“Düşünmek, hakikat ile sahtelik arasında bir ayrım yapmaktır.”
Kısaca Sanat Felsefesi, R. G. Collingwood[1]
Yüce olanı sanatta zahmetsizce izleyebilmek doğal bir edim değildir. Gerçek sanata ne kadar maruz kalırsak kalalım güzeli görmenin maliyeti eğitim gerektiren bir etkinliktir. Bir yapıt estetik değerini yalnızca konusundan, malzemesinden veya renginden alabilir mi? Sahici bir eser dış dünyadan aldığı bu sonlu özleri aşan bir tesire sahiptir. Sanatçının müdahalesi imgeyi fırçadan burada koparır. “Sanat aşkı ve bir fırçayı nasıl tutması gerektiğini bilmek birini sanatçı yapmaz. İçsel bir gizeme ihtiyacınız vardır.”[2]
The Best Offer (2013) filminde hakikat ve sahtelik arasında kayık süren bir denizci Virgil Oldman. İdeale âşık titiz ve tabii ki yalnız bir karakter. Ona göre bu ideal yalnızca tablolardaki başyapıtlarda. Aşkı resimlerde deneyimleyebilmiş milyarder koleksiyoncumuz imgeyi yaşama çok küçük yaşlarda tercih etmek zorunda kalmış. Öyle ki gerçek hayatta kadınların yüzüne dahi bakamayan bir çocuk Virgil Oldman. Collingwood’u dinleyelim: “ … o derece ki insan çirkinlik korkusundan değil de muazzam güzellik karşısında duyduğu korkudan ötürü konsere gitmekten, bir şiir okumaktan, çok güzel bir manzaraya bakmaktan hep korkar.”[3] Oldman’ın hakiki ve sahte sanat eserleri hakkındaki eşsiz yeteneğinin dış dünyada da işe yarar olabileceği yanılgısı yönetmenin başkarakterimize işlettiği bir günah. Oysa güzeli ancak kapı deliğinden seyredebilecek cesarette bir adam olan karakterimize göre gerçek aşk ancak ve ancak başyapıtlarda ortaya çıkabilirdi. Âşık olduğu kadından, Claire Ibbetson’dan dinleyelim: “Neden eldivenlerinizle dolaşıyorsunuz? Başkalarına dokunmaktan korkuyorsunuz. Onların eşyalarına dokunmak sizi iğrendiriyor.”[4]
Gerçek sanat hakkındaki kabiliyeti Virgil Oldman’a dış dünyadan kaçıp sanata sığınma özgürlüğünün yanında kuşku duymama zehrini de hediye etmişti: Ustaca yeteneği sayesinde gerçek aşkı da sahtesinden ayırt edebileceği zannı. İki ayrı deneyimin tek yetiyle göğüslenmesine şahit oluruz bu sahnelerde. Bir kılıçla iki ayrı devin arenasına çıkan toy savaşçı Virgil Oldman’in uğradığı ihanetin akıbetini izleriz. Evinde topladığı başyapıtlardaki kadınlar kadar mucizevi, gizemli ve tabii ki gerçek güzel (Claire Ibbetson) ile bu mücadelelerde karşılaşır Oldman.
Virgil Oldman, çok sevdiğimiz bir sahnede âşık olduğu biricik kadını görebilmek için öpüşen iki heykelin arkasına gizlenir. Kadın heykelin cinsel organı bir örtüyle erkeğin ise incir yaprağı ile örtülüdür bu eserde. Şehvetten yani deneyimden uzak salt aşk (!) Oldman yaşamını izleyicilere bu sahnede özetler: sanatın arkasına geçip güya gerçek güzelliği –tanımadığını, merak ettiğini- yasak bir şekilde görmek ister. Oldman’i dinleyelim: “Sanırım birine karşı belirli bir ilgi hissetmek onun güzel olduğuna dair kaçınılmaz bir kanaat uyandırıyor.”[5]
Üzerinde çokça düşündüğümüz son sahne… Kendisine yaklaşan garson ‘Tek misiniz?’ diye sorduğunda Oldman mahzun bir tavırla düşünüp: “Birini bekliyorum.” der. Pişman değildir artık Virgil. Pişmanlık bir son değildir çünkü. Zamanın içinden söyler bunu. Otomatların mahzeninden. Saatlerle dolu bir kafede âşığının ayaklarının bastığı nostaljik bir mekândadır. Virgil ömrü boyunca buna hazırlanmak istemişti. İstemeden tabii ki. Nereden mi biliyoruz? Kendi ağzından dinleyelim: “Bana seni beklemeyi öğrettiler.”[6] Topladığı sanat eserleri için söyler bunu. Yaslandığı biricik değerler için. Yaşamaya tutunduğu kocaman bir oda sanat eseri için. Virgil’in öldüresiye dövüldüğü bir sahne vardır. Film bunu söylemez ama kendisini döven adamları bize göre bizatihi kendisi tutmuştur. Claire hastalığını yenip dışarı çıkabilsin diye. Başarılı da olur. Ölümüne dayak yemiş Virgil hastaneye kaldırılırken sedyesinin başındaki Claire’e bakıp sanki hiç acı çekmiyormuşçasına gülümsemeyi eksik etmeyecektir. Sırf bir gülümseme için ölmeye yatan yaşlı Virgil bir oda dolusu koleksiyonunu kaybettiğine üzülebilir miydi peki? Asla. Balzac’ı dinleyelim: “Siz bir kadın çiziyorsunuz ama onu görmüyorsunuz.”[7]
Gösterime giriş tarihi: 1 Ocak 2013
Yönetmeni: Giuseppe Tornatore
Oyuncular: Geoffrey Rush; Jim Sturgess; Sylvia Hoeks; Donald Sutherland
Süre: 2 saat 11 dakika
Türler: Gerilim, Gizem, Aksiyon, Dram
Kaynakça
1. Collingwood, R. G. Kısaca Sanat Felsefesi. Ankara : Bilgesu, 2019.
2. Tornatore, Giuseppe. The Best Offer. 2013.
3. Balzac, Honoré de. Gizli Başyapıt. İstanbul : Can, 2020.
[1] R. G. Collingwood, Kısaca Sanat Felsefesi, s. 16, Ankara, 2019.
[2] Giuseppe Tornatore, The Best Offer, 2013
[3] R. G. Collingwood, Kısaca Sanat Felsefesi, s. 32, Ankara, 2019.
[4] Giuseppe Tornatore, The Best Offer, 2013.
[5] Giuseppe Tornatore, The Best Offer, 2013.
[6] Giuseppe Tornatore, The Best Offer, 2013.
[7] Honoré de Balzac, Gizli Başyapıt, s. 26, İstanbul, 2020.
Editor: Melike Kara
- The Best Offer - 1 Ocak 2026
- Körkütük Dionysos: “Another Round” - 11 Kasım 2025
- Me and Earl and the Dying Girl Film İncelemesi - 2 Mayıs 2025
