Her birimizin sahip olduğu, yalnızca bir sayfaya sığdırılabilen, uzadıkça kısalan, genişledikçe daralan kronolojiye hayat demekteyiz yaşamlarımızdaki lügatlerde. Tesadüfen geldiğimiz hayatlarımızın büyük bir bölümünü ise ilerleyen kronolojimizdeki bir diğer tesadüflerin sonuçları belirler. Bu, en başından son nefese kadar olan süreçte istemsiz karşımıza çıkan muhteşem, kapkara ya da hiç önemi olmayan bir silsilenin parçası olabilir. Zira, tesadüflerin geçmişte kurgulanmış bir planı bulunmaz. Freni patlamış kamyon misali üzerimize geldiğinde şirazemizi kaydıran tesadüfler olduğu gibi, bulunduğumuz cehennemleri cennete dönüştüren, uzun süre uyanmayı beklediğimiz kabuslarımızı dahi mutluluklara eviren tesadüflere de denk gelebiliriz.

Bir amaç uğruna bir şehre adım atmak ya da başıboş dolaşmak… insan ne kadar planlı veya plansız olursa olsun hayatın ona kurduklarıyla karşılaşmaktan alıkoyamaz kendisini. Keyif verir insana en büyük zorluklar bile, sonunun hoş olduğunu bildiği dikenli yollarda ve gam zerk eder en narin hücrelerimize, en güzel çiçeklerle kaplı olup da sonunun görülmesi istenmeyen rotalar.

Hayat bazılarımıza en büyük şansı verir; iyi insanlarla karşılaşmak. Elektrikli dünyamızın toprak hatlarıdır kimi insanlar; öylesine gerekli, öylesine hayati…peki betonla kapladıkları şehirlerimizde ne kadar temas edebiliyoruz toprağa?

Yaşamımızda yaşadıklarımızı çoğunlukla karşılaştığımız tesadüfler seçerken, kim olduğumuzu ise bu tesadüflere karşı tutumumuz belirler. Zira, hayatlarımızda benliğimizi belirleyen olaylar, anlar yaşarız. Bu anlardaki belirleniş kazanıp kaybetmişlikle değil, oradaki gösterdiğimiz duruşumuzla kesinlik kazanır. Önemli olan bu durumlardaki duruşumuzdur. Ki zaten kaybetmemiş olmaktır; her türlü durumda kendi duruşunu sergileyebilmek.

Örneğin, bir futbol maçı esnasında bir futbolcuya haksız yere, yanlış anlaşılarak bir kırmızı kart gösterilir. O futbolcu haklı olduğunu bildiği halde karakterinden taviz vermeyip kendisini kötü hatırlatacak bir sansasyon yaratmadan başı dik sahayı terk eder. Maçın tekrarını izleyen herkes o futbolcunun haklılığını fark edecektir. Fakat, o esnada haklılığını fırsat bilip çirkeflik yaratmış olsa, sonradan nasıl hatırlanacağı epey tartışmalı olacaktır.

Elbette ki bazı tesadüflerin art arda birleşimi bir uçuruma sürükleyebilir, bazen tek biri bile yeterken. Hatta başka tesadüfler de o uçurumlardan döndürebilir. Erken yaşta rastlanılmış acı tesadüfler ya da ömrün sonuna doğru yenen goller buna örnek gösterilebilir.

Hayatta ne yaparsanız yapın bazı insanların dilini artık sizin için döndüremez, bazı soruların cevabını asla öğrenemezsiniz. Öyle zamanlar oluşur ki kulaklar sağır olur, belki de aynı zamanda gözler de kör. Mutluluk sarhoşu veya hüzün abidesi insan zaten duyması gerekeni asla duyamaz, görmesi gereken nokta onun için kör olur. Yani, hayat trafiklerimizde karşımızda görmemiz gereken siluetler varken, önümüzden geçen arabaların sıçrattıklarıyla gözlerimiz kapanabilir, çıkarttıkları sesler en duymamız gereken anonsun sesini örtebilir. Eğer ki artık asla öğrenemeyeceğimiz bir şeyse; mutlaka o anda bir egzozundan ses çıkan motosiklet geçer, karşı istasyonda görmesi gerekeni fark ettiğinde insan araya tren girer. Bazense bir tesadüf sonucu birilerinin kahramanı oluruz, ama her kahraman gibi bir tesadüf sonucu unutulabiliriz.


Gerçeklerden koşarak kaçamaz insan, en karanlık anılarını boyayarak renklendiremeyeceği gibi.

Sadece değerden değer görmek değer gösterir değerli insanlara. İnsan içindekini yenemediğinde en güzel manzara cehennem, kendisiyle mutlu olduğunda ise en harabe yer cennettir. Bu mutluluk da belki de dünya çapında tanınmaktan öte kendi çapında bir dünya olabilmekten geçer. Her şey silinip gidebilir. Önemli olan sizi tanıyanların hatrına bir hatıra ile geldiğinizde silinmemiş olduğunuzu bilmektir. Bir dönem de olsa dünyanız olmuş insanların artık devam edip etmediğini dahi bilmedikleri kendi hayatlarınız ve bu hüzne katlanırken üzerinde durduğunuz kendi ayaklarınız size yeni izler bıraktıracaktır bu dünyada ve dünyalarda.


Buruklaştırır gerçekleştiğinde sandığınız kadar sevindirmeyen hayaller ve mutlu eder hüzün havuzunuza giren tesadüfi rayiha dolu güzellikler ve bunları canlandırır yaşayarak oynadığınız roller. Paranın çözüm olamadığı anları yaratır birtakım tesadüfen öğrenilen gerçekler. Yenik düşürebilir tüm yeniklere bile, ne kadar tarla ilerlemiş olursak olalım içinden geçtiğimiz arpaların biri kadar yol almadığımızı görmek. Biraz aptaldır tesadüfleri avantaja çevirebilecekken kafasını çevirenler, egoisttir kafasını çevirmesiyle övünenler ve dersini almıştır çevirdiği kadar çevrilenler. İyi zannedilir çıkar uğruna karşınıza tesadüfen çıktığına inandıranlar. Kötü insandır “dur!” dediğini gördükçe giden kibirliler. Büyük travma yaratır senelerce verdiğiniz uğraşların tek bir tesadüfle tuz buz olması. Sarsıntının hayattaki karşılığıdır hatırlandığında uyandığımız, zar zor uyuyabildiğimizde de kabuslar gösteren silinmeyen, yıkıcı hatıralar. Heyecanı kaybettikten sonra dahi bir hatıranın mezarını ziyaret etmektir sadakat. Zararlı olanı içine almamak, nefesi içine çekmemek adına gerekirse nefes almamaktır en pis ortamlarda dahi temiz kalmak. Acı bir haykırışı yansıtan fon müziğindeki güçlü duruşun göstergesi sözlerdir iskeleti sabit tutmak. Tükenişe uğramışlığı gösterememenin çaresizliğidir konuşamamak.

Bazı bakışlar tesadüfidir, sonucunda gördüklerinizle dona kalabilirsiniz. Hatta hem hüzünden hem de mutluluktan zamanı dondurmak isteyebilirsiniz. Bir iz bırakabildiğinizi gösteren tesadüflerse bu mutluluk, ta içlerinizde hissedersiniz. Yıkıp yaktığınızı göstermekse amacı bu tesadüfün kahır mekanizmanız dolar utançla.

Siz birisine nasihat verirken, sonrasında kendinizin nasihat almasıdır yarım ağız gülümseten, daha da fenası siz nasihat alıyorken bir anda kendinizin verdiğini fark etmektir zamanın koluna kelepçe vurulamadığını anlamak. Akan 60’lar geçen 24’ler beklenen 52’ler ömürlerimizin saat dilimidir. İç ferahlığı verir henüz zamanınız olduğunu bilmek ve sonucunda elde sıfırı yansıtır bu sürede refahı sürdürmek.

Belirli tesadüfler sonucu gelinmiş konumlarda sahip olduğunuz arkadaşlar…esasında onlar sizin arkadaşınız değildir, bu tesadüfü oluşturan kişinin arkadaşlarıdır, tesadüfü oluşturanın akrabası, eşi, kardeşi hatta…


Herkesin hitap edebildiği bir şarkı yoktur. Fakat her şarkının hitabı birisi vardır. Tesadüf silsilelerimizin bizi getirdiği noktalarda karşılaştığımız melodilerin hepsinin birleşimi de bize hayatımızın şarkısını verir. Kim olduğumuzu gösteren ise bu şarkıyı kime seslendirttiğimiz, daha önemlisi kimler için sesini açtığımızdır. Birisi için ezgiler yaratmak başlı başına bir umuttur. Eğer ki bu umudu daimi içinizde tutarsanız uyanacağınız sabahlar, hatta güneş olmayan zamanlarda dahi karşılaşabileceğiniz parlak tesadüfler sizleri kanlandırabilir. Karanlık bir çığ gibi büyümeden, televizyon ışığından dahi yararlanın ki tesadüfi dahi olsa görmeniz gerekeni kaçırmayasınız.

Latest posts by Utku Sızgın (see all)