Yayına Hazırlayanlar: Bekir Vedat İlhan – Kaan Erdal

Sınıf ayrımından adaletsizliğe, vatan sevdasından vatan hasretine , kültürel çatışmalardan, Anadolu destanlarına kadar müziğin bir çok yönünde üretkenlik göstermiş Türk müzik efsanesi Cem Karaca’nın yürek dağlayan on şarkısını sizler için derledik.

1-) Unut Beni

 Tatlı bir gitar tınısıyla kulağınıza ulaşan ve ardından Cem Karaca’nın buruk bir dilekle vokale girişini takiben nasıl bir kahır serüvenine girdiğinizi fark ettiğiniz bu eser, bir gün anacaklara ve anılacaklara hitap ediyor. Bir hayalden artakalan hatıraların şarkısı, Unut Beni bu listeye son derece yakışıyor.  

2-) Bekle Beni

Konstantin Simonov tarafından yazılmış ve Dünya’nın en bilinen savaşta yazılmış aşk şiiri olan Bekle Beni’nin bestelenmiş hali olan bu eser, Cem Karaca’nın etkileyici sesi ve yakın arkadaşı Fehiman Uğurdemir’in altyapıdaki başarısıyla üstünden geçen bunca yıla rağmen etkisini devam ettirmekte ve bununla beraber her dinlediğimizde bir parçamızı bırakmamızı sağlamakta.

3-) Adsız

 Yeterince dinlenirse şayet işten, okuldan, plajdan, gezmekten dönüp yatağa uzandığınızda, çalmıyor da olsa işiteceğiniz bir parça, Adsız. Adı ne olursa olsun onsuz elleri üşüyen, içerisine kar yağanların şarkısı. Doğru koşullar altında her gecenizi karlı bir kış gecesine dönüştürebilir. 

4-) Sevdan Beni 

 Sözleri Ahmed Arif’e ait olan bu şarkıyı Türk Progresif Rock’ının başyapıtı olarak nitelendirirsek yanılmayız diye düşünüyoruz. Vokal ve grup uyumunun en üst seviyelerde görüldüğü bu parçada, Cem Karaca’ya, kendi deyimiyle müzikal anlamdaki en üst seviyeyi gördüğü Dervişan eşlik ediyor. 1977 yılında yayınlanan bu eser hem vokal bakımından hem de müzikal anlamda döneminin çok üzerinde bir eser olarak akıllara kazındı.

5-) Üryan Geldim

 Üzerine konuşmaya pek takat bırakmayan bir isyan örneği, tükenmek durumunun olabilecek en güzel anlatısıdır. Bir odada bu parça yankılanıyorsa, bir gam müptelasının yakınlarda olması kuvvetle muhtemeldir. “Azrail gelmiş de can talep eyler. Benim can vermeye dermanım mı var?” insan daha güzel nasıl “tükendim!” diyebilir? 

6-) Lümüne

Asıl adı “Odam Kireç Tutmuyor” olan Eskişehir yöresine ait anonim bir türkü olan bu esere “Lümüne” ismini Cem Karaca vermiştir. Lümüne kelimesi ülkemizin doğu bölgelerinde hüzün anlamına gelir. Cem Karaca’nın adeta insanın zihin duvarlarını aşan sesine grup olarak eşlik eden Kardaşlar ise böyle bir eserin hakkını vererek bizlere işitsel bir şölen yaşatıyorlar.

7-) Ay Karanlık

Ahmed Arif’in dizelerinin Cem Karaca tarafından kulaklarınıza kükrendiği bu eser, göğü izlerken tutulan dileklerin eseri. Dinlerken, sevdiğinizin gözleri mavi olsa da olmasa da içinizin yangın mavisine çaldığını fark edebilirsiniz. “Hadi gel, gel, ay karanlık” haykırışının ardından giren kirli mi kirli gitar solosundan itten aç, yılandan çıplak çıkabilirsiniz. 

8 -) Deniz Üstü Köpürür 

Cem Karaca ve Moğollar’ın kendi aralarında “deterjan” ismini taktığı bir Bodrum türküsü. Türk Müzik tarihindeki önemli işbirliklerinden biri olan Cem Karaca ve Moğollar işbirliğinin en güzel meyvelerinden olan bu eser, biz dinleyenlere denizin ortasında, sofrasında mum yanan bir kayığı hayal ettirecek kadar güçlüdür. Cem Karaca’nın güçlü sesiyle ciğerimizi titrettiği ve her dinlediğimizde tüylerimizi diken diken eden bu eseri listeyi hazırlarken es geçemezdik.

9-) Emrah

 Müzikal bir zirveden aşağı kendinizi bırakmak şeklinde özetlenebilecek bu parçayı tam olarak açıklamak, anlatmak, betimlemek pek mümkün değil. Cem Karaca’nın acı acı haykırdığı, anlattığı hikayeyi iliklerinize işlediği muhteşem bir beste. Müzikal lezzetinin büyüsü ayrı, duyduğunuz cümlelerin boğukluğu ayrı, tarifi zor ve eşsiz bir yolculuk. 

10-) Hep Kahır

Söz ve müziği Cem Karaca’ya ait olan bu eser, yıllarca vatanından ayrı konulmuş Cem Karaca için bir çığlık niteliğindedir. Sözleri öylesine vurucudur ki adeta insan acaba diğer şehirler sırf bu şiir için İstanbul’u kıskanıyor mudur diye düşünür. Böylesine vurucu sözler, Karaca’nın eşsiz sesiyle birleşince biz dinleyicileri atmosferin üzerinde hissettiren bir eser çıkması işten değil…

Yazımızın sonuna gelirken sizlere, listemize  eklemeyi canı gönülden istediğimiz fakat nasıl konumlandıracağımızı bilmediğimiz, bir ormana bedel iki çınar ağacının Dünya müzik tarihine hediyesi olan bu eserle  veda etmek isteriz.