Yazar: 12:30 İnceleme, Kitap İncelemesi

Yarım Kalan Sesler: Piyano Akortçusu

Tayvan edebiyatının en önemli ismi olarak kabul edilen Cihang-Sheng Kuo’nun ödüllere doymayan romanı Piyano Akortçusu, etrafı yarım kalan kayıp hikâyelerle çeperlerle çevrelenmiş insanları, sözü seslere bırakarak anlatan müzikal bir ağıt niteliği taşıyor. 

Chiang-Sheng Kuo, Ulusal Tayvan Üniversitesi Yabancı Çin Edebiyatı Bölümü’nden mezun olmuş. New York Üniversitesi’nde drama alanında yüksek lisans yapmış, aynı üniversiteden doktora derecesini almış. Ulusal Donghua Üniversitesi Beşeri Bilimler ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde Yaratıcı Yazarlık ve İngiliz ve Amerikan Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nde profesörlük unvanını kazanan Sheng-Kuo, Ulusal Taipei Eğitim Üniversitesi’nde Dil ve Yaratıcı Çalışmalar Bölümü’nde profesör olarak görev yapmaya devam ediyor. Tayvan edebiyatının en önemli isimleri arasında gösterilen Chiang-Sheng Kuo, kendisine 2021 Birleşik Günlük Edebiyatı Ödülü, 2020 Tayvan Edebiyatı Altın Ödülü, 2020 Yılın Açık Kitap Ödülü olmak üzere ülkesindeki tüm edebiyat ödüllerini kazandıran, İngilizce olarak ilk kez yayımlanan Piyano Akortçusu romanıyla artık Türkçede. Eksik Parça Yayınları’ndan Hülya Key çevirisiyle yayımlandı.

Piyano Akortçusu’nun isimsiz ana karakteri, orta yaşlarda, kel, tipten falso, silik, ezik bir adam. Babası tarafından askeri okula gönderilmeye zorlanmış ama fiziksel yetersizliğinden dolayı kabul edilmemiş. Normal eğitimi devam ederken kulağı ve müziğin ahengine olan duyularıyla, öğretmenleri tarafından geleceğin müzik dehası olarak kabul edilmiş. İlk öğretmeni Bayan Chiu tarafından keşfedilen akortçu, on dört yaşında, okuldaki zorbaların hedefi olmuş. Akortçunun kendi deyimiyle, “Çok fazla enerjisi olan sınıf zorbalarının zavallı hedefi” olmuş. Her dersten sonra çalan zil onun için bir kâbusa dönüşmüş. Saklanacak yer aranıp durmuş. Yüzünü bir tarlaya çevrilen sivilceleri ve piyano çalan bir kız gibi görülmesi bir yerden sonra onu pes ettirmiş. Okuldaki piyano resitallerinde övgülere kulak kapamış, kimi zaman başkalarının performanslarına kıs kıs gülmüş, harcını yatırmamış ve nihayetinde “oraya” ait olmadığını kabul ederek kendi kaderini çizmiş. Parmaklarını piyanonun tuşlarından çekip telleriyle ilgilenmeye başlamış. 

Bu süre zarfında dünya çapında bir piyanist olan Emily’le birlikte çalışmış. Emily kanser olup da bu dünyadan göçene kadar da yanından ayrılmamış. Arada başına oturup çaldığı piyano onun için uzak bir ülkeden farksız hale gelmiş. 

Emily öldükten üç ay sonra kocası Lan san, işlettiği stüdyodaki piyanoların toparlanması için işlere giriştiği sırada tanışıyor akortçuyla. İlk başta aralarında bir soğukluk olsa da akortçunun, “akortçuluk” yeteneği sayesinde muhabbetleri ilerliyor. Birlikte içmeye çıkıyorlar. Karşılıklı dertlerini paylaşıyorlar. Para yönünden bir sıkıntısı olmayan Lan san, akortçuya ikinci el piyano ticareti yapmayı önerdiğinde kendilerini New York’ta buluyorlar. Ancak Lin san’ın orada karşılaştığı eski bir tanıdığı sebebiyle ortaklık bozuluyor ve herkes kendi yoluna gidiyor. 

Piyano Akortçusu’nun yukarıda özetlediğim kaba taslak konusu sıradan bir hikâye olarak anlaşılabilir. Ancak romana değer katan unsurlar, Chiang-Sheng Kuo’nun konuya uzakmış gibi görünen satır aralarına serpiştirdiği notlarda yatıyor. Emily’nin haleti ruhiyesindeki vaziyetin piyanosunun bozuk olmasında değil, onun mutsuz olmasıyla alakalı olduğu, Lan san’ın uzaktaki sevgilisi ama en çok da akortçunun, bir müzik dehası olmak yerine boks ağzıyla söylersek “köşe adamı” olarak akortçuluğu seçmek zorunda kalması ve kendi yaptığı işi bir piyanistinkinden daha önemli göstermek için verdiği teknik örnekler, Piyano Akortçusu’nun hayat damarlarını oluşturuyor. Chiang-Sheng Kuo’nun buz gibi bir dille aktardığı roman, başarısızlıklarla örülmüş hayatların kesişiminden kesitler sunuyor. 

Editör: Buse Karakaya

Visited 13 times, 1 visit(s) today
Close