Amin Maalouf, bence gerçekliği ve düşselliği harmanlarken insanı hem kendi hayatına hem başkalarının hayatına hem de düş bahçelerine alıp götüren bir yazar. Doğu’nun masalları, Batı’nın modern yaklaşımı diye başlayarak birçok ikiliği aynı sayfada bulabileceğimiz eserleri var. Yazdığı her kelime için kendisinin de söylediği gibi “Doğu’nun çiçeği, Batı’nın çiçekliğinde!” diyebiliriz.

Amin Maalouf’un incelediğim bu eseri, Avrupa’da birçok gösterimi yapılan “Uzaktan Aşk” operasının librettosudur. Bu librettoda üç ana karakter, birkaç tane kalabalık koro ve düşsel başlayıp sonsuzlukla biten bir aşk var.

7. yüzyılda Akitanya’da soylu bir ozan olan Jaufre’nin dizelerinde anlattığı düşsel aşk, gerçek olamayacak kadar güzel ve etkileyici. Asıl etkileyici olan ise bu kusursuz ve düşsel kadının var olduğunu bir gezginden öğrenmesi ve ardından denizlerin ötesindeki bu düşlerde güzel kadına ulaşmak için bir yolculuğa çıkması. 

Birkaç saatte bitirilebilecek ancak saatlerce üzerinde konuşulabilecek bu eserde bizi kendine çeken bazı izlekler var. Yolculuk, Tanrı, kimlik ve aidiyet. Elimize aldığımız her eserde aslında bu izleklere rastlarken neden özellikle belirttiğimi merak ediyorsunuzdur. Kendimce birkaç soru sorup yine kendimce birkaç cevap vererek bunu açıklayabilirim. 

Bu eser bizi neden yabancı hissettirmiyor? 

Biz neden sanki bu hikâyeyi bir yerden duymuşuz gibi hissediyoruz? 

Cevabı bence Jaufre’nin Avrupalı bir Mecnun olmasıdır. Bu librettonun bir doğu batı sentezi olmasıdır. Okumaya ve duymaya alışkın olduğumuz Divan ve Tasavvuf edebiyatı öğretilerine sahip olmasıdır. Yitip gidecek belki de asla konuşulmayacak bir aşkın, muhatabını bulunca şekillenmesi ve değerli olmasıdır. Uzaktan aşk kavramının sevilene mi yoksa Tanrı’ya mı ait olduğunu düşünmemize sebep olmasıdır. Çünkü bizim okuduğumuz ve dinlediğimiz masallardan öğrendiğimiz bir şeyler var. Bu öğretiler bize bazı şeyler söyler. Kavuşmak da ayrılık da aşkın kaderidir. Nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın aşk önce fâni sonra bakidir. İşte bu libretto eminim ki okuyan herkese bildiğimiz, öğrendiğimiz ve yaşadığımız tüm aşkların aynası gibi gelecektir. 

“Uzaktan Aşk” librettosu için Batı’dan Doğu’ya uzanıp içimizdeki derinliklere dokunmuş aşk ve ölüm masallarının etkileyici bir örneği diyebiliriz.