Yazar: 19:25 Genel, Öykü

Beyhan Keçeli’den İki Küçürek Öykü

Deli Fikri’nin Donu

Günün sarısı boza dönerken damın tepesinde Deli Fikri. Pantolonunu indirip kaldırıyor. Çöp bacaklarını dizine kadar örten kirli atleti sararmış. Saçaklı Sırma’nın elinde taş. Ucunun sivrisini gösteriyor.

Atma delidir, diyorlar.  Taşın ucu Fikri’nin şakağını buluyor. Başından aşağı kan yürüyor, Saçaklı Sırma küllükte uğunuyor. Sanırsın taş, Fikri’nin şakağından dönüp onun başını buluyor. Titreyip kalıyor. Elleri kilit, gözleri sabit, külle bir ahenk saçaklı saçları. Evlerine kaçışıyor mahallenin delisi akıllısı.

Sırma’ya cin yeli değmiş, diyorlar. Kütük gibi kalın yün yastıklarla buluşuyor körpe zihinler. Allaanadamı Fikri’ye böyle yaparsan Allah da belanı verir Sırma. Deli Fikri’nin dokunulmazlığı iyiden iyiye kesinleşiyor. Hem indirmişse ne olmuş, atleti uzundu. Kibrit çöpü bacaklarından gayrı ne göründü. Gerçi Sırma, oğlan sevmez, hele donunu indireni hiç. Sabah yıkanmış saçları iki yanda belik. Evin beton çıkmasında Sırma tertemiz oturuyor. Durgun. Kıpırtısız. Fikri dizlerine inen sararmış atletiyle köşeden görünüyor. Sırma avucundaki taşı sıkıyor.

Son Ebe

Kursağımda kalmış oyunlarım var, akşam ezanıyla orada öylece bekleyen. Şimdi gitsem kaldığımız yerden devam edermişiz gibi. En son ebe Osman’dı. Yorulmuştu da göz kırpmıştı. Beni ebeleyecekti. Göz kırpınca yavaşlardım ebelesin diye. Fazla yorgunluğa gelmezdi sara. Bir ben bilirdim. Ezan okunmasaydı ebeleyecekti. Ebeleseydi düşmeyecekti. Düşmese o siren sesi mahalleyi doldurmayacak, biz ebelemece oynamaya tövbe etmeyecektik.

Editör: Hatice Akalın

Beyhan Keçeli
Latest posts by Beyhan Keçeli (see all)
Visited 6 times, 1 visit(s) today
Close