İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir Yazar – Beş Soru: Yeşim Yörük

Sayın Yeşim Yörük, “Bir Yazar Beş Soru” isimli yazı dizimize katıldığınız için teşekkür ederiz. Yazı dizimiz önceden belirlenmiş ve isim ayırt etmeksizin yazarlara yönelttiğimiz beş kısa ve net sorudan oluşuyor.

1- Yeşim Yörük kimdir?

Başka birini anlatmak ne kadar kolaysa, insanın kendini anlatması da o kadar zordur. Oysa insan en iyi kendini tanır, öyle değil mi? Evet, en iyi kendimizi tanırız ve yine de olduğumuz kişiyi değil, olmak istediğimiz kişiyi anlatırız soranlara. 

Ben Yeşim Yörük… Herkese göre farklı biriyim. Bazen anne, bazen eş, bazen evlat, abla, kardeş, hala, yenge, arkadaş… Bu böyle uzayıp gider. Aslında sadece insanım. Her insan gibi hayallerim, umutlarım, isteklerim, başarılarım ve başarısızlıklarım var. 

1977 senesinde Almanya’nın Berlin şehrinde doğmuşum. İlk ve orta eğitimimi Türkiye’de tamamladıktan sonra eğitim hayatıma Almanya’da devam ettim. Evliyim ve iki evladım var. Uzun yıllardır tekstil dokuma işiyle uğraşıyorum ve arta kalan zamanlarda yazmayı öğreniyorum.

2- Kelimelerin Efendisi isimli öykü kitabını neden yayımladınız?

Öncelikle çocuklarıma bir hatıra bırakmak için… Sonrasında, kendi yazdıklarımı, kitap kokusu eşliğinde bir arada görmek için. Elbette her yazanın istediği gibi, okunmak için… Eleştirilerle kendimi daha fazla geliştirmek, övgülerle mutlu olmak için. Para kazanmak için demeyeceğim çünkü sanırım kitap yayımlayıp zengin olan yazar sayısı, ülkemizde de dünyada da çok azdır. 

3- Neden okuyorsunuz?

Çünkü okumayı çok seviyorum. “Okumayı sevmeyen insan yoktur, aradığı kitabı henüz bulamamış olan vardır,” sözünün canlı kanıtıyım, diyebilirim. Özellikle polisiye edebiyat ile tanıştıktan sonra kitap okumak daha da keyifli bir hal aldı benim için. Kitap okurken içinde bulunduğum andan sıyrılır, bir anda bambaşka bir dünyada bulurum kendimi. Kitabın kapağını açtığım andan itibaren artık hayal gücüm sınır tanımaz. Okuduklarımın, bir film şeridi gibi başımın üzerinde oynaştığını görür gibi olurum. Yazarın yönlendirmesiyle, beynimde canlanan kahramanlar ete kemiğe bürünür adeta. Üstelik her kitapla yüzlerce, binlerce farklı dünyaya, yerimden hiç kımıldamadan ulaşırım. Daha ne isterim?

4- Neden yazıyorsunuz?

Benim yazma serüvenim öyle çocukluk yıllarıma kadar dayanmıyor, maalesef. Bundan üç yıl önce ani bir kararla yazmaya başladım ki, o sırada mektup dahi yazmayalı en az yirmi yıl olmuştu. Bir sabah uyandım ve Paradigma Polisiye Yayınları’nın sosyal medya hesabında bir paylaşım gördüm. Bir polisiye öykü yarışması düzenleniyordu ve isteyen herkes katılabilirdi. Olur mu, olmaz mı, yapabilir miyim soruları kafamda uçuşurken, dostlarımın verdiği cesaretle yarışmaya katıldım ve işe bakın ki, birinci oldum. Sonrasında Dedektif Dergi ile tanıştım. İyi ki… Neden yazıyorum sorusuna vereceğim ilk yanıt, dergiye öykü yetiştirmek için, olurdu. Dedim ya, yazmak benim için çocukluktan gelen bir aşk değildi. Zamanla tutku haline geldi. Yazmak bağımlılık yapıyor, bunu fark ettim. Yazdıkça yazmak istiyor insan. Sonra dergiye öykü yetiştirmek için yazma isteğim boyut değiştirdi. Nasıl ki ben okurken  bambaşka dünyaların içinde kayboluyorsam, benim yazdıklarımı okuyanların da benim dünyamın serüveninde başrolde olmalarını istedim. Yazdıklarımın okunduğunu bilmenin verdiği keyifse hevesimi daha da arttırdı. İnsan ne zaman yazar olur, bilmiyorum. Ben yazar olma yolunda, öğrenmem gereken çok şey olduğuna inanıyorum.

5- Hayatın amacı sizce ne olmalı?

Doğruluk, dürüstlük, sevgi, şefkat, hoşgörü, yardımlaşma gibi klişe sözler söylemeyeceğim çünkü onlar, “İnsanım,” diyen herkes için zaten hayatın amaçlarından olmalı. Hayatın amacı ne olmalı değil de ne olmamalı diye sorsanız şöyle derdim; hayatın amacı maddiyat olmamalı. İnsanoğlu yaradılışı itibari ile nankör bir yapıya sahiptir. Amaçlarının ilk sırasına maddiyatı yerleştiren insanların, ne kadar kazanırlarsa kazansınlar huzurlu olamadıklarına inanırım ben. Ulaşılan her hedefin ardından bir yenisini isterler, başka bir amaç için maçı baştan başlatırlar adeta. Amacımız, hep bir savaşın, hep bir yarışın içinde olmak olmamalı. Kendimizin ve etrafımızdaki insanların hayatlarına bir nebze huzur katabiliyorsak, bu hayatta amacımıza ulaşmışızdır, diye düşünüyorum.

Yorumlar kapatıldı.