en çok kaçtığım yerin yerlisiyim gövdemle
bol memurlu kabustan sıçramaktan geliyorum
çok gülünmüş bir fotoğrafı ikna ettim mutsuzluğuma
sol kolumda asılı paslı bir yara gençliğim
geç kalınmış geçmişimle buradayım, gövdem burada!
taze ağıtlar gibi haykırsam veballerimi
kirpiklerimden başlayan tufanlar temizlesin kirimi
eksik gecelerden uyandım bulutları kuşanıp
cenazeler uğurladım içimden illegal yollar yapıp
mavi önlüklü sabahları annem giydirsin istedim
doymadan kalkmayan babalar düşledim sofralarından
evine bırakmadığım sevgililerimden diledim özürlerimi
banklarında eklediğim beyaz saçlar hatrına
hükümet palmiyeli parklar bile kollamadı bizi!
çelik zırhlar giyinip koşayım çocukluğumun yanına
düştüğüm bütün kuyuların Yusuf’u olayım
müteahhitler evler diksin babama döneyim
sol yanımdan uzun kahvaltılı pazarlar açsın
mutlu aile tabloları parçalayarak sosyalleşelim
çok ağlamış gözlerimle aynaları inandırdım mutluluğuma
tasalarıma yaslanıp şakaklarımı düzelttim ellerimle
tükenmenin bitmeyen senfonisiyle dinlerken kendimi
zarlarım altıya düşman, devlet bile kollamasın bizi!