Yazar: 11:31 Film İncelemesi

Evcilik

2024 Aralık ayında gösterime giren ‘Evcilik’ filmi, kısa süre önce dijital bir platformda tekrar izleyici ile buluştu. Ümit Ünal’ın hem senaryosunu kaleme aldığı hem de yönetmenliğini yaptığı film, kendisine 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal film festivalinde en iyi senaryo ödülünü kazandırdı. Senaristin “Zıt karakterleri dar bir alanda buluşturma öyküsü” olarak tanımladığı filmin olay örgüsü, farklı sosyokültürel çevrelerden gelen iki çiftin çevresinde şekilleniyor. Sınıfsal farklılıkların ikili ilişkiler üzerinden anlatılması filmin özgün bir yanı şüphesiz.

Şehirli ve ekonomik olarak daha üst sınıftan bir çiftin kendi ilişkilerinde bulamadığı mutluluğu ve tutkuyu, bir sahil kasabasında yaşayan işçi bir çift ile karşılaştıktan sonra sorgulamaya başlaması kurgunun çıkış noktası. 

Filiz ve Fırat birkaç günlük tatil için İstanbul’un yoğun temposundan kaçan, gündelik telaşlar ve var olma savaşında birbirini kaybeden modern şehirliyi temsil ediyor.  Aysun ve Özkan ise onların tatil için geldikleri butik otelde çalışan, mütevazı yaşamları ile dikkat çeken evli bir çifttir. Aralarındaki yaş farkına rağmen evliliklerindeki tutkuyu daima canlı tutan bu ikili, birbirlerine ‘Kınalı’ ve ‘Duman’ diye seslenir. Bu özel hitap biçimi, ilişkilerindeki masumiyetin ve kendilerine has dünyalarının zarif bir sembolüdür. 

Serüvenin başlangıcında Öykü Karayel’in hayat verdiği Filiz karakteri, kendi dünyasında var olmayan mutluluğu sosyal medyada yarattığı bir kurgu ile yakalamaya çalışır. Olduğundan farklı biri gibi görünmek ya da –mış gibi (mutluymuş, şanslıymış…) davranmak Filiz için bir hayata tutunma şekli haline gelmiştir. Bu nedenle, Aysun ve Özkan çiftinin mutluluğunu gördüğünde onlara gıpta etse de ilk tepkisi yine en iyi bildiği şeyi yapmak olur. Kınalı ve Duman gibi davranmak, Filiz’in başlattığı ve eşi Fırat’ın da katıldığı, ilişkilerine özledikleri tutkuyu geri getirecek masum bir oyun olarak başlar. Ne var ki bu oyunda, göz ardı edemeyecekleri bir gerçek olarak Kınalı ve Duman da vardır. 

Onların aksine, küçük dünyalarında her şeyi tüm gerçekliği ile yaşayan ve değer yargıları çok farklı olan bu çift için, oyun hiç de masum olmayan sonuçlar doğuracaktır. 

Aysun ve Özkan’ın, hayatlarına yönelik bu beklenmedik taciz karşısında farklı tepkiler geliştirdiklerini görüyoruz. Özkan duruma daha ataerkil bir yerden yaklaşırken, Aysun’un “ Köylü olduğumuz için mi bunlar hep benim başıma geliyor?” sitemi, yaşadıklarını daha sınıfsal bir yerden kavradığını gösteriyor. Burada karakterleri olaya farklı çerçevelerden bakmaya yönelten nedenler için aralarındaki kuşak farkından bahsedilebilir. Aysun her ne kadar Özkan ile mutlu olsa da bilmediği dünyalara karşı çocuksu merakını koruyan, heyecanı yüksek bir karakter. Filiz onun için bilinmeyene açılan bir kapı, hep merak ettiği bir dünya. O kapıdan içeri girmeyi düşünmese de yakınında olmak ona iyi geliyor. Filiz ile kurduğu yakınlığa yüklediği bu özel anlam, onu yaşananlardan en fazla etkilenen karakter haline getiriyor. Özkan ise yaşı itibariyle bulunduğu sınıfsal rolü daha fazla içselleştirmiştir. Bu nedenle Fırat, kendilerini izlediklerini söylediğinde Özkan’ın ilk tepkisi mahcubiyet duymak ve özür dilemek olur.  Ancak daha sonrasında, karısının başkaları tarafından cinsel bir obje olarak görülmesi onu tetikleyen unsur haline gelir. Burada, taşra yaşamındaki namus anlayışına da dolaylı bir gönderme yapıldığı görülür.

 Kınalı ve Duman’la tanıştıktan sonra, içinde bulunduğu sanal gerçeklik bir anda çöken Filiz’in, “ Biz aslında kötü insanlar değiliz,” sözleri, yaşadığı sorgulamanın başlangıcı oluyor. Güçlü olan ya da kendini güçlü zannedenin hep iyiyi kendine hak görmesi alt metin olarak işleniyor. Diğer taraftan; “Birine kötülüğümüzün dokunması için gerçekten kötü mü olmak gerekir? Peki, salt kötülük nedir? Sana göre iyi olan ya onun için kötüyse…” soruları izleyicinin de zihninde birbirini takip eden düşüncelerin kapısını aralıyor. 

Filiz eşi Fırat’a göre farkındalığı daha yüksek bir birey. Bunu Aysun’la arasında geçen sohbetlerden sonra kendine yönelttiği iç aynadan görmek mümkün. Kurgu boyunca kendi hesaplaşmasını yapmaya hiç yanaşmayan, konfor alanında kalmayı tercih eden Fırat’ın ise ancak hedef haline geldiği zaman ayna karşısına geçtiğini görüyoruz. Şehirli çiftin, bu yüzleşmelerden sonra hayatlarında ne gibi değişiklikler yaşayacaklarını ön görmek zor. Ancak Özkan ve Aysun’un hayatlarındaki yıkıcı değişim kurgu içinde derin olmamakla birlikte işleniyor. Filmin sonunda Aysun’un, her şeye razı görünmesine rağmen Özkan’a tek bir şart öne koştuğunu görüyoruz: “ Bana bir daha Kınalı deme.” Bu söz, aslında ilişkilerinden çalınan masumiyete yöneltilmiş sessiz bir sitemdir. 

Günümüz sanat filmlerinin aksine film monotonluktan uzak. Kullanılan çekim teknikleri kadar oyunculukların da buna katkısı yadsınamaz. Son yıllarda benzer karakterle izlemeye alışkın olduğumuz Nejat İşler için Duman karakteri güzel bir dönüş olmuş. -Aldığı Altın Portakal ödülü ile de bu rolü taçlandırmış.- Öykü Karayel ve Fatih Artman, son dönemde yer aldıkları başarılı projeler ve hayat verdikleri katmanlı karakterlerle zaten izlemeye doyamadığımız isimler. Ancak bana göre projenin sürpriz ismi,  Kınalı karakterini canlandıran Deniz Işın olmuş. Karaktere kattığı derinlik ve göz dolduran oyunculuğu, onu yakın gelecekte daha fazla yapımda izleyeceğimizin müjdesini veriyor. 

Nitelikli izleyicinin sinemalara küsmesi ve dijital platformların yaygınlaşması gibi nedenlerle birçok iyi filmin beyaz perdede hak ettiği karşılığı bulamadığı bir dönemden geçiyoruz. Belki de bu yüzde ortaya konan işler daha uzun soluklu bir etki bırakıyor. Görünen o ki, bu film de sinemada göremediği gerekli ilgiyi, izleyicisi ile tekrar buluşarak alacak.

EVCİLİK
Tür: Komedi, Gerilim
Süre: 97 Dakika
Ülke: Türkiye
Yönetmen:Ümit Alan
Senaryo: Ümit Alan
Oyuncular: Nejat İşler, Öykü Karayel, Deniz Işın, Fatih Artman, Selen Uçher, Rüçhan Çalışkur.

Editör: Melike Kara

Gözde Hayırlı Çalık
Latest posts by Gözde Hayırlı Çalık (see all)
Visited 8 times, 1 visit(s) today
Close