Norveç edebiyatının bol ödüllü yazarı Froda Grytten’in yazdığı, kendisine ikinci kez ülkesinin en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan Brage Ödülü’nü getiren romanı Nils Vik’in Öldüğü Gün, son seferine çıkan tekne kaptanı Nils Vik’in, bu yolculukta kendisine eşlik eden “eski” arkadaşlarıyla birlikte geçmişiyle, hayatıyla, kendiyle hesaplaşmasını anlatan, yaşam üzerine pek çok soru işaretini de beraberinde getiren bir roman.

Frode Grytten, 1960 yılında Bergen’de doğmuş. Bir süre gazetecilik yaptıktan sonra tüm zamanını yazmaya ayırmış. 1999 yılında yayımlanan öykü türündeki ilk kitabı Bikubesong(Arı Kovanının Şarkısı), Norveç’in en önemli edebiyat ödüllerinden Brage Ödülü’nün sahibi olmuş ve birçok dile çevrilerek Grytten’in henüz ilk kitabı olmasına rağmen tüm dünyadan okurlarıyla tanışmasına vesile olmuş. 2005 yılındaki polisiye romanı Flytande Bjorn (Yüzen Ayı) Riverton Ödülü’ne, 2007’de yayımlanan Rom Ved Havet, Rom İ Ben(Deniz Kıyısındaki Odalar, Şehirdeki Odalar) öykü kitabıyla da Norveç Edebiyat Ödülü’ne ve Melsom Ödülü’ne layık görülmüş.
Frode Grytten’ın, aradan çeyrek asır geçtikten sonra yine Brage Ödülü kazanan son romanı Nils Vik’in Öldüğü Gün, kısa süre önce Metis Kitap etiketi, Banu Gürsaler Syvertsen çevirisiyle Türkiyeli okurlarla buluştu. Karısını beyin kanaması yüzünden kaybeden, babalarından uzakta kendi kurdukları hayatlarında bir şekilde yaşayıp giden iki kızı olan tekne kaptanı Nils Vik’in, tüm yaşamı boyunca her gün defalarca yaptığı gibi dümene geçip bu kez geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkışını ve kendisine bu son yolculuğunda, tıpkı hayatının belirli noktalarında eşlik ettikleri gibi, ölüme giden seferinde de onu yalnız bırakmayan “eski” dostları sayesinde kendisiyle ve geçmişiyle hesaplaşmasını anlatan kitap, hayatın basitliğinin, insan nezdinde ne kadar “ulvi” olduğuna dikkat çekiyor.
Nils Vik, kendi halinde, yaşadığı adadaki hemşerilerini ufak teknesiyle karşıya geçirerek hayatını kazanan bir adam. Muhtemelen atadan yadigâr mesleğiyle, “kimler geldi, kimler geçti” kabilinden bir hayat geçiriyor. Herhangi bir planı, amacı yok. Sabahın köründe geçtiği dümenin başında, kaptanın seyir defterine günün raporunu karalıyor. Sonra herhangi bir sebeple karşı kıyıya geçmek isteyenleri oraya götürüyor. Her denizci gibi ağzından eksik etmediği sigarasından aldığı nefesler ve her daim ayarda tuttuğu içkisinden ağız kararı içtiği yudumlarla bu mecburi sıradanlığı içinde öğütüyor.
Her zaman olduğun gibi gece sabaha dönmeden uyanıyor Nils Vik. Yatağından kalkıyor. Elini yüzünü yıkadıktan sonra kendisine bir kahve hazırlıyor. Günün ilk sigarasıyla kafasını berraklaştırıyor. Sabah beş sularında evden çıkmaya hazırlanırken aynada kendiyle göz göze geliyor. Bir zamanlar gözünün merceğini delen fırtınaya karşı göz kapaklarını bile indirmeden siper alan o adamdan eser yok. Kapıyı vurup çıkıyor. Teknesinin olduğu yere geldiğinde etrafa bakıyor. Onu bekleyen kimse yok. Zaten beklemesi de gerekmiyor. Çünkü Nils Vik, bu kez tek başına çıkacak yolculuğa. Tek seferlik, dönüşü olmayan bir yolculuk bu. Motoru çalıştırıyor. Asılıyor dümene. Tekne ince ince kayarken suyun üzerinde, hatıraları depreşiyor Nils Vik’in. Karısı Marti önce aklına, sonra gözünün öne geliyor. Sonra köpeği Luna. Ardından şekli şemali yüzünden herkesçe hor görülen gitarcı çocuk biniyor tekneye. İçkisi bitmiş bir alkolik arkadaşı onu izliyor. Adanın güzel hanımları da boş bırakmıyor Nils Vik’i. Bir zamanlar nasıl bir adam olduğundan bahsediyorlar. Hepsi geçmiş zaman kipiyle konuşuyor. Çünkü hepsi ölmüş. Birazdan Nils Vik de onların arasına katılacak.
Süresi belirsiz bir yolculuğa çıkıyor Nils Vik. Tıpkı hayat gibi. Son yolculuğunda onu uğurlamaya gelen eski dostlarıyla, hayatının adisyonu üzerine düşünüyor. Hesap kitap, bu saatten sonra zor işler. Yol henüz bitmemiş olsa da hesap kesilmiş. Eyvallahı olmadan çekiliyor Nils Vik. Başkalarının hazırladığı bir takvimi olağan akışına uymayan ya da vadesi dolduğunu düşünen herkes gibi. “Nils Vik’in Öldüğü Gün” olarak kayıtlara geçiyor o gün. Belki de geçmiyor. Biz onun öldüğünü bir kitabın başlığından öğreniyoruz. Ölümleri satırlara sığdırılmakla yetinilmiş her ölü gibi…

Editör: Melike Kara
- Kaptanın Seyir Defterinin Son Cümleleri: Nils Vik’in Öldüğü Gün - 17 Mart 2026
- Yerli Fantastik Edebiyatın Çağdaş Hali - 6 Mart 2026
- Hayatın “Cetvel”i - 28 Şubat 2026
