Apple iPad Pro tanıtımında şöyle bir iddiada bulundu; bir sonraki bilgisayarınız bir bilgisayar olmayabilir.

Dünyamız gelişirken, teknolojilerde son hızla gelişmektedir. iPad Pro’yu incelediğim zaman sanallığı daha çok ön plana çıkardığını gördüm. Aslında bu davranış geçmişten bu zamana kadar gelen “şöyle olursa ne olur” düşüncesinin eserleridir.

Çünkü insanlık bu soruyu her zaman sormuştur. Çevremizde gördüğümüz her şey “şöyle olursa ne olur” eserleridir.Birçok büyük şirketin bu kadar gelişmesi bir yenilik açlığıdır biraz da. Buna şu noktadan da bakabiliriz; bizler doğamız gereği yeniliğe aç varlıklarız. Beynimiz bu yenilikçi konuda öncü bir yapı taşıdır. Çünkü beynimizde repetition suppression dediğimiz tekrar baskılamak anlamına gelen bir olay dizisi vardır.

Bir örnek ile bunu açıklamak isterim. Çok güzel manzaralı bir eve taşındınız. O manzarayı ilk defa gördüğünüzde büyük bir heyecan duyar ve tutku ile bağlanırsınız. Daha sonraları o manzaraya baktıkça artık ilk andaki o yoğun hislere kapılamazsınız. İşte bu repetition suppression dediğimiz tekrar baskılamanın sonucudur. Beynimiz ilk gördüğü manzaraya alışarak artık onun sıradan olduğunu bizlere söylemektedir.

İşte teknolojinin bu kadar hızlı gelişmesi ve Apple gibi kuruluşların bu denli iddialı lafları tamamen bu olay örgüsüne bağlıdır. Bir yazar yaşadığı olayı şöyle anlatmakta:

“2009 yılında yaptığım bir uçuş sırasında ilk kablosuz bağlantı deneyimi yaşayacaktım. Bu henüz tanıtılmamış bir yenilikti. Uçakta oturuyorum ve birden diyorlar ki ‘Dizüstü bilgisayarlarınızı açın, internete bağlanabilirsiniz.’ Üstelik bağlantı hızlı. YouTube’daki videoları, klipleri izliyorum; müzikler dinleyip filmlere bakıyorum. İnanılacak gibi değil. Uçaktayım! Bir süre sonra bağlantı kesildi ve yanımdaki yolcu sinirlendi; ‘Olacak şey değil!’ burada demek istediğim, varlığından yalnızca on saniye önce haberdar olduğu bir şey için dünya ona hemencecik borçlu mu kalacak?” (Yaratıcı Tür kitabı, S.16)

İşte bu yeniliği ne kadar çabuk benimsediğimiz anlamına gelmektedir. Ben şu sonucu da çıkardım; değişim insan hayatı için önemlidir ve bu da bize inovasyon kazandırır.

Beyin yenilik arar ve güncelleme yapıldığı zaman heyecanlanır. Aslında bakılırsa güncellemelerin sonu yoktur. Çünkü hiçbir zaman doğru olan şeyle değil, bir sonraki şeyle ilişki kurarız.

Mesela bazı zamanlar beynimizde farklı senaryolar kurarak bir nevi simülasyon uygularız. Bu da bize yaratıcılığı kazandırır ve farklı senaryolara hazırlanmamızı sağlar. Düşünen varlıklarız ama daha farklı düşünmek için ise Mucit Charles Kettering’e kulak vermemiz lazım, şöyle diyor:

“Farklı düşünüp, yaratıcılığınızı geliştirmek istiyorsanız ana yoldan ayrılın.”

Dünyamıza yeni inovasyonlar kazandırmamız lazım. Bizi diğer varlıklardan ayıran yaratıcılığımız, yeryüzünde ve hatta gökyüzünün ötesinde bizlere farklı kapılar açmağa yaran bir anahtardır. Farklı düşünüp farklı yorumlama yeteneği geliştirirsek emin olun birçok sorununda üstesinden geliriz.

Ve yazımı şu alıntıyla bitirmek istiyorum:

“Yaratıcılığı yönlendiren, itici gücü harekete geçiren bir etken daha var, beynimizin ötesinde yaşayan bir şeydir bu; başkalarının beyni.” (Yaratıcı Tür. S.32)

Batuhan Düme
Latest posts by Batuhan Düme (see all)