Yazar: 19:35 Kitap İncelemesi

Tilkiler Yalan Söylemez – Ulrich Hub

Güneşe göre duyguları ayarlamanın kontrolsüzlüğü içerisinde, evden dışarı çıkar çıkmaz kafasını yukarı kaldırmaya mecbur hisseder insan. Veya günü dış dünyadan uzak geçirmeye mecbursa perdeleri soyar, pencereden hesap sormayı da lüks görmez. Bir bakıma haklıdır. Çünkü gözleriyle beslenen güruhun bilinçaltı kırıntılarıyla az beslenmedik biz. Ama diğer yandan hiçbir şey, gösterişli bir ışıltının arkasına gizlendiğindeki büyüklüğe kolay kolay ulaşamaz diye düşünmeden de edemiyor insan. O yüzden susmak değil, konuşmak; gözlere karşı başlatılmış isyanların en kuvvetlisidir dersem ne olur kafanızı sallamakla yetinmeyin.

Tamam. Mevzu derinleşmemeli. Daha yüzeysel düşünüyoruz şimdi. Diyalog kurarak önyargıları bertaraf edeceğiz diyecek kadar hayalperest olmadan, sözü biraz da hayvanlara bırakmalı. Ağzı çok iyi laf yapan tilkiyi tanık olarak çağırırsak, işiteceklerimize şaşıracağımızı peşinen kabul ediyoruz demektir. Kurnazlığı; dev kuyruğundan, sivri burnundan ve uzun kulaklarından önce onu algılamamıza yardımcı olan en baskın bilgiyse şayet, kitabın önsözünde bildiklerimizi bize unutturmak için kolları sıvadığına şahitlik etmekte epey keyifli bir başlangıç olacaktır.

Tabii ki hayvanlar yalan söyleyebilir. Hatta günde en az iki yüz yalan sıralarlar, ama çoğu bu sırada şapşallaşır ki hemen paçayı ele verir; sağda solda kem küm etmeler, terlemeye başlamalar.

Diğer taraftan düşüncelerle vedalaşınca duygularımızı, karakterimizin ayrılmaz bir parçası haline getiren bütün detaylara karşı oluşturduğumuz önyargı kalkanı ne güneşi geçirir ne de kelimeleri. Duymaz, görmeyiz. Hele ki mevzu bahis, aynanın çıplak vücudu karşısında hayranlık beslemeye müsait benliklerimiz olunca, insan gerçeği aramayı kolayca bırakıverir. Artık somuta dönüşmeye müsait tek bir şey kalmıştır elimizde: Kaos.

Keşke mümkün olsaydı da kitabın içine düşseydi bu kelime. Kaosu duyar duymaz tilkinin parıldayan gözleri, bilindik bir kurnazlığa hazırlandığına en güzel işarettir diye düşüne duralım, o çabucak elimize tutuşturuverir temiz kâğıdını.

Gerçi ben hayatım boyunca hiç yalan söylemedim. Hem de hiç, cidden. Çünkü bir kere tilkiler yalan söylemez, ayrıca yalan söylemek çok yanlış ve çirkin bir şey, tabii bu benim fikrim.

Kaostan güldürü dozunu yükselterek beslenen ve zihnimizin vitrin camını süsleyen ezbere bilgiler karşısında, kendinizi savunmakta yetersiz kalacağınız bir kitap Tilkiler Yalan Söylemez. Kitaba atılan başlık ziyadesiyle çatışmacı ve kışkırtıcı. Ezber yoklaması yapıp masallarda dinlediklerimiz ile hayvanat bahçelerinde ve belgesellerde seyrettiğimiz görseller arasında tatlı sert bir çekişme yaşatacağını ilk dakikadan itibaren hissettiriyor Ulrich Hub. Duruyor, gülümsüyor, düşünüyor ve sonra tekrar gülümsüyoruz. Yazarın kıvrak zekâsı keskin bir kılıçtan farksız olduğu için, bu kitabı okumaya yeltenen herkes kendini eskrime hazırlamalı.

Elbette tilkini haricinde çenesi düşük bir sürü kahraman daha var öyküde. Her biri şaşırtıcı, yanıltıcı ve oldukça geveze. Bir sonraki adımı kestiremeden yuvarlanacağınız serüven, ancak bu kadar güzel bir paragrafla kafaları karıştırabilirdi.

Birkaç hafta sonra her zamanki gibi sabah ışıyana kadar bizim patatesçide takılıyorduk, o sırada tilki çöpte eski, ıslak bir gazete buldu. Üstünde devasa harflerle havaalanında yaşanan felaket yazıyordu ve yıkılma ânında binanın içerisinde kimse kalmadığından bahsediyordu. Ancak elbette birkaç hayvanı yanan havaalanından çıkarıp kurtaran tilki hakkında tek kelime edilmemişti. Birbirimize gayet belirgin bir bakışla baktık, derken kahkahalara boğulduk, öyle çok kıkırdadık ki.

Mizahı bazen gıdıklayıcı bazense dikensi bir kıvamda ustalıkla kullanan yazarın esprili anlatımı, sürükleyici olay örgüsünü çerçeveletip zihninizin duvarını kolayca asıyor dersem abartmış olmam. Yaş sınırına takılmayan bir kitap Tilkiler Yalan Söylemez. Bunun da en önemli sebebi, kitabın aynı zamanda bir tiyatro oyunu olması. Sahnelenip izleyicisini pür dikkat bir noktaya odaklayabilen, tempolu, düşündürücü ve oldukça komik bir hikâyenin kitap hâline kayıtsız kalmak oldukça zor elbette. Çocuk, ergen, genç, yetişkin… Bence zamanla barışmış herkesin keyifle okuyup gülümseyebileceği, mizah argümanlarıyla dolu bir kitap bu.

Çevireceği eserler konusunda çok titiz davranan kıymetli Olcay Mağden’e de ayrıca parantez açmak istiyorum. Yazarlık, editörlük, çevirmenlik ve podcast içeriği hazırlayıp sunma… Bir koltukta kaç karpuz taşınabilir diye sormamak elde değil. Üzerinde Olcay Mağden isminin geçtiği herhangi bir kitabı gönül rahatlığıyla alabilirsiniz. Çünkü kitaplara tek yönlü bakmayan ve yazının her aşamasında emeğini esirgemeyen bir yazar o.

Yani her şey bir yana, Tilkiler Yalan Söylemez, biçimsel doğruları sayesinde şık bir elbise gibi göz kamaştırıyor. Ama içinde taşıdığı beden öylesine neşeli ki, sonunda asıl hayranlığı öykünün kendisine besliyorsunuz. Farklı tatlara açık olan okurlara kesinlikle tavsiyemdir. Keyifli okumalar.

Editör: Çisem Arslan

Umut Kaygısız
Latest posts by Umut Kaygısız (see all)
Visited 9 times, 1 visit(s) today
Close