İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İlahi Komedya Cennet

İlahi Komedya serisinin Cehennem ve Âraf kitaplarının incelemeleri için;

İlahi Komedya Cehennem
İlahi Komedya: Araf

İlahi Komedya serimizin son kitabı Cennet ile yolculuğumuza devam ediyoruz. Bu bölümde Dante’ye Cehennem ve Araf yolculuğunda eşlik eden Şair Vergilius gider ve yerine Dante’ye bu eseri yazması için ilham olan, erken yaşta kaybettiği, aşık olduğu kadın Beatrice gelir. 14 Nisan 1300 sabahı Paskalya perşembesi Dante, Beatrice ile gökyüzüne yükselir.

Cennete giriş yapılmadan önce şöyle bir dize ile Dante okura ilk mesajını verir:

“Her şeyi devindirenin şanı evrenin her yerine ulaşır, kimi yerde çok kimi yerde az ışır.”

Dante’ye göre Tanrı’yı güzel yansıtmak insanın kusursuz hale gelmesinden geçer. Cennet katları kusursuz insanlarla çevrilidir.

Cennet, günahlarından arınmış ve huzura ermiş ruhlarla doludur. Lakin bu ruhlar, Araf’ta kalan ruhlar gibi ilahi ışığa yaklaşmak için sürekli bir çaba içinde değildirler. Sorgulamak yerine daha bilgece yaklaşırlar.

“Kardeş, sevginin erdemi dindirmekte isteklerimizi, ne varsa elimizde onunla yetinir, başka susuzluk çekmeyiz. Daha yukarı gitmek isteseydik, bu isteğimiz bize burayı uygun görenin isteğine ters düşerdi.”

Cennet çok katmanlı bir yapı olmasına rağmen yaşayan sakinlerin hiçbiri hiyerarşi karmaşasına girmez. Çünkü cennet; egolarından sıyrılmış, ilahi aşka tabi olmuş veya bunu uzun Limbus ve Araf gibi zorlu yolculuklardan öğrenmiş kişilerle doludur. Dante bir ölümlü olduğu için bu düzeni anlayamaz ve kuşkulara kapılır. Dante’nin dile getirilmemiş düşüncelerini okuyan Beatrice ise Dante’nin kuşkuya kapıldığı yerlerde onu sık sık aydınlatır.  

Ermişler, haksızlığa uğrayanlar, adaleti savunanlar Dante’yi aydınlatır ve başından geçenleri anlatırlar. Haksızlığa uğrayanlar Dante’nin kalemi ile hakkını savunurken, hak yiyen papalar ise Cehennem ve Araf bölümünde de karşılaştığımız gibi yine bolca eleştirilir.

İnsanlık tarihi hakkında bilgilerini şiirle dile getiren Dante’nin görüşüne göre, Adem direkt Tanrı tarafından yaratıldığı için Tanrı gibi sonsuzdur. Tekrar dirileceğimizin kaynağı da bundan gelmektedir.

“İlk anamızla babamız yaratılırken insan bedeninin nasıl olduğunu düşünürsen ölümden sonra niçin yeniden dirileceğimizi anlarsın sen de.”

Dini kitaplarda geçen yaratılış ile ayetleri aynı zamanda mantıksal olarak da sunan Dante, bunun gibi birçok ayette de aynı yöntemi kullanmış. Dinsel anlamda düşsel yolculuk kurgulansa da akıl ve mantığın ağırlığı daha fazla diyebiliriz.

İlahi Komedya’nın en sevdiğim taraflarından biri şuydu: İncil veya Tevrat’tan yaptığı alıntılarda ayetleri olduğu gibi verirken örneklendirmeden vazgeçmemesiydi. Ayetlerin yanında dinin gerekliliklerini uygulamayan din adamlarına çağrıyı Cennet üzerinden yapması oldukça dikkat çekiciydi. İnsanlığa yaptığı ufak eleştiriyi şu dizeden anlayabiliriz:

“Doğanın önerdiği ilkelere uyum gösterseydi eğer aşağıdaki dünya çok daha iyi bir toplum olurdu yeryüzünde. Ama siz, kılıç kullanması gerekeni dine yöneltiyor, vaaz vermesi gerekeni kral yapıyorsunuz; işte bu yüzden doğru yoldan sapıyorsunuz.”

Dante ilerleyen zamanlarda kendi ailesinden dedesinin dedesi ile karşılaşır ve aralarında oldukça şaşırtıcı bir diyalog geçer:

“Ey, beklerken bile beni mutlu eden filizim benim, senin kökün benim, ailene adını veren ve yüz yılı aşkın bir süre dağın çevresindeki ilk dairede dönen kişi benim oğlumdur, senin de büyük deden yapacağın iyiliklerle onun uzun çilesini kısaltırsan iyi edersin.”

Dante bu dizesinde bir önceki bölüme, yani Araf’a atıfta bulunup onu tekrar okura hatırlatıyor. Oldukça ilginç sahnelerle karşılaşıp epey şaşıracağınız ve keyif alacağınız bir bölüm Cennet. Kendi ailesindeki bireyleri bile kayırmayan Dante, bu konuda kendini ispatlamış diyebiliriz. Dedesini överken papalığı yermeyi de unutmuyor.

Beatrice ile yapılan bu düşsel yolculuğu bir kavuşma gibi algılamak hata olur. Beatrice ile Dante’nin ilişkisi daha çok öğretmen ve öğrenci ilişkisi şeklinde. Dante, rehberi Beatrice’e, çok merak ettiği ve kendi ile alakalı yakın geleceğin ne olduğunu sorar. Acı bir dille Beatrice’nin ağzından kendi kaderini dile getiren Dante, yaşadıklarını okurla da paylaşır.

“En sevdiğin ne varsa hepsini bırakacaksın; bunun, gurbet yayının attığı ilk ok olduğunu anlayacaksın. Başkasının ekmeğinin ne denli tuzlu, başkasının merdiveninden çıkmanın ne denli zor olduğunu göreceksin.” 

Komedyanın sonlarına doğru gelirken ilk yaratılan insan Adem üzerinde durmak istiyorum. Her ne kadar şiir dinsel motifler üzerine kurgulanmış olsa da kurguda dogmatikliğe yer yok. Her şey akla ve mantığa uygun tasarlanmış. Adem ilk insan, bir peygamber, bütün insanlığın babası olmasına rağmen günahlarını ödemiş bir şekilde çıkıyor karşımıza. Dante ile konuşması oldukça merak uyandırıcıydı:

“Ey olgun yaratılan tek meyve, ey her gelinin babası, hem de kayın babası, ilk babamız, olanca inancımla senden, benimle konuşmanı istiyorum: biliyorsun isteğimi”

Dante belki de hepimizin merak ettiği şeyi sorar. İşledikleri günah aslında bütün insanlığa cezadır. Adem bilgece şunu söyler:

“Oğul şunu bil ki, sürgünün gerçek nedeni meyveyi tatmak değil, sınırı geçmekti. Kadınının Vergilius’u çıkarttığı yerde, güneşin dört bin üç yüz iki dönüşü süresince bu topluluğa girmeyi özledim.”   

Adem, Tanrı’nın koyduğu sınırları bilinçli bir şekilde ihlal etmiştir. Yeryüzüne sürgün edildikten sonra bir sürü çile çekmiş, öldüğünde ise günahkarların başlangıç noktası Limbus’tan kovulduğu yere, yani tekrar Cennet’e gelmesi 4302 yılını almıştır.

Birçok önemli kişiliklerle karşılaşan Dante, öğrenmesi gerekenleri öğrenmiş ve yolculuğun sonuna gelmiştir. Cehennem, Araf ve Cennet onu artık başka bir insan yapmıştır. Dünyaya geri dönüş yolculuğunda İsa peygamberin annesi Meryem, Adem peygamberin eşi Havva ve Yakup peygamberin eşi Rachele eşliğinde bir seremoni ile yolculuğunu tamamlar.

Kitabı okuduktan sonra biraz kendi deneyimlerimden bahsetmek istiyorum. Okumaya karar verdiğinizde bu önerilerin işinize yarayacağını düşünüyorum. 700 yıl önce yazılmış bir kitabı Rekin Teksoy’un üstün başarılı çevirisi sayesinde çok konforlu okudum; lakin tarihi kişilikler, mitoloji, din gibi birçok kavramın iç içe girmesi, çok fazla teşbih ve alegori kullanılması eserde okuma hızımı epey yavaşlattı diyebilirim. Şunu belirtmeliyim ki bu yavaşlama kesinlikle can sıkıcı değil. Öncelikle kitabın başındaki ön söz ve daha sonraki dipnotlar çok iyi okunmalı. Bu, kurguya hâkim olmanızı sağlarken aynı zamanda kolay öğrenmenize de yardımcı oluyor ve kitaptan alacağınız keyfi epey arttırıyor. Bir anda bitirmeyin, yavaş yavaş okuyun. Zaten kitapla vedalaşmak epey zor.

Tekrar okumak üzere kaldırdığım bu kitabı, ilerleyen yaşlarımda elime almak eminim daha keyifli olacak. Bu üç bölümü okuduğunuz için sizlere teşekkür eder, bol okumalı ve sağlıklı günler dilerim.

Sevgilerimle.

Latest posts by Gülhan Uygun Özcan (see all)

Yorumlar kapatıldı.