Yazar: 19:00 İnceleme

Hayatın “Cetvel”i 

Evrim Kuran’ın “Cetvel” kitabının alametifarikası, bahsettiği “iyiliğin eylem olma hali” olması. Süreklilik arz eden bir ölçüyle, iyilik üzerinden tüm sarmaşıklarıyla duvarlarımızı saran “kötülüğe” karşı bir manifesto gibi okuyacağınız Cetvel, insanın kendi yaşamının kurallarını kendi belirlemesi gerektiğini salık verirken, “iyilik”i elden bırakmamayı, asla ve asla göz ardı etmemeyi de şiar ediniyor. 

Herhangi bir sahil şeridinin uzunluğunu ölçmek imkânsızdır. Kullandığınız ölçü birimi ne kadar küçülürse sahilin uzunluğu o kadar artar. Buna “Sahil Şeridi Paradoksu” denir. Yani, bir ülkenin sahil şeridi uzunluğu, kullanılan yönteme, ölçeğe ve cetvele göre değişebilir. İnsan da böyledir. Her birimizin hayat ülkesindeki mutlulukların, heyecanların, düşlerin ve düş kırıklarının boyutu, yaş aldıkça kullandığımız ölçeklere göre değişir. Cetvel değiştikçe duyguların bizde bıraktığı izlerin uzunluğu da değişir. Yazgı değildir bu. Cetveli fırlatıp atmak bir tercihtir. Ölçü birimlerini küçültmek de… Ancak ölçü birimi ne kadar küçülürse yürünecek yolun uzunluğu o kadar artar,” diyor Evrim Kuran, Mundi Kitap’tan çıkan yeni kitabı Cetvel’in giriş niyetine yazdığı yazıda. 

2013 yılından beri düzenlenen “People Make the Brand” konferanslarının yaratıcısı olan ve küratörlüğünü yapan, aynı zamanda Sabancı Üniversitesi EMBA ve MEF Üniversitesi lisans ve yüksek lisans öğrencilerine “Çeşitlilik, Hakkaniyet ve Kapsayıcılık” dersleri veren ve “Mondelez International Türkiye”nin bağımsız yönetim kurulu üyesi olan Evrim Kuran, bir “ters istikamet” hipotezi olarak kurguladığı deneme kitabı Cetvel’de, kendi “cetvel”ini merkeze yerleştirerek kişisellikten evrensele uzanan bir düzlemde vicdan, hakkaniyet, sahicilik, gerçeklik, yılmazlık, tevazu, çalışkanlık, kıymet bilmek ve cesaret hakkındaki düşüncelerini kâğıda döküyor. Bunu yaparken bizim buralardan Afrika’ya kadar dünyanın dört bir yanından sosyokültürel örnekler vererek fikirlerini daha da açan Kuran, ölçüsü olmayan yaşamın tüm kollarında, bireyin kendi “cetvel”iyle kurduğu ölçüyle arasına mesafe koyabileceğini açıkça gösteriyor.

Evrim Kuran’ın “dokuz birim”lik ölçüsünü belirleyen kıstaslar, akılla hissedilip, kalple düşünülecek bir alanın evrelerini oluşturuyor. Bu alana insanın kendi koyduğu kurallarla hükmedebilme yetisinin mümkün olduğunu ifade eden Kuran, netlik ve kesinlikten taviz vermeden zihnin ruhuyla yürünerek hayatın temellerini tekrar ve sağlam atılabileceğini gösteriyor. Evrim Kuran, kişiye göre değişen unsurların, başka kişilerin “ölçüleri”ne girilebileceği anlamına gelmediğini, bilakis tüm bunların tek bir cetvel üzerinde ayrı ayrı yerlerde bulunmasına rağmen bir aradalığın huzurunu sağlamak adına bir “güven ortamı” oluşturacağını kişisel hayatından veya şimdiye dek yapılmış araştırmalardan örnekler vererek destekliyor. Örneğin “Vicdan” çizgisinde, bir şekilde başka insanlardan ayrılmak zorunda bırakılmış, vahşi doğadaki canlılarla yetişen çocuklar için kullanılan “feral çocuklar” kavramını, “feral yetişkinler”e çevirdiği bölümü şöyle bitiriyor: “Feral yetişkinler vahşidirler; en yabanıl hayvandan daha tehlikelidirler. Ortalama 1.300 gramlık bir beyinleri ve 250 gramlık bir kalplerinin olması, insana yakışır davranışlarla yaşamaları için yeterli değildir. Feral yetişkinler bir başkasını sevemezler, ama pornografi severler, en çok da duygu pornografisini. Feral yetişkinlerden zarafet, letafet, hakkaniyet beklemek safdillik olur. Ruhlarından ifrazat fışkırır. Vahşiliğin şanındandır; kırarlar, dökerler, tarumar ederler. Çalarlar, çırparlar, yerle bir ederler. Yine de hep mağdurdur feral yetişkinler. Dostoyevski, günlüklerinde Sibirya’daki onlarca katil, tecavüzcü ve soyguncudan bir tanesinin bile hata yaptığını kabul ettiğini görmediğini söyler. Feral yetişkinler, sonuna dek inkâr ederler. İyilik bir eylemlilik halidir; bir öğrenme halidir; bir seçiştir. İyilik emek ister. Yabani otlardan azade, iyiliğin sarmaşıkları sarsın duvarlarınızı.” 

Bu alıntıyla yazının sonu getirmem, Evrim Kuran’ın Cetvel kitabının alametifarikasının, bahsettiği “iyiliğin eylem olma hali” olması. Süreklilik arz eden bir “ölçü”yle, iyilik üzerinden tüm sarmaşıklarıyla duvarlarımızı saran “kötülüğe” karşı bir manifesto gibi okuyacağınız “Cetvel”, insanın kendi yaşamının kurallarını kendi belirlemesi gerektiğini salık verirken, “iyilik”i elden bırakmamayı, asla ve asla göz ardı etmemeyi şiar ediniyor.

Editör: Melike Kara 

Visited 1 times, 1 visit(s) today
Close