Melda Onuralp ve Mehmet Günyeli’nin birlikte kaleme aldıkları Şafak 1933, bir koleksiyoner ve filatelist olan Semih Birand’ın, geçmişi yüz yıl öncesine dayanan pul koleksiyonunun müzayedesi sırasında kendini vurarak intihar etmesiyle başlayan olaylar silsilesini, usta işi bir casus-suç türüyle anlatırken, aynı zamanda uluslararası ajanları, casusları, devlet sırlarını da içine alan bu “sektör”de olup bitenleri anlatmasıyla da ayrı bir önem taşıyor.
Melda Onuralp 1953 yılında İstanbul’da doğmuş. Babasının memur olması nedeniyle ilk öğrenimini Türkiye’nin çeşitli yerlerinde görmüş. Orta öğrenimini Saint Benoit Providance’da tamamlayan Onuralp, aldığı şan eğitimini de LCC Müzik Bölümü’yle beraber yürütmüş, yüksek okul eğitimini de İstanbul Belediye Konservatuarı’nda tamamlamış. 1976 yılında Fribourg Gazetecilik Yüksek Okulu’na başlayan ancak bazı özel sebepler nedeniyle okulu yarım bırakmak zorunda kalan Melda Onuralp, ilk kitabını 15 yaşındayken yazmış fakat babası kitabın basılmasını o günler için erken bulmuş. 1978 yılında Adak Mumu, 1996’da Yalnız Bir Defa, 1998’de Prag Expresi, 2005’te Kılıç Onlusu, 2006’da Çekmecemdeki Mektup, 2010’da Munise’nin Sırları, 2013’te Ödünç Yıllar ve 2019 yılında da Yarın Pazar adlı kitapları yayımlanmış. Hem müziğe hem de edebiyata karşı yeteneği olan Melda Onuralp, 1986 yılında geçirdiği ağır hastalık nedeniyle müziği bırakarak kendini tamamen yazmaya adamış. İnsanın “özgür ve adaletli” iç ve dış dünyasıyla dengeli bir biçimde kitaplar üreten ve bunun yolunun iç yapılanmayı kabul etmesinde yattığını savunan yazarın eserlerinde bu durum açıkça görülmektedir. İstanbul Kadıköy doğumlu Mehmet Günyeli ise Saint – Joseph Fransız Lisesi’ni bitirmiş. Üniversitede Siyaset Bilimi eğitimi almış. Kendi öz değerlerini koruyabilen, küresel ölçekte geçerliliği olan ve dünyanın birçok ülkesine bizzat kendisi gibi gerçekleştirdiği “Yeryüzünün Renkleri” projesiyle pek çok önemli işe imza atmış.
Viva Cuba Libre, Hindistan, İnancın Dansı Dervişler, Kader Denizi, ve Suya Yazdıklarım kitaplarını yazan Mehmet Günyeli ve Melda Onuralp, birlikte kaleme aldıkları Şafak 1933 adlı kitaplarını kısa süre önce A7 Kitap etiketiyle okuyucuyla buluşturdu. Bir koleksiyoner ve filatelist olan Semih Birand’ın, geçmişi yüz yıl öncesine dayanan pul koleksiyonunun müzayedesi sırasında kendini vurarak intihar etmesiyle başlayan olaylar silsilesini, usta işi bir casus-suç türüyle anlatan kitap, aynı zamanda bu “sektör”de olup bitenleri ele alıp su yüzüne çıkarması açısından da ayrı bir önem taşıyor.
Dünyanın en önemli filatelistlerinden Semih Birand, uzun süredir hazırlıklarını yaptığı, Osmanlı döneminden kalma eserlerinin ve çok özel filatellerin sergileneceği müzayedesine günler kala, kimliği belirsiz bir kişi tarafından tehdit edilir. Adamın amacı, Semih Birand’ın tüm koleksiyonuna el koymaktır. Semih Birand duruma karşı çıkar zira Berlin’den gelen eserlerin içinde “çok gizli” kriptolar vardır ve Birand’ın bunları ne pahasına olursa olsun saklaması gerekmektedir. Durumu hayatını teslim edecek kadar güvendiği birkaç dostundan başka kimse bilmemektedir. Müzayedeye Semih Birand’ın kızı Mahya Birand da katılacaktır ki zaten kriptoları o getirecektir. Büyük gün gelir, çatar. Semih Birand hiçbir şey yokmuş gibi sahneye çıkıp konuşmasına devam ettiği sırada, “Ben asla vatanıma ihanet etmem!” diyerek kafasına sıkar.
Olay yerinde hayatını kaybeden Semih Birand’dan geriye devasa bir filateli imparatorluğu kalmıştır. Bunun da tek varisi kızı Mahya Birand’dır. Ancak Semih Birand’ı tehdit edip ölümüne sebep verenler kızı Mahya’yı da sıkıştırmadan durmayacaklardır ve babasının ölümünün ardından Mahya da tehdit telefonları alır. Bunları kuzeni Mehmet’e ve babasının en güvendiği isim olan Rafet Bey’e bildirir. Mahya’nın Türkiye’de kalması büyük bir sorun teşkil etmektedir. Bu yüzden hemen ona sahte bir kimlik ve pasaport ayarlanır ve Mahya Birand, Deniz Arıduru adıyla acilen Kosta Rika’ya gider. Mahya’yı burada Sicilya kökenli Guida karşılar ve ona sahip çıkar. Sicilya’da tipik İtalyan mafyası kuralları sebebiyle, tüm ailesini başka bir mafya grubu tarafından kaybeden Guida, ileride diğer gruplar için tehlike oluşturacağı öngörüsü ve ölüm korkusuyla ülkeden kaçar. Kosta Rika’ya gelir. Burada sözü senet sayılan birine dönüştükten sonra Semih Birand’a olan saygısından ötürü onun kızını kanatları altına alır.
Mahya da zamanla bu Latin ülkesine alışmaya başlar. Yeni arkadaşlar edinir. Denizin ve güneşli havanın tadını çıkarır. Sahte kimliğiyle kimsenin onu tanımadığı, onun da kimseye sonsuz derecede güvenmediği bir dengeyle gününü gün etmektedir. Fakat bir gün karşısına çıkan Bardem adındaki bir adam Mahya’nın bütün tadını kaçırır. Çünkü Bardem hem babasını hem Mahya’yı tehdit eden adamdır ve Semih Birand’ın ölümünden sonra tekrar gerçekleştirilecek müzayede için aynı şekilde Mahya’nın peşine düşmüştür. Hâlâ kriptoların peşindedir. Fakat bu kez Mahya’nın kolay kolay pes etmeye niyeti yoktur. Artık Mahya kendisini hiç beklemediği olayların içinde bulur…
Melda Onuralp ve Mehmet Günyeli, Şafak 1933‘te değme casus-suç romanlarına, filmlerine taş çıkartacak bir kitapla okurun karşısına çıkıyor. İlk sayfadan son sayfasına kadar bir an olsun düşmeyen temposu, özellikle yazarların yan karakterlere en az ana karakterler kadar rol biçmesiyle katmanları açılan bir metne dönüşen ve okura da bu katmanların içinde ayrı bir rol vermeyi unutmayan Melde Onuralp ve Mehmet Günyeli, yazınımızda ender rastladığımız türde bir roman sunuyor. Şafak 1933‘ün ne olduğunu bilerek yazmadım zira esas olay onun üzerinden dönüyor. Okurun hevesini kırmayalım…
- Usta İşi Bir Casusluk ve Suç Romanı: “Şafak 1933” - 2 Nisan 2025
- Kurye - 28 Mart 2025
- Ben Bir Sosyopatım - 25 Mart 2025