Yazar: 12:00 Öykü

Kırkayak

Mezarlıkta kürekle toprak atılırken ayakkabımın biraz da çamur olmuş ucundan kırkayak geçiyordu.

“Kardeşine küçük dükkânın kirasını veririz.”

İyi de ben krediyi kimin için çektim. Benim düğün masraflarım ne olacak? Dudağımı ısırıyorum.

Ölüm ve kırkayak, kredi ve kardeşim hepsi dayanmış kapıya. Yağmurda ıslandığında sırtının terleyip ıslaklığın kokusu senden geliyormuş gibi bir can sıkıntısı. Kırkayak ilerliyor.

Toprak atılıyor kürekle. Şu anda ölen ben değilim. Rahat da değilim. Hazır ol da.

“Sen başının çaresine nasıl olsa bakıyorsun. Memursun sonuçta.”

Bu ay et almayayım bari. Kilo da veremiyorum zaten. Herkes sıkıntıdan zayıflar ben şişiyorum.

Sıkış tepiş bir merakla insanlar sevap için küreklerle mezarın toprağına dalıyor. Annem başında bandana, kırkayak ilerliyor.

“Sakın ben ölünce işlemler için acele etme. Üçünüz de bulunun. Bankadan para kalacak. Peşini bırakmayın.”

Kırkayak da öldükten sonrasının planını yapmış mıdır diye düşünüyorum. O sırada biri çarpıyor bana. Hem acım var hem kırkayaktan korkuyorum. Ayakkabıma da güvenmiyorum. Ya içine girerse. İcra geliyor.

“Her ailede kim zordaysa ona yardım etmeli. Sanki sen zor durumda olduğunda yardımına koşmuyor muyduk?”

Üniversitede 5 TL çıkıyor cebimizden Ramazan’la. Ramazan diyor bugün patates kızartması mı yesek? Ben diyorum kentkartta para var. Bir günden bir şey olmaz. Yemekhane grevinde yemekler 1 TL’ye indi. Yemekhane patates kızartması çıkarmıyor. Annem daha güzel yapar. Evde mi yesem? Ev uzadıkça uzuyor.  Ramazan her zaman mı yiyoruz sanki diyor. Henüz kredimiz yok. Bankalara düşmanım. Kırkayak bile korkutmuyor.

“Neden şimdi böyle olduk? Kardeşinin bir işi yok. Bu çocuk nasıl evlenecek?”

Parası yoksa neden evleniyor demiyorum. Mezarlıkta böyle şeyler konuşulmaz. Annem hâlâ oradaysa bu ne saçma mekân algısı diyecek. Gidip evde konuşsanıza. Öldüm hâlâ başımı şişiriyorsunuz. Annem akşama kırkayak pişirir mi diye düşünüyorum. Herkes sıkıntıdan zayıflar ben şişiyorum.

Whatsapp’ta kaydetmediğim ya da belki sildiğim bir numara yazıyor…

“Ben sana babalık yapmadım mı? “

100 TL’lik bir dekont. Şimdi sokakta düştüğünü görsen hani pandemiden sonra insan eğilip almaz belki.

Kesik kesik bir sela. Zenginin selası bile güzel oluyor. Fakirinki hemen bitiyor. İnsan acısı varken bile pideyi düşünüyor. Herkese yetecek mi? Ağlayıp geldim. Yemek zamanı… Kırkayak da şimdi anneme bakıp…

Ailelerin gerekliliğini düşünüyorum. –meli/-malı derken takılıp düşüyorum. Acım var ve açım. Karnım hiç doymuyor. Annem soğukta kalıyor. Pide sıcak… Kırkayak toprak altında.

Annem hayattayken gündüzleri dahi uyurdum. Her uyuduğumda da ağzımın kenarından keyiften sular gelirdi. Annem öldüğünde uykularımı da gömdük. Şimdi sadece kötü rüyalara uyuyorum.

Okumadan yatma derdi annem. Hep okudum ama hiç aklımda kalmamış.

Kırkayak…

Kredi…

Ayakkabım delik.

Pide sıcak.

Dışarıda kredinin son ödeme tarihi geçmiş gibi bir soğuk.

Coventry, 2025

Visited 5 times, 5 visit(s) today
Close