellikle verdiği bir detaydan bahsetmek isterim:

“Dut ağacı kızıla çalarken, Thisbe’nin adını duyunca, can çekişen Pyramus’un gözlerini açması gibi, benim de katılığım gevşedi.”

Burada kırmızı dutun efsanesinden bahsediyor. Birbirini seven Pyramus ile Thisbe’nin hikayesi. Ailelerinin baskısından kurtulmak isteyen bu ikili, kaçmak için bir dut ağacının altında sözleşirler. Ağacın altına erken gelen Thisbe bir aslanın saldırısına uğrayınca kaçar. Sevgilisinin öldüğünü sanan Pyramus ise ağacın dibinde kılıcını göğsüne saplar. Thisbe gelip seslendiğinde son kez gözlerini açar. Pyramus’un kanını emen ağaç artık kırmızı dut verir. 

Bu kısa dizelerin altında yazan hikâyeyi iyi ve detaylı yapılmış bir çeviri sayesinde okuduğumuzu da unutmamak gerekir. 

Araf dağının ilerleyen bölümlerindeki her yeni bir kapıda Dante’nin alnındaki Peccatum (günah) işaretleri melekler tarafından silinir. Bu harfler silindikçe Dante yüklerinden arındığı için daha rahat yürür. Cennete yaklaştıkça rehper Vergilius’un etkileri azalır. Dante daha özgürdür artık.

Kitaba göre yaşanılan her acının bir sebebi vardır. İnsanoğlu bu dünyaya öğrenmeye ve anlamaya gelmiştir. Anlamadıysa öldükten sonra bile bu öğreti devam edecektir.

“O yüce güç ki, ancak kendini beğeni, insanı hem iyi hem de iyiliğe yatkın yarattı ve burayı erince giden ilk adım kıldı.

Ne var ki, insan burada çok az kaldı; saf gülüşleri, tatlı oyunları, gözyaşı, acı yaptı neden kendi hatasıydı.”

İlahi Komedya eserinin Cehennem kadar etkileyici olan Araf adeta düşsel yolculuğumuzu felsefesiyle donatıp kuşatıyor. Bir sonraki bölüm Cennet’te buluşmak dileğiyle.

Sevgilerimle.

Latest posts by Gülhan Uygun Özcan (see all)