Yazar: 16:00 Kitap İncelemesi, Öykü Kitabı

İnsan Hallerinin Öyküleri: Boran

Levent Çanakçi’nin ilk öykü kitabı Boran, Kırmızı Çatı etiketiyle 2023 yılı Aralık ayında okuruyla buluştu. 

Türkan Saylan’a adanmış olan Boran’ı merakla okudum. Eserin girişinde teşekkürlerini sunduğu yazarlardan sonra Türkan Saylan ve mücadelesine yer veren Çanakçi, Saylan’ın bir cümlesiyle de girişini sonlandırmış. 

Ben de o cümleyle giriş yapmak istedim: 

“Eğer bir yerde bilime demokrasiye, barışa ve aydınlığa aç bir çocuk senin ışığını bekliyorsa sönmeye hakkın yoktur. Işıyacaksın. Ölüme saniyeler kalmış olsa bile.”  

Boran, dokuz öyküden oluşuyor. İlk kitabın günahı olmaz diyorum. Zaman zaman aksayan cümleler olsa da anlatma telaşına düşülse de kitabın samimiyetini, olayların gerçekliğinden, kahramanlarla kurduğum bağdan, alabiliyorum. Her bir öykünün anlatmak istediği bir derdi var. Aslında çözümü varken çözümsüzlüğün içine çekilen insanın derdi. Aslında toplumun derdi. Aslında yaşamın ta kendisi. 

 Levent Çanakçi, insanları yazmayı seviyor. Onların sırdan yaşamlarının izini sürerken, iç sesleri oluyor. Hemen bütün öykülerinde bu görülürken, “Silüet ve Martıdan Öğrendiğim” ve “Yeni Hayat” adlı öykülerinde daha ağırlıklı hissediyorum.

Yapısal olarak kimi öyküler, kısa anlatımlarla bölümlere ayrılmış. Bu haliyle yazarın belki de yavaş yavaş romana geçiş yapacağı aklıma geliyor. “Miras”tam da bu lezzette bir öykü. Bir cinayet öyküsü. Cinayetin birkaç pencereden anlatılmış olması polisiye romana hazırlık gibi. Öykünün sebep ve sonuç ilişkisi Türkiye’nin de hep gündeminde olan bir konu: Kadın cinayetleri. Peki bu defa ölen bir kadın değilse? “Kadın” teması bu öykü dışında birkaç öyküde daha ağırlığını gösteriyor. “Onur” bu anlamda en başarılı öykülerinden. Can yakıcı. İnsan çaresiz kalınca en çok kimi suçlar? Sağlam bir akılla düşünse suçlu ne kendi ne yakınındakidir. Suçlu düzendir. Suçlu bunu kabullenendir. “Onur” bir kadının çıkmazını anlatıyor. “Martıdan Öğrendiklerim”, “Yeni Hayat” kadın ağırlıklı öykülerden. Bir kadının düşen martı kanadından kendi hayatını irdelemesi anlatılıyor. “Yeni Hayat” ise Çanakçi’nin kadın çerçevesinde tüm insanları ayırt etmeden izlediğinin, ruh hallerini, telaşını dile getirmek istediğinin göstergesi gibi. Bir kadın hamile kalırsa sonra doğurursa kariyeri ne olur? Kariyer bebeğin büyümesini bekler mi? Bu bir işkenceye dönüşebilir mi?  Toplumumuzun dile getirilmeyen önemli sorunlarından biri bu diye geçiriyorum içimden. 

Kitaba adını veren öykü “Boran”“Çığlık” öyküsünde iki farklı anlamda kullanılan kelimeye atfedilmiş. Çok sert, yağışlı hava olayını cinsiyetsiz kahramanın belki de bir kadının yaşamını değiştirmesi, yeniden var olmasına eş tutarken kelimenin diğer anlamı olan özgürlükçü boran kuşu, yine bir kadının dirilişine başını eğmeden çekip gidişine yazılmış kısacık vurucu iki öykü.  Çanakçi, fotoğrafı çekip okura vermiş gibi. Biraz daha anlatılsaydı dediğim öykülerden. 

Kitabın ilk öyküsü “Hayat” ise diğer tüm öykülerden bağımsız başlı başına ayrıcalıklı bir öykü. Öykülerde doğa betimlemelerini çok seven bir okur olarak bir kurdun güne uyanışını merakla okudum. Kitabın geneline bakıldığında insan ve ruh hallerini anlatan bir bütün varken girişi doğa ve yırtıcı bir hayvanın güne masum uyanışı ile yapmış olması bilinçli planlı bir tercih mi göndermeleri var mı bilemiyorum.  

Levent Çanakçi’nin Boran adlı öykü kitabı erkek kaleminden, kadın hassasiyetini merak edenler, kadın öyküleri okumak isteyenler için. 

Ayrıca anısına adanmış olduğundan, yazarın nezdinde Türkan Saylan’a teşekkür ve özlemlerimizi bir kez daha ben de iletmek isterim.  

Editör: Melike Kara 

Visited 20 times, 1 visit(s) today
Close