Yazar: 14:57 Röportaj

Depremin Etkileri Üzerine-Psikolog Asude Yağcı ile Röportaj

O.Ö: Sayın Asude Yağcı, Mahal Edebiyat’a hoş geldiniz. 6 Şubat Pazartesi sabahına büyük bir felaket haberiyle uyandık ve yıkıldık. Afet kavramı ve toplumumuza etkileri ile ilgili neler söylersiniz?

A.Y: Afetler bütün bir topluluğun güvenliğini tehdit eden, beklenmedik/hazırlıksız yakalanan olaylardır. Türk halkının bugünkü afet deneyimine gelecek olursak, 6 Şubat’ta yaşanan deprem toplumu travmatize etti; fakat vatandaşımızı, bu kadar çok can kaybının yaşanmasının yanı sıra, yaşananların insan eli ile önlenebilir olması daha çok travmatize etti.

Araştırmalara göre; her afet türü, insana aynı derecede rahatsızlık verme yükü taşımıyor. Örneğin; insanlar deprem, sel, hortum gibi doğal afet olaylarına karşı daha kabullenicidir çünkü bunu kişiliklerine karşı bir saldırı olarak nitelendirmezler. Kişiler doğal afetleri diğer afet türlerine kıyasla daha kolay işleyip hazmedebilir. Öte yandan insan eliyle kasıtlı ya da kasıtsız ortaya çıkan afet/kayıp durumları toplum ve toplumun parçası insan üzerinde daha uzun süreli etkiler bırakır. İnsan elinden kasıtlı afet olarak, terör olaylarını örnek verebilirken kasıtsız afet durumlarına da yetkililerin ihmali, bilim insanlarını dinlemek yerine yanlış imar izinleri sonucu yaşanan büyük can kayıpları, hayati açıdan büyük önem taşıyan kritik saatlerde organize olamayan ilgili birimlerin eksikliği (yokluğu) ve bunun sonucu tırmanan ölü sayıları günümüzle örtüşür şekilde örnek verilebilir.

Bilmeyen birinin gözünden, insanların ruh sağlığı açısından tek bir afet türü var gibi görünse de, akut dönem sonrası meslek profesyonelleri tarafından alandaki psikososyal destek çalışmalarında depremzedelerle işlenecek iki afet türü vardır. İnsanların önlenebilir ve daha hızlı müdahale edilebilir durumlar sonucunda yaşadığını düşündüğü kayıp durumlarını kabullenip hazmedebilmesi psikoloji bilimine göre deprem yaşantısının kabulünden daha uzun zaman alacaktır.

O.Ö: Afetten maalesef milyonlarca insan etkilendi. Afet sonrası mağdurların tepkilerine ve afetzede için risk faktörlerine yönelik görüşleriniz nelerdir?

A.Y: Afet durumlarına insanlar stres tepkileri ile yanıt verirler. Varlıkları tehlike altındadır, stres çok doğaldır. Buna akut stres tepkileri denir. Kişinin yaşam alanına karşı “Yaşadığım yer güvenlidir.”, “Ben güvendeyim.” algısı dramatik bir hızla değişiyor. Bir canlı türü olan küçük insanın bu büyük, kapsayıcı ve belirsiz afet durumuna karşı kapıldığı panik ve “Hayatta kalmalıyım, ama nasıl?” diye bocalama hali ve bundan doğan stres çok normaldir.

Kişinin durumunun ağır mı ya da hafif mi işleyeceği; tamamen kişinin bireysel/çevresel destek durumuna, yardıma erişebilirliğine, travma yaratacak afete maruz kalma yaşantısına ve kendisine olmasa da bir yakınına gelen zarara göre şekillenir. Bu yüzden tepkiler tek tip değil aksine çeşitlidir.

Araştırmalara göre risk faktörlerinin artışı ile psikolojik bozuklukların görülme ihtimali de artıyor. Travma yaratacak afete maruz kalanların 1/3’lük bir kısmının günlük işleyişini etkileyecek patoloji geliştirdiği belirtiliyor. Bu patolojinin gelişmesinde yer değişikliği, barınma ve iş kaybı, fiziksel ve sosyal çevre kayıpları, kişinin kendisine olmasa da bir yakınına uğrayan hasar/harap/ölüm durumu ve kişinin de kendini en az onun kadar kayba yakın hissetmesi durumu gibi afet sonrası gelişen büyük yaşam ve algı/inanç değişiklikleri de neden olabiliyor.

O.Ö: Afetten etkilenen vatandaşlarımız için en önemli husus da uzman yardımı sanırım. Uzman yardımının rolüyle ilgili neler söylersiniz?

A.Y: Kişinin hem ilgili ruh sağlığı uzmanı tarafından hem çevresince göreceği psikososyal destek bu ilk birkaç haftada kritik önem taşımaktadır. 

İlgili bir örnek olarak 1998 yılında Kuzey İrlanda’nın Omagh Kenti merkezinde bomba yüklü aracın patlaması olayından kurtulan 91 hasta, olaydan sonraki on ay boyunca ortalama sekiz seans bilişsel tedavi gördü. Önceki benzer vakaların iyileşme oranlarına göre belirgin olarak daha yüksek başarı oranları gözlendi (Clark, 2000)

Bunun bir benzeri de 28 Haziran 2016’da Türkiye’deki Atatürk Havalimanı’nda gerçekleşen silahlı ve bombalı intihar saldırısıdır. Uzman desteği ve işlevselliğe dönüş arasındaki korelasyon o kadar kuvvetlidir ki saldırının ardından Tav Holding ivedilikle Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Derneği kurucu üyesi de olan alanın uzman ismi Profesör Dr. Tamer Aker gözetiminde bir psikolojik destek ekibi ile anlaştı. Böylece aylar boyunca çalışanlarına ve onların yakınlarına ücretsiz bireysel ve grup terapileri, ayrıca psikoeğitimler verilmesini sağladı. Ben de o zamanlar bu ekipte gönüllü bir üye olarak süreci yakından takip etmiş; insanları, öykülerini, bir olayın her kişi sayısınca ne kadar farklı tecrübe edilebildiğini ve o atmosferi yakından gözlemleyebilmiştim.

Afete maruz kalan bireylerin “travma sonrası stres bozukluğu”, “majör depresyon” ya da “yaygın anksiyete bozukluğu” gösterme riski söz konusu; fakat bu olasılıklar pek çok değişkene bağlı. “Kesin benim başıma gelecek,” diye bir şey yok. Önemli olan süreci nasıl yönettiğimiz ve ihtiyacımız olduğunda asgari düzeyde de olsa ruh sağlığı yardımına ulaşabilir oluşumuz. Bu kritik dönemlerde tıpkı bir çocuk gibi kendimize göz kulak olmakta fayda var diye düşünüyorum.

Dediğim gibi uzman desteği yapıcıdır ve dünyayı travmatize olan kişi için kesinlikle daha yaşanılabilir kılar. Öte yandan paniğe kapılmak, yaşanılan akut stres durumu çok normaldir.

Görsel: Emily Garthwaite

O.Ö: Deprem sonrasında, çocukların oyun oynamalarına yönelik bir paylaşımınızın çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Travmayı tetiklemeyen oyuncak konusu bir yalan. Oyuncak bataryasında özellikle kepçe, ev, insan gibi oyuncaklar da bulunmalı ki çocuklar oyun oynarken içlerinde yaşadığı duyguları tekrar dışa vurup kendilerini ifade edip his ve düşüncelerini işleyebilsin, şeklinde bir paylaşımınız olmuştu. Bu konuyla ilgili görüşlerinizi tekrar paylaşır mısınız? 

A.Y:  Duygu ve düşünceleri ifade etmek iyileşmek için bir adım, oyuncaklar da bu adım için güzel araçlar. “Deprem bölgesine kepçe, ambulans, doktor seti vs. göndermeyin çocuklar travmatize oluyor,” diye bu yanlış bilgiyi ilk kim yaydı bilmiyorum. İnfluencer hesaplarda denk geldim ben de. Ardından bu yanlış bilgi hızla yayıldı. Maalesef bu süreçte hiçbir fikri olmayan çok takipçisi olan hesaplar, bilmediği konularda sağlıksız yönlendirmelerde bulundu.

Kepçe, ambulans, polis arabası, ev, insan figürü, tamir ve doktor seti… Bu oyuncaklar travmatik değil, aksine terapötik görevleri var. Uzmanlar oyuncakların iyileştirici yönünü çok iyi bildikleri için, oyun terapi odalarında her türden oyuncak bulundurmaya gayret eder. Çocuklar da kepçe, tamir seti, ambulans ya da doktor seti ile içinde bulunduğu durumu farklı roller üzerinden kendi kontrollerinde tekrar tekrar işleyip deneyimleme fırsatı bulur. Dolayısıyla deprem bölgesine bu oyuncakları gönül rahatlığıyla gönderebiliriz, çocuklar bu oyuncaklarla oynayabilir. 

Oyunlara eşlik eden yetişkinler için önerim ise, çocukların defalarca tekrar eden, ama yavaş yavaş değişen/iyileşen bu oyun senaryolarını yönlendirmeden, müdahale etmeden sadece dinleyip onlara verilen rolü canlandırmaları olacaktır. Oyun, yetişkinler için iyi bir gözlem fırsatıdır. Kişi böylece çocuğun yaşadığı ya da medyadan ve çevreden bir şekilde duyup öğrendiği bu olayı, nasıl algıladığını da rahatça, çabasız öğrenebilir. Gözlemlediği küçük insanın yardıma ne kadar ihtiyaç duyduğunu ve iyileşme sürecinin nasıl ilerlediğini de kendi içinde tartabilir. Oyun ve oyuncak çocuklar için her zaman ekmek ve su gibi, onlara kendilerini ifade etme fırsatı sunan temel bir ihtiyaçtır.

O.Ö: Bilgiler için teşekkür ederiz. Sizi ve okuyucularımızı bu zorlu süreçte daha fazla yormak istemiyoruz. Röportaj dizisinin ikinci bölümünde görüşmek üzere. Tüm ulusumuzun başı sağ olsun.

A.Y: Bu travmatik afet sonrası hepimiz rahat bir nefes dahi alamaz olduk, tez zamanda yakından ya da uzaktan travmatize olan tüm halkımızın nefes alabilmesini temenni ediyor, baş sağlığı diliyorum.

Görsel: Sergey Ponomarev

Hazırlayan: Onur Özkoparan

Asude Yağcı: Klinik psikolog. 1993 yılında Aydın’da doğdu. Nişantaşı Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Yakın Doğu Üniversitesi’nde uzmanlığını tamamladı. Cumhuriyet gazetesinde, Gaia Dergi’de ve Gazete Duvar’da çeşitli yazıları yayımlandı. Yas danışmanlığı ve terapisi, aile danışmanlığı, intihar ve müdahale gibi birçok alanda çalışmalar yaptı. Görevini Tekirdağ’da sürdürmektedir.

[email protected]

https://www.instagram.com/psk.asudeyagci/

Visited 10 times, 1 visit(s) today
Close